• 07 Ocak 2018, Pazar 23:27
TürkerAyyıldız

Türker Ayyıldız

FETÖ/PDY = 40 Yıllık CIA Operasyonu / 2

(FETÖ/PDY = Fethullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması)

Bir zamanlar bu CIA Ajanı katilin, isminin önüne ve arkasına sıfat takmadan konuşanlara kızanlar olurdu. Muhterem Fethullah GÜLEN Hocaefendi Hazretleri gibi parlak sıfatlar yaratılmıştı kendisi için. Şimdi aklıma geldikçe gülüyorum bu kişilere.

(Yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermemek ve konunun daha iyi anlaşılması için bu konuda yazdığım birinci yazımdan sonra bu yazının okunmasını rica ediyorum)

İddiaya göre, 1999 yılı Mart ayında, 28 Şubat süreci'ndeki Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi atmosfer sebebiyle Amerika Birleşik Devletleri'ne giden Gülen, o tarihten bu yana Pensilvanya eyaletindeki Saylorsburg kasabasında yaşamaktadır.

Bazılarına göre ise Amerika’ya sağlık sebeplerinden dolayı gitmiştir.

PKK elebaşısı, Bebek katili Abdullah Öcalan 15 Şubat 1999’da gizli servislerin ortak operasyonu ile ülkemize teslim edilmişti. Bu gizli servislere göre kendisinin kullanım ömrü dolmuştu. (Ancak yarattığı canavardan başka örgüt yöneticileri devreye sokularak kullanılmaya devam ediliyor)

İlerleyen yıllarda ülkemizin başına büyük belalar açacak Fethullah Gülen, Öcalan’ın hemen arkasından ABD yolunu tutuyordu.

Bebek katili Öcalan’ın teslim edilip, vatandaşlarımıza bombalar yağdıracak Gülen’in ABD’ye davet edilmesi, geniş bir arazinin ortasına konulmuş saray misali bir çiftlik evinde ağırlanması size de ilgi çekici gelmiyor mu?

Demek ki birinin kullanım ömrü dolmuştu. Ama diğeri yeni kullanıma sürülecekti. Emperyalist ülkelerin yıllardır uyguladığı BÖL, PARÇALA ve YÖNET taktiğinin yeni bir versiyonu sergilenecekti.

ABD’ye kanuni yollardan gidenler bilir. Bir aylık turist vizesi almak bile çok zordur. Sizden nüfus kayıtları, ev, daire, arsa tapuları, araç ruhsatları, bankada paranız olduğunu gösteren banka dekontları, hesap hareketleri vb. bir sürü evrak talep edilir, ülkelerine girişte parmak izleri alınır, fotoğraflarınız çekilir, ayak üstü tekrar sorgu yapılır, durumu şüpheli olanlar ayrı sorgu odalarına alınarak ajanlar tarafından çocukluk anılarınıza kadar herşey didik didik edilir, yüzlerce soru sorulur.

Alçak Gülen’den neler istendi acaba? Neredeyse 19 yıldır bu ülkede nasıl kalabiliyor? Kullanım ömrü ne zaman bitecek acaba?

Halen bu ülkede tutulduğuna göre yaptırılacak daha çok iş var demektir. Halen gizlenen örgüt mensuplarını kullanarak başımıza daha pek çok belalar açmaya çalışacak demek ki.

İstanbul eski Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve TRT eski Genel Müdürü ve Samsun eski Valisi İbrahim Şahin gibi, yıllarca örgütün yelkenlerine rüzgar üflemiş ve her türlü desteği vermiş şüphelilerin serbest bırakılması yapılan mücadelede olumsuz görünmekte ve halkın bu mücadeleyi sorgulamasına sebebiyet vermektedir.

17-25 Aralık operasyonları İstanbul eski Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın zamanında yapılıyor, operasyonları yapan polis müdürleri kendisi tarafından getirilip görevlendiriliyor ve bu adam ev hapsi ile serbest kalıyor. Bunun gibi müdürler zamanında yüzlerce insan sahte isimlerle dinlemeye alınmışken, hayali örgüt soruşturmaları ile pek çok vatan evladı, düzgün, Atatürkçü subay ve polis tutuklanıp içeri atılmışken, bunların tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmaları toplum vicdanını yaralıyor.

Diğer yanda yıllarca TRT’yi bunların üssü yapan yüzlerce FETÖ’cüyü işe alan, bylock yükleyip kullanan TRT eski Genel Müdürü ve Samsun eski Valisi İbrahim Şahin tutuksuz yargılanmak üzere salınıyor.

Bu gibi şüpheliler bir şartla tutuksuz yargılanmalı, o da bildikleri herşeyi gizlemeden anlatmaları, her şeyi itiraf etmeleri halinde. Devletin en üst düzey görevlerine kimler getirdi, kimlerden destek gördüler, kimleri işe aldılar, kimlere ne kadar kaynak aktardılar, devletin geniş imkanlarını kimlere sundular? Ancak bu itiraflardan sonra serbest kalmalılar. Çünkü yıllarca bu terörist örgüte çok destek verdiler, bazen bile isteye, bazen şantajla.

Hiç bir suçları bulunmasa bile 15 Temmuz darbe teşebbüsüne kadar görev alan bütün üst düzey görevlilere kademeli olarak görevden el çektirilmelidir. Çünkü darbe teşebbüste kalmış olsa da ortada istihbari yönden bir başarısızlık vardır. Bu üst düzey görevliler darbeyi fark edememişlerdir, gerekli tedbirleri alamamışlardır. 17-25 Aralık 2013’den, 15 Temmuz 2016’ya kadar geçen sürede devlet kademeleri ve birimleri bu hainlerden temizlenememiştir. Maalesef bu darbe teşebbüsünde 251 şehidimiz, 2.193

yaralımız var. Bu başarısızlıkta bütün üst düzey görevlilerin idari yönden payı vardır.

...

 

29 Aralık 2017 günlü haberlerde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler’in koruma müdürü Yüzbaşı Burak Akın’ın, kripto FETÖ’cü çıktığı, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne giderek teslim olduğu, itirafının ardından gözaltına alındığı belirtiliyordu.

Akın’ın sorgusu sırasında örgüt tarafından kendisine yapılan baskılar nedeniyle teslim olduğu belirtildi. “Yeter artık dayanamıyorum” diyen Yüzbaşı Akın’ın örgüt tarafından hangi baskılara maruz bırakıldığı merak ediliyor.

15 Temmuz darbe teşebbüsünü MİT’e haber veren binbaşı “Kendilerinden olduklarını düşündüğüm personelin bir kısmını çağırmamışlar. Kendilerinden olanları sakladıkları için göreve çağırmadıklarını düşünüyorum” demişti.

Bunlar kendilerini nasıl bu kadar gizlediler, nasıl farkedilmediler? Asker ve polis arasında veya devletin her kademesinde üst düzey görevler yapan bu kripto teröristler yavaş yavaş tespit edilmeye başladı bugünlerde. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten "mahrem imam"ların, örgüt içerisindeki TSK mensupları ile irtibat kurmak ve kendileri ile TSK personelinin deşifre edilmesini önlemek, örgütsel gizliliği korumak amacıyla kontörlü veya sabit hususi hatlar üzerinden irtibat kurdukları tespit edildi. Bu askerlere yönelik operasyon gerçekleştirildi.

Bir insanın bu kadar hainlik yapabileceği düşünülmediği için bu kadar zorlanılıyor, bu hainlere eğitim veren bir üst akıl olduğu yeni yeni farkediliyor.

Nasıl bir adam heryerde su varken tuvalette fayanslara ellerini sürterek teyemmüm abdesti alabilir, nasıl bir adam sağlıklı olduğu halde gözleri ile namaz kılabilir. Nasıl bir ruh hali var ki bunlarda tuttuğu orucu gizlemeye çalışır, katalogdan eş bulup evlenir, kendini gizlemek için alkol alıp, çevresindekilerle beraber Fethullah Gülen’e sövebilir. Bunlar nasıl subay ve polis olabilir?

İbadetini inandığı dinin gereği olduğu için yapması gereken bir kişi, kendini gizleyerek ve dini kuralları kendince esneterek ibadet ediyorsa bu ibadet Allah için değil, sümüklü hocaları içindir ve bana göre boşuna zaman kaybetmişlerdir. Böyle bir ibadet mi olur?

CIA bu hainleri nasıl motive etti ? Altın nesil yetiştireceğiz derken nasıl hainleştirildiler? Bu sorulara cevap bulmamız lazım. Bu cevaplar içinde FETÖ Terör Örgütü ile mücadeleye hız kesmeden devam edilmeli, yargılananların bildiklerini anlatmaları için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Bakın ABD’de Reza Zarrab anlattıkları karşılığında serbest bırakılıyor. Bizde ise örgütün deşifre edilmesine katkıda bulunanlara yönelik böyle bir yasal düzenleme yok.

Türk Ceza Kanununun Etkin pişmanlığı düzenleyen maddesi şu şekilde;

Madde 221-

(1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.(1)

(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.

(6) (Ek: 6/12/2006 – 5560/8 md.) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz

Suç işlenmeden önce veya işlenen suça ortak olmamışlarsa ve gönüllü olarak teslim olmuşsa ceza yok. Suça karışmışsa ya da yakalandıktan sonra konuşmuşsa az da olsa ceza alıyor, üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır deniliyor.

İşin özeti şu, birisi konuşmaya kalkarsa hemen diğer şüpheliler veya avukatı konuşsan da ceza alacaksın diye susturuyorlar onu. Bu yüzden yeni bir yasal düzenleme yapılmalı ve verdiği bilgilerin kıymetine göre hakimlerimize gerekirse sanığa hiç ceza vermemesi imkanı sağlanmalıdır ki, örgüt hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilelim.

Geçen sefer olduğu gibi bitirmek istiyorum:

KEŞKE DOMUZ ETİ YEMEKTEN KORKTUKLARI KADAR,

KUL HAKKI YEMEKTEN DE KORKSAYDILAR.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık