• 17 Aralık 2017, Pazar 0:20
TürkerAyyıldız

Türker Ayyıldız

KUKLALAR

Bazen sizin de kendinizi bir kukla gibi hissettiğiniz oluyor mu?

Dünya üzerinde bitmeyen savaşlar, kargaşalar.

Peki neden çoğunlukla müslüman ülkelerinde görülüyor bu savaşlar?

Ne var buralarda?

BM veya NATO gibi kurumlar nerede?

Dünya geneline silah, mühimmat, zırhlı araçlar, füzeler vb. satan şirketler/ülkeler var. Bu şirketlerin/ülkelerin yeni pazarlar, yeni alıcılar bulmaları lazım. Bu amaca ulaşmak için ne gerekiyorsa yapıyorlar, çeşitli metodları ve motivasyonları kullanarak bu ülkeleri kargaşaya ve savaşa itiyorlar. Bazen terörist gruplara bedava silah verip, bu grupların savaştığı ülkelerin hükümetlerine kendi vatandaşlarını korumaları için parayla silah satıyorlar. Bir yandan silahlar üretiliyor, daha sonra bu silahlardan korunmak için karşı taktikler içeren savunma mekanizmaları üretilip satılıyor. Mayın üretilip daha sonra bu mayınlardan korunmak için zırhlı araçlar üretilmesi gibi.

Tam burada şunu da vurgulamak lazım. Ben yukarıda terörist dedim ama bazı ülkelere göre terörist olanlar, bazılarına göre isyancı, bazılarına göre özgürlük savaşçısı. İngilizcedeki terrorist ile insurgent kavramları bunu karşılıyor. Bu tamamen başka bir yazı konusu. İleride bu konuya da değinmek isterim.

Yazımızın konusuna dönecek olursak, yazının başında bir soru sorduk.

Neden Müslüman ülkeler hedef oluyor?

Bu ülkelerin genel özelliklerine bakarsak sorunun cevabı ortaya çıkıyor.

Bu ülkelerde demokrasi yok, genellikle zengin aileler tarafından yıllardır yönetiliyorlar, dolayısıyla ajanların işlerini kolaylaştıracak karşı gruplar doğal olarak var.

Bazen ise şii-sünni meselesi, bazen alevi-sünni meselesi gibi mezhep farklılıkları, bazen Türk-Kürt gibi etnik konular, bazen zengin-fakir karşıtlığı kaşınarak, bu motivasyonlar ile terörist gruplara eğitim verilerek amaca uygun karışıklık yaratılabiliyor.

Bazen bu grupları kışkırtmada “CİHAT” konusu işlerine geldiği şekilde işleniyor. Yeterli dini eğitim alamamış bu kişiler diğer dinlere mensup ajanlardan öğreniyor cihadı.

Ayrıca bu ülkelerde zengin petrol ve yeraltı kaynakları var. Çıkarılan karışıklık ile zengin doğal kaynaklarda söz sahibi olmak da cabası. Yakın tarihe baktığımızda hangi ülkelerin, hangi ülkelere el koyduğunu veya bu doğal kaynaklarda söz sahibi olduğunu görebilirsiniz.

İşin komiği bazen göz göre göre bu ülkelerin operasyon yaptığını görüyoruz. Arap baharı propagandası gibi. Fakat öyle güzel propaganda ile öyle güzel parlak laflarla yapıyorlar ki, bazen o ülkeye demokrasi getireceklerini, bazen insan hakları ihlallerini ve diktatörlüğü bitireceklerini söyleyerek. Zaten itiraz edecek gücü olmayan diğer ülkelere de söyleyecekleri birşey kalmıyor. Hoş bazıları itiraz etseler de silah satanlar, BM’den istedikleri kararları çıkardıkları için ne yapsalar nafile.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde, kararları veto etme hakkı bulunan 5 daimi üye var. Bunlar; Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık (İngiltere), Fransa, Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya. Ayrıca göstermelik on geçici üye ülke bulunur. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Birleşmiş Milletler'in, üye ülkeler arasında güvenlik ve barışı korumakla yükümlü en güçlü organı. Birleşmiş Milletler'in diğer organları sadece tavsiye kararı alabilirken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararları, tüm üye ülkeler açısından bağlayıcılık taşımaktadır. Bu bağlayıcılık, üye ülkelerin tamamına yakını tarafından imzalanmış olan Birleşmiş Milletler Tüzüğü'nde açık bir şekilde belirtilmiştir.

Peki bu kadar savaş ve kargaşa varken neden bu ülkeler için BMGK karar almıyor? İşte tam burada “Dünya beşten büyük değildir” ikazı geliyor ama bu silah ve petrol tüccarlarının elde ettkleri karlı işi bırakmaya niyetleri hiç yok.

O zaman neden kurulur bu Birleşmiş Milletler veya NATO gibi kurumlar?

Yemen’de, Afganistan’da, Suriye’de, Irak’ta savaş varken, güvenlik ve barışı korumakla yükümlü olan bu kurumlar neredeler. Bu yüzden bazen kukla gibi hissediyoruz kendimizi. Silah ve petrol tüccarlarının kuklaları. Kirli ve kanlı savaşları için sadece sen veya ben değil, devletler ve anlı şanlı politikacılar da kukla yapılıyor. Bizde güzel bir laf vardır “Tavşana kaç, tazıya tut” deriz. Bir yandan silahlar üretilip satılırken bir yandan BM ve NATO gibi kurumlar kuruluyor, askerler ve polisler yetiştirilip bu tiyatroya ortak ediliyor. Kan dökenler hep aynı, silah ve petrolden para kazananlar hep aynı. Evlerinden, ülkelerinden edilenler, göçe zorlananlar, çadırlarda kalmaya mahkum edilenler, açlık ve sefalet içinde yaşamaya çalışanlar, salgın hastalıklarla boğuşanlar, çocuklarını kaybedenler hep aynı.  Biz kuklalarda akşam haberlerini seyrederken doğal bir süreç gibi takip ediyoruz olan biteni.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık