-
BIST 100
18348,68%0,11
-
DOLAR
46,44% 0,05
-
EURO
53,10% -0,30
-
GRAM ALTIN
6261,51% 0,92
-
Ç. ALTIN
10117,53% 0,31
“İŞ CİNAYETLERİ KADER DEĞİLDİR”
Bugün 3 Mart 2026. 1992 yılında Zonguldak Kozlu’daki kömür ocağında meydana gelen grizu patlamasında 263 maden emekçisini yitirdiğimiz katliamın 34. yılındayız.
Kozlu’da kaybettiğimiz emekçileri saygıyla anıyor; onların anısını iş cinayetlerine karşı yürüttüğümüz mücadelenin tarihsel sorumluluğu olarak görüyoruz.
Ülkemizdeki iş cinayetlerine dikkat çekebilmek, insan hayatının, işçi sağlığının ve iş güvenliğinin önemini vurgulamak için 3 Mart tarihi TMMOB tarafından “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olarak ilan edilmiştir. Çünkü bu ülkede madenler, inşaatlar, tersaneler, fabrikalar ve şantiyeler hâlâ emekçilerin mezarı olmaya devam etmektedir. Bilimin, tekniğin ve mühendisliğin gelişimine rağmen işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri aynı ölçüde geliştirilmemekte; önlenebilir kazalar göz göre göre ölümlere dönüşmektedir.
AKP iktidarı döneminde en az 32.000 emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ise en az 20.000 emekçi hayatını kaybetmiştir. Her gün en az 6, yılda 2.000 emekçi iş cinayetleri sonucu aramızdan koparılmaktadır. Bu tablo kader değil, siyasal tercihlerin sonucudur.
Soma, Ermenek, Mecidiyeköy (Torunlar), Şirvan, Amasra, Gayrettepe, Oba Makarna, İzmir Kule Vinç, Kartalkaya, Dilovası… Bu isimler yalnızca birer yer adı değil; denetimsizliğin, kâr hırsının ve kamusal sorumluluktan kaçışın simgesidir. Etkin denetim ve yaptırım uygulanmadığı sürece de benzer acılar yaşanmaya devam edecektir.
Bütün bu uyarılarımıza rağmen ülkemizdeki tablo oldukça karanlıktır. Türkiye’de 2.290.160 işyeri bulunmasına rağmen 2025 yılında bunların yalnızca 8.161’i, yani yüzde 0,35’i iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetlenmiştir. Bu oran, kamusal denetim mekanizmasının fiilen işlemediğinin en açık göstergesidir.
Oysa “elverişli koşullarda çalışma hakkı” İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde güvence altına alınmış temel bir haktır. Bu hak, emeğin tarihsel mücadelesi sonucunda kabul görmüş; devlete çalışanların yaşamını ve sağlığını koruma yükümlülüğü yüklemiştir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, insan yaşamını merkeze alan kamusal bir sorumluluktur.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında 2013 yılında yürürlüğe konulan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çalışma yaşamını düzenleyen tek yasa değildir. 4857 sayılı İş Kanunu, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olmak üzere birçok yasa ile biçimlendirilmiştir. İş yasalarının, çalışanların hakkını korumak ve geliştirmek amacını temel ilke edinmesi gerekirken; bu düzenlemeler işverenlerin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmiştir. Esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iş ilişkisini, taşeronlaştırmayı, ödünç işçiliği yasal hale getiren; kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan; işçi sağlığı ve iş güvenliğini işveren yükümlülüğü olarak görmeyen düzenlemelerdir. 6331 sayılı Kanun ile işçi sağlığı ve güvenliği alanı taşeronlaştırılmış, piyasa koşullarına terk edilmiştir.
Bu yasayla birlikte işverenin işçi sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü fiilen Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB) adı altında faaliyet gösteren şirketlere devredilmiştir. Böylece işçi sağlığı ve güvenliği kamusal bir sorumluluk alanı olmaktan çıkarılmış, piyasa ilişkilerine tabi kılınmıştır. Bunun sonucunda iş cinayetleri ve meslek hastalıkları azalmamış, aksine artarak sürmüştür.
Bugün işyerlerinde görev yapan iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin yaklaşık %90’ı OSGB’ler aracılığıyla sağlanmaktadır. OSGB’ler ile işyerleri arasındaki ticari sözleşme ilişkisi, uzmanların mesleki bağımsızlığını zedelemekte; işyerlerinde alınması gereken önlemlere ilişkin değerlendirme ve önerilere müdahale edilmesine yol açmaktadır. Bu yapı, bağımsız ve etkin bir işçi sağlığı ve güvenliği hizmetinin sunulmasını engellemektedir.
Bununla beraber işyerlerinin tehlike sınıfına göre verilmesi zorunlu olan eğitimler gereği gibi yapılmamaktadır. Çalışanların sağlığını tehdit eden fiziksel ve kimyasal etmenlerin ölçümü daha önce kamusal bir kurum olan İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (İSGÜM) tarafından yürütülürken mevcut iktidar döneminde özelleştirilmiş ve bu hizmetler özel hijyen laboratuvarlarına devredilmiştir. Bu durum, zararlı etkenlerin tespiti ve denetiminde ciddi zafiyetler yaratmaktadır.
Açıktır ki; işverenler işyerlerinde iş kazalarına yönelik koruyucu, etkin ve yeterli önlemleri almadıkları; siyasi iktidar da bu kazaların ölümle sonuçlanacağı bilindiği halde önlenmesi için yeterli ve etkin denetim yapmadığı ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen işyerlerine caydırıcı yaptırımlar uygulamadığı sürece bu tablonun sorumluluğunu taşımaktadır.
Ülkemizde iş cinayetlerinin, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının bu denli yaygın olmasının bir diğer nedeni de emekçilerin sendikal haklarının baskı altında tutulmasıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller tüm çalışanlar için kaldırılmadıkça işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yol almak mümkün olmayacaktır. Sendikasız uzman, sendikasız işçi, örgütsüz bir çalışma yaşamı ile emekçiler tüm olumsuzluklara açık ve savunmasızdır. Bu savunmasızlığa karşı adil yargılanma, örgütlenme, insani koşullarda bir çalışma yaşamı ve işyerlerinde emekçilerin ölmeyeceği, yaralanmayacağı, sakat kalmayacağı bir düzen istiyoruz.
TMMOB olarak bir kez daha altını çiziyoruz: İş cinayetleri kader değildir. İş cinayetlerinin büyük çoğunluğu önlenebilir niteliktedir. Bilimsel ve teknik ölçütler doğrultusunda kamusal ve bağımsız bir denetim sistemi kurulmadan; üniversitelerin, sendikaların, meslek örgütlerinin katılımıyla idari ve mali yönden bağımsız bir ulusal işçi sağlığı ve güvenliği kurumu oluşturulmadan bu tablo değişmeyecektir.
İş cinayetleri sona erene, emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.03 Mart 2026
TMMOB
Antalya İl Koordinasyon Kurulu
Ankara Üniversitesi Rektörü, Beypazarı Meslek Yüksekokulu’nu ziyaret etti
AKK toplumsal şiddete yönelik düzenlenen panele ev sahipliği yaptı
Beypazarı İlçe Emniyet Müdürlüğü: Beypazarı oldukça ziyaretçi alan bir yerdir
Adil Koçalan: Medya kuruluşları ülkemizin ortak hafızasını oluşturan en önemli kurumlardır
Eğitimci Hayat Aras: "Yakutistan'da Isıah (IHIAH) Bayramı"
İstanbul'da iki ilçede planlı su kesintisi uygulanacak
Battalgazi Belediyesi'nden esnafa temiz çalışma ortamı
28. Yeşilyurt Kültür, Spor ve Kiraz Festivali, 28 Haziran'da gerçekleşecek
Malatya'da genç girişimciler ödüllerini aldı
Yeşilyurt'ta yaz akşamları etkinlikleri aile şenlikleriyle başladı
İki haftalık uyuşturucu operasyonlarında binlerce şüpheliye işlem
UDSP yabancı dil sınavı için giriş belgeleri yayımlandı
Başkan Taşkın'dan Prof. Dr. Sezai Yılmaz'a ziyaret
Malatya'da altyapı çalışmaları devam ediyor
Malatya'da yeni ulaşım aksı için çalışmalar hızlandı
Trabzon Beşirli’ye çocuklara özel külliye geliyor
AKK Başkanı Yılmaz Kamu Denetçiliği Kurumu Başdenetçisi Mehmet Akarca'yı ziyaret etti
AKK Ankara'ya İz Bırakanların konuğu İlhan Selçuk oldu
Mayıs ayı son 56 yılın en soğuk dönemlerinden biri oldu
Tunceli’de mantar ararken kaybolmayın! AFAD’dan hayati uyarı
Malatya’nın altın meyvesi için yol haritası belirlendi
Şehit babaları Babalar Günü'nde unutulmadı
HDH Medya 10. yıl gala gecesinde başarılar ödüllendirildi
Minguzzi’nin ailesine yönelik tehdit ve hakaret davasında karar verildi
Gazze'de can kaybı 73 bin 35'e ulaştı
İngiltere’de sıcak hava dalgası: Kırmızı alarm verildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 103 yıllık cumhuriyetin en başarılı kadrosu olduk
Nurullah Öner, sahadan gelen talepleri projelere dönüştürüyor
AK Parti Baskil’de 100 kişilik kadroyla sahaya indi
Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü’nden sıcak hava uyarısı
Yükleniyor



