• 25 Aralık 2017, Pazartesi 19:58
TürkerAyyıldız

Türker Ayyıldız

TARTIŞILAN KHK İLE İLGİLİ FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI…

Gelişmeleri dikkatlice takip edersek yakın zamanda bölgemizde bir karışıklık çıkarılacağı endişesi artıyor. ABD’nin PKK’ya yaklaşık 3.500 tır yükü silah vermesi, PKK’lı teröristlerin DEAŞ’lı teröristleri serbest bırakması, yakın zamanda Norveç’te yapılmış olan NATO tatbikatında Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mevcut Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın düşman ilan edilmesi, ABD tarafından Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması ve BM Genel Kurulunda çıkan sonuç ile ilgili olarak yaratılan gerilim, sonrasında Norveç’te konuşlandırılmış ABD birliklerinin generalinin kendi askerlerine yaptığı konuşma ve Hükümetimizin 24 Aralık’ta açıkladığı KHK ile getirilen yeni düzenleme haberlerini peşpeşe okuduğumuzda bu endişeler artıyor. Dikkatli, akıllı ve uyanık olmamızı gerektiren günler yaşıyoruz.

….

Yaşanan son gelişmeler konuyu yakından takip edenleri zaten yeterince endişelendirmektedir. ABD’nin PKK’ya silah desteği vermesi hepimizin malumu.

Bazıları içinden PYD/YPG ya da SDG yazacaktı herhalde diye geçirmiş olabilir. Hayır. Bilerek PKK yazıyorum, sınırın Türkiye tarafında PKK, bir adım öbür tarafa geçince PYD ya da son dönemde değiştirilen adı ile SDG diye bir tanımı kabul etmiyorum. Bu tanım konuya uzak olanların aklını karıştırmak ve kendilerini uluslararası platformlarda temiz göstermek için üretilmiş bir tanım. Ülkemizdeki teröristler Suriye veya Irak’a geçince yine PKK teröristleri. Bunların sözde yöneticileri aynı, haberleşme teknikleri aynı, kadroları aynı, idealleri ve ideolojileri aynı. Dolayısı ile bunlar PYD ya da YPG veya SDG değil, yıllardır bildiğimiz bebek katilleri PKK’lılar. SDG içerisinde kasıtlı olarak başka Suriyeli gruplar gösterilse de asıl grup PKK ve bu bebek katillerin kadın yapılanmasıdır.

PKK terör örgütü, zaman içerisinde kendisini terörist bir örgüt olarak tanıyan devletlerin baskısından kurtulmak için adını pek çok sefer değiştirdi. KADEK, KONGRA/GEL ve KCK kullandığı isimlerden bazılarıdır. Aynı amaçla kadın teröristlerin oluşturduğu grup da zaman içerisinde PJAK veya HPJ ya da YPJ adlarını kullanmıştır. Ayrıca kendi yandaşları tarafından bile kabullenilemeyecek kadar vahşice, bebek ve kadın ayrımı yapmaksızın sivil halka yönelik yapılan eylemleri ise TAK adı ile üstlenmektedirler.

1974 yılında bebek katili, teröristbaşı Abdullah Öcalan tarafından kurulan PKK'nın ideolojisinin, bazı yanlı yazarlara göre 1990 yılına kadar Marksizm-Leninizm üzerine kurulu olduğu, 1990’dan sonra ise demokratik konfedaralizm olduğu belirtilmekte ise de kendi içerisindeki elemanlarını bile örgüt içi infazlarla öldüren bu örgüte demokratik demek tamamen propagandadır.

PKK gerek geçmiş dönemde gerekse günümüzde, eylemleri için çeşitli Marksist-Leninist örgütler veya partiler ile iş birliği yapmıştır. Bununla birlikte PKK'nın bazı ülkelerden maddi, manevi ve politik destek gördüğü bilinmektedir. Türkiye'deki eylemlerinin finansmanının büyük bir kısmı Türkiye dışından sağlanmaktadır.

Marksist-Leninist bir terör örgütünün ABD tarafından desteklenmesi son zamanlarda yaşadığımız en büyük komedidir. “Kuklalar” başlıklı yazımda belirttiğim gibi oynanan bir tiyatrodur.

PKK açısından bakıldığında, yıllarca Marksist-Leninist bir örgüt olarak propaganda yap, kendine yandaş topla, eylemler yap, sonra git ideolojik olarak en büyük düşmanın olması gereken kapitalist bir ülke ile işbirliği yap.

 

ABD ise NATO’nun kime karşı kurulduğunu ve amacını unutmuş gözüküyor. Sonuçta iki tarafta ortak paydada buluşabilmişler. Ülkemizin zayıflatılması ve paylaşılması.

 

Ancak ABD’nin Irak’a kitle imha silahları var, Irak dünyayı bitirecek diye girip, binlerce kişiyi öldürdükten, kadınların-kızların ırzına geçildikten sonra hiç bir kitle imha silahı bulamadan Saddam’ı öldürmesi ve birdenbire petrol paylaşımı konusunda en büyük destekçisi İngiltere ile birbirlerine girmelerini hatırlayınca bu konu da normal olarak görülebilir.

Konumuza dönecek olursak, silah desteği konusunda yeterince soru işareti var.

Neden DEAŞ mensubu teröristler PKK tarafından serbest bırakıldı?

14 Kasım 2017 tarihinde konu ile ilgili yayınlanan bir haber;


Terör örgütlerinin kirli ittifakı: Rakka'da YPG ve DEAŞ el sıkışmış!

Suriye'nin Rakka kentinde ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon ve koalisyonun desteklediği terör örgütü YPG'nin, 250 DEAŞ mensubu terörist ve ailesinin silahlarıyla birlikte şehirden güvenli bir şekilde çıkardığı ortaya çıktı.

ABD öncülüğündeki uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyon ve koalisyonun destek verdiği terör örgütü PYD/ YPG'nin, Suriye'de DEAŞ'ın kontrolündeki Rakka kentine yönelik yürüttüğü operasyonla ilgili kirli bir gerçek ortaya çıktı.

BBC muhabirleri Quentin Sommerville ve Riam Dalati'nin özel araştırmasına göre, DEAŞ mensubu 250 terörist uluslararası koalisyon ve terör örgütü YPG'nin ana gövdesini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin ortak operasyonuyla şehirden güvenli bir şekilde tahliye edildi.

Tahliye edilen teröristler arasında, örgütün önde gelen militanlarının yanı sıra çok sayıda yabancı savaşçı da vardı.

Rakka'nın ABD destekli güçler tarafından ele geçirilmesinden kısa bir süre önce yüzlerce araçlık konvoyla şehirden ayrılan DEAŞ'lı teröristlerin yanlarında ailelerinin de yer aldığı ve konvoyun yaklaşık 4 bin kişiden oluştuğu belirtildi.

Üstelik terör örgütünün konvoyunda silah ve cephane yüklü 10 kamyon da bulunuyordu.

BBC'nin haberinde, Rakka'dan tahliye edilen teröristlerin bir kısmının Suriye geneline dağıldığı, bazılarının ise Türkiye'ye geçtiği bilgisi yer aldı.

Haberde kamyon şoförü Ebu Fevzi ve arkadaşlarının tanıklıklarına yer veriliyor.

Şoförler, 12 Ekim'de SDG'nin kendilerinden, Fırat Nehri kıyısındaki Tabka şehrinde savaştan kaçan sivil aileleri kuzeydeki bir kampa götürmelerini istediğini söylüyor.

Ancak konvoy bir araya geldiğinde kamyonlarda sivil aileler yerine DEAŞ'lı teröristler, savaşçıların aileleri ve tonlarca silah ile mühimmat olduğu ortaya çıkıyor.

Şoför Ebu Fevzi ve arkadaşlarına gizli tutmaları istenilen bu operasyon için de binlerce dolar ödeneceği sözü veriliyor.

DEAŞ'lı teröristlerin Rakka'dan kaçırılması anlaşması yerel yetkililer tarafından yapıldı. Rakka'da dört ay süren çatışmaların sonunda anlaşmaya varıldı.

Amaç, çatışmalara son vermek, terör örgütü DEAŞ'a karşı çıkan daha fazla Arap ve Kürdün hayatını kaybetmesini önlemekti.

Ama aynı zamanda, yüzlerce DEAŞ'lı teröristin de şehirden kaçması sağlandı.

http://www.haberturk.com/teror-orgutlerinin-kirli-ittifaki-rakka-da-ypg-ve-deas-el-sikismis-1713267

ABD, PKK’ya neden silah vermişti? DEAŞ ile savaşmaları ve yenmeleri için değil mi?

DEAŞ teröristleri, PKK teröristleri tarafından serbest bırakıldığına göre bu silahlar başka bir amaçla verildi o zaman.

Burada konumuza bir nokta koyup başka bir tanım tartışmasına daha son verelim. Ülkemiz dışındaki ülkeler DEAŞ terör örgütünü ISIS, ISIL veya İŞİD kısaltması ile tanımlamaktalar ancak biz içerisinde kutsal dinimiz İslam adının geçtiği bir terör örgütü tanımını kabul edemeyeceğimiz için DEAŞ veya DAEŞ tanımını kullanıyoruz bu terör örgütü için. (DEAŞ’ın kimler tarafından kurulduğu ve desteklendiği ise bir başka yazı konusu olsun şimdilik)

DEAŞ’ın elinde uçak veya helikopter olmadığı halde neden PKK’ya uçaksavar ve yerden havaya ısı güdümlü füzeler verildi?

Biz ABD ile hem BM’de hem de NATO’da müttefik değil miyiz?

ABD’li komutan askerlerini hangi tehlikeye karşı uyardı?

Haber şu şekilde;

ABD'li Komutan Askerlerini Uyardı: Büyük Savaş Yaklaşıyor!

Norveç'te konuşlandırılmış ABD deniz piyadelerinin komutanı General Robert Neller, askerlerine seslenip "Umarım yanılırım ama savaş yaklaşıyor!" dedi

  •  

Norveç'te konuşlandırılmış ABD Deniz Piyadelerinin Komutanı General Robert Neller, bölgede 'büyük kavganın' başlayabileceği konusunda askerlerini uyardı.

 

ASKERLERE SESLENDİ: SAVAŞ YAKLAŞIYOR!

Military.com'un haberine göre Neller, bölgedeki Amerikan varlığının genişleyebileceği tahmininde bulunarak askerlerine yerlerinin değişebileceğini bildirdi. Askerlerine seslenen general, "Umarım yanılırım ama savaş yaklaşıyor. Buradaki varlığımız sayesinde sizler enformasyon ve politik mücadeleye katılıyorsunuz" dedi.

 

"SAYIYI BİR GECEDE 3 BİNE ÇIKARABİLİRİZ!"

Yakın zamanda dikkatlerin Pasifik ve Rusya'ya odaklanacağını dile getiren Neller, "Sadece neden burada olduğunuzu unutmayın. Onlar gözlemliyor. Tıpkı sizin nasıl onları gözlemlediğiniz gibi, onlar da sizi gözlemliyor. Burada 300 deniz piyademiz var. Bu sayıyı bir gecede 3 bine çıkarabiliriz" ifadelerini kullandı.

 

http://www.antalyaguncel.com/guncel/abdli-komutan-askerlerini-uyardi-buyuk-savas-yaklasiyor/150988

23 Aralık 2017

 

Bu uyarının sebebi Rusya veya İran mı, yoksa Türkiye mi ? Generalin bu düşüncesinin sebebi ne?

Yakın zamanda Norveç’te yapılmış olan NATO tatbikatında Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mevcut Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan düşman ilan edilmiştir.

Norveç’te yapılan bu NATO tatbikatına ABD Deniz Piyadeleri de katıldı mı acaba?

NATO bu skandaldan sonra olayı iki alt düzey personeline yıkarak soruşturma açtığını duyurdu. Bana göre olay bu kadar basit değil. Bu tip tatbikat hazırlıklarına aylar öncesinden başlanır ve en küçük detaylarına kadar tatbikattan sorumlu komutan ve yardımcıları, kurmay başkanı ve diğer sıralı personel tarafından incelenir. Tatbikat senaryoları ve alınacak tedbirler defalarca didiklenir.

Bazılarınıza göre felaket senaryosu yazıyor olabilirim ama bizim görevimiz vatandaşlarımızı ve ilgili mercileri uyarmak, olaylara farklı bir bakış açısı getirmek, sormanızı ve sorgulamanızı sağlamak değil mi? Bir de şu haberi okuyalım ve ona göre yazımızı tamamlayalım.

 

24 Aralık’ta yayımlanan KHK ile ilgili haber;

Darbe girişiminin bastırılması için hareket eden sivillere de yargı zırhı,

Resmi Gazetede bugün yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnamede darbelerin bastırılması için hareket eden sivillerle ilgili düzenleme de bulunuyor.

 

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında resmi görevlilere getirilen yargı zırhı sivilleri de kapsadı. Darbe girişimini ve bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden sivil kişiler hakkında, resmi sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın, hiçbir idari, mali veya cezai işlem yapılamayacak.

696 sayılı KHK ile Olağanüstü hal uygulamalarının uygulanmasına ilişkin 8 Kasım 2016'da çıkarılan yasanın 37. maddesine ek yapıldı. Bu maddeye bir 'fıkra' ekleyerek şöyle denildi:

"Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına, veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/07/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır."

Daha önceki düzenleme şöyleydi :

"15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında karar alan, karar veya tedbirleri icra eden, her türlü adli ve idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hal süresince yayımlanan kanun hükmünde kararnameler kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu karar, görev ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz."

http://www.antalyaguncel.com/guncel/darbe-girisiminin-bastirilmasi-icin-hareket-eden-sivillere-de-yargi-zirhi/150997

24 Aralık 2017

...

Dünden bu yana bazı hukukçular ayağa kalkarak bu KHK’nın çok yanlış olduğunu ve ucu açık olduğunu belirterek iptalini istiyorlar. Ancak bana göre bu KHK bilinçli olarak bir iç savaş tehlikesine karşı çıkarıldı ve birilerine şu mesaj verilmek isteniyor, bu ülkede bir karışıklık çıkardığınızda karşınızda sadece asker ve polis değil, Türk Milleti olacak.

Yukarıda yazdıklarımızın kısa özeti şu. PKK 1974 yılında kurduruldu, FETÖ ise yaklaşık kırk yıllık bir proje. Her ikisi de aynı şekilde yurt dışından destek gördü, zorda kaldıklarında desteklendi gizliden gizliye. İki terörist grubunun da hedefi ülkemizi yıpratmak, meşru hükümeti yıkarak yerine geçmek veya koparabildikleri parçasında ayrı bir devlet kurmak.

Eskiden gizliden gizliye verilen bu destek artık açıktan açığa, pervasızca, göstere göstere veriliyor. ABD vatan haini FETÖ teröristlerini ülkesinde barındırıyor, para, ev, iş veriyor, kurduğu mahkeme tiyatrolarında bunları kürsüye çıkarıp duymak istediklerini söyletiyor.

Baktılar ki kırk yıldır bunlardan bir iş çıkmadı, artık kendileri açıktan açığa ülkemizi karıştıracak hamleleri atıyor. Sınırımızda beslediği PKK’lılara tırlarca silah veriyor, 3.500 tır dolusu malzeme. PKK bunları DEAŞ’a karşı kullanmadığına göre bize karşı kullanacak. Bölgede yapılan operasyonlarda ele geçirilen pek çok silah ve mühimmatın üzerindeki seri numaralarının kazınmış ve silinmiş olmasının sebebi de bu. Yukarıda belirttiğim gibi DEAŞ’ın elinde uçak ve helikopter olmamasına rağmen bu bebek katillerine uçaksavar ve yerden havaya ısı güdümlü füzeler verilmesinin amacı bu silahların bize karşı kullanılmak üzere verilmesi. Zaten eğitimleri verildi, hazırlıklar yapıldı, güneydoğuda bir helikopterimiz bu ısı güdümlü füze ile düşürüldü ve askerlerimiz şehit edildi bile.

ABD’li komutanın askerlerini uyanık tutmak için uyarmasının sebebi de bu. Baktılar artık terör örgütlerinin gizli kapaklı oyunları ülkemizde istedikleri etkiyi yaratamadı, FETÖ’cüler kullanılarak 17-25 Aralık’ta önce hakim-savcı ve emniyet kullanılarak iktidar değişikliği hedeflendi, olmadı, 15 Temmuz’da darbe teşebbüsünde bulundular, kendi silahlarımızla, uçaklarımızla bombalar yağdırdılar, yine olmadı. Artık kendileri gelecekler. Irak’ta yaptıkları gibi, dünya ülkelerini kandırmak, susturmak ve yanlarına çekmek için yaptıkları propaganda gibi Türklerin kitle imha silahları var, Türkiye dünyanın sonunu getirecek mi derler, araplara demokrasi getireceğiz dedikleri gibi, Türkiye’ye demokrasi getireceğiz mi derler veya daha başka parlak bir yalan mı bulurlar bilemem ama artık kendileri gelecek.

Dün çıkarılan KHK ile bu ülkede bir karışıklık çıkardığınızda karşınızda sadece asker ve polis değil, Türk Milleti olacak mesajı veriyor hükümetimiz bence.

Bu amaçla yeni düzenlemeler gelmesi şaşırtıcı olmayacak.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık