• 16 Ocak 2018, Salı 0:35
TürkerAyyıldız

Türker Ayyıldız

15 TATİL, 23 TATİL Mİ OLDU ?

Bugün çocukları erkenden evde görünce şaşırdım. Okulda kimse olmadığı için geri geldiklerini söylediler. Hemen bir kaç dostumu aradım, onlarda da aynı durum söz konusu. Sadece Antalya değil başka illerdeki arkadaşlarımı da aradım ve maalesef durum pek çok okulda aynı. Bazı veliler tatili uzatmak için kendilerinin göndermediklerini söylediler, bazıları da benim gibi durumu kabullenmiş.

Bu durum önceki yıllarda da yaşandı, yani sadece bu yıla mahsus değil. Ayrıca sene sonunda da buna benzer şekilde son sınavlardan sonra son haftalarda zaten fiili olarak yaz tatili başlıyor. Yazılarımda elimden geldiğince eğitim konusunda eksikliklerimiz olduğunu yazdım. Ülkemizin gelişebilmesi ve daha güzel yarınlar için eğitim konusunda daha dikkatli adımlar atmalıyız. Hatta trafik kazalarının azalmasını ve suç oranlarının düşmesini istiyorsak daha iyi eğitim vermeliyiz.

Eğitim konusunda dünya genelinde çok mu iyiyiz ki bu kadar bol tatil veriyoruz çocuklara? Ayrıca yaz tatili de çok uzun değil mi?

Şimdi sorsak resmi yanıt şu şekilde gelecek: “Yarı yıl tatili 20 Ocak’ta başlıyor” Ama çocuklar 13 Ocak’ta başladı tatile. Buyrun şu habere bakalım.

PISA testi: Türkiye 72 ülke içinde 50'nci sırada

6 Aralık 2016

Uluslararası PISA testi sonuçlarına göre, Türkiye'deki öğrenciler bilim, matematik ve okumada OECD ortalamasının altında kaldı. Uluslararası eğitim değerlendirme testi , 72 ülke ve ekonomik bölgede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapıldı. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35'ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) ülkeleri oluşturuyor.

Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı geriledi.

OECD'nin yürüttüğü Pisa testi her üç yılda bir yapılıyor.

Araştırmanın sonuçlarına göre, Singapurlu öğrenciler matematik, bilim ve okumada en yüksek notları alarak en başarılı öğrenciler oldu.

Japonya, Estonya, Finlandiya ve Kanada da 35 OECD ülkesi arasında en başarılı ülkeler oldu. Türkiye ise en alt sıralarda yer aldı.

İşte detaylı sonuçlar:

Bilim:

OECD ülkelerinde eğitim gören öğrencilerin yüzde 7.7'si bilim konusunda testte en yüksek sonuçları aldı. Singapur'da 4 öğrenciden 1'i, Tayvan, Japonya, Finlandiya'da 7 öğrenciden 1'i de bu seviyede.

20 ülkede ise öğrencilerin sadece yüzde 1'inden azı en yüksek notları aldı. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Türkiye'de bu oran yüzde 0,3 seviyesinde.

Finlandiya, kız öğrencilerin bilimde erkek öğrencilerden daha başarılı olduğu tek ülke.

OECD ülkelerinde erkek öğrencilerin yüzde 25'i, kız öğrencilerin yüzde 24'ü ileride bilim ile ilgili bir işte çalışmak istediğini söylüyor.

Kız öğrencilerin çoğu sağlık sektöründe çalışmak istediğini belirtirken, erkek öğrencilerin çoğu ise bilişim ve iletişim teknolojilerin ya da mühendislik alanında çalışmak istiyor.

Matematik:

Singapur, Hong Kong (Çin), Makao (Çin) ve Tayvan matematik konusunda başı çekiyor. Japonya'daki öğrencilerin performansı ise OECD ülkeleri arasında en iyisi.

Türkiye'deki öğrencilerin matematik testindeki başarı ortalaması OECD ülkeleri ortalamasının altında.

Türkiye'nin başarı seviyesi Birleşik Arap Krallığı, Şili, Moldova, Uruguay, Karadağ, Trinidad ve Tobago, Tayland ve Arnavutluk ile benzerlik gösteriyor.

Okuma:

Singapur, Hong Kong (Çin), Kanada ve Finlandiya okumada en iyi performansı gösteren yerler oldu.

İrlanda, Estonya, Güney Kore, Japonya ve Norveç de OECD ortalamasının üzerinde kalırken, 41 ülke OECD ortalamasının altında kaldı.

OECD ülkeleri arasında Kanada ve Finlandiya başı çekiyor, Türkiye ve Meksika ise en sonda yer alıyor. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-38219262

Uluslararası arenada durum bu kadar kötü iken biz daha çok tatil yapıyoruz. Haberde belirtildiği gibi geçen senelere göre daha da kötüleşiyor performansımız.

Ülkemizde yaşadığımız pek çok aksaklıkta hep eğitime dikkat çekilir ama bu konuda pek bir ilerleme olmadığı ortada. Yeni bir sisteme ihtiyacımız var. 19/12/2017 günü yayınlanan “Öğretmen Öldüren Eğitim Sistemi” başlıklı yazımda da dediğim gibi yılların birikimini objektif bir süzgeçten geçirerek, artı ve eksileri ortaya koyarak bu sorunu çözmeliyiz diye düşünüyorum.

Ayrıca öğretmen seçimi konusunu gözden geçirmeliyiz. Çocuklarımızı emanet ettiğimiz kişileri iyi seçmeliyiz. Karaman ilindeki bir yurtta 2016 yılında yaşanan rezillikler, bu sene Hizbullah Terör Örgütüne üye olmaktan hakkında işlem yapılan bir kişinin halen öğretmenlik yapabildiğinin ortaya çıkması, yakın zamanda Konya ilinde bir öğretmenin eşofman giyen kız öğrenciler hakkında sapıkça laflar etmesi ve hemen arkasından başka bir öğretmenin bu herife destek çıkan mesaj yazması yapılan hatalara ilişkin örnekler olarak önümüzde duruyor. Buyrun konuya ilişkin bazı haberler:

1. Haber:

Karaman Gazi Mustafa Kemal İlkokulu’nda görevli sınıf öğretmeni Muharrem Büyüktürk (54), Ensar Vakfı ile Karaman İmam Hatip Okulları Mezunları Derneği’ne (KAİMDER) ait kayıt dışı yurtlarda barınan 10 erkek öğrenciden 7’sine tecavüz, 2’sine cinsel taciz, 1’ine de müstehcen görüntü izletip taciz etmekten ilk kez hâkim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti, verilen aranın ardından mağdur avukatlarının soruşturmanın genişletilmesi için istediği süre talebini reddetti. Ardından, heyet yeniden ara verdi. Aranın ardından karar açıklandı. Büyüktürk'e 508 yıl 3 ay hapis cezası verildi. http://www.hurriyet.com.tr/son-dakika-karamandaki-dava-basladi-ogretmen-suclamalari-reddetti-40091581

2. Haber: Diyarbakır'da bir kız imam hatip lisesinde öğretmen olarak görev yapan 34 yaşındaki A.B hakkında öğrencisine cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Daha öncede Hizbullah terör örgütüne üye olmaktan 4 yıl hapis cezası alan öğretmen A.B taciz davası sırasında başka bir okula atandı.

Aileyi şikayetten vaz geçirmeye çalışan A.B, şikayetini çekmeyen çocuğun babasına 'Bu suçun Allah'ın şeriati doğrultusunda mahkeme edilmesi gerekir. Davayı şeriate taşımak yerine, Allah'ın yasakladığı tağut ve hükmüne havale ettin.' mesajını yolladı. https://onedio.com/haber/hizbullah-a-uyelikten-4-yil-ceza-almis-ogrencisini-taciz-eden-ogretmen-seriat-mahkemesi-istedi-803447

Denetlemeler daha sık yapılmalı, Milli Eğitim Müdürleri, Okul Müdürleri ve

diğer idareciler daha ciddi tedbirler almalıdır. Öğretmen seçimine ilişkin daha sıkı kıstaslar uygulamaya konulmalıdır. Hakkında işlem yapıldığı ve açığa alındığı bildirilen bu şahıslar, bana göre kutsal olan öğretmenlik mesleğine tekrar dönememeliler. Ayrıca bundan sonra taksirli suçlar hariç suç işleyen kimseler affa uğrasalar dahi bu kutsal mesleğe dönememeliler. Bu konunun takipçisi olacağız.

Dünyada en çok tatil yapan ülkelerden biriyiz. Maalesef yatmayı çok seviyoruz. Sadece eğitim camiasında değil diğer kamu kurumlarında da devlet memurlarının verimli bir şekilde çalışmadıklarına şahit oluyoruz. Mesai saatinde bilgisayar oyunları oynayan, uyuklayan memurlara ilişkin haberler pek de yabancımız değil.

Neden herkes devlet memuru olmak istiyor? Bu sorunun cevabı hepimizin malumu. Devlet güvencesi olsun, maaşım zamanında yatsın, iznim olsun vs.

Peki devlet memuru olunca herkes görevini en iyi şekilde yapıyor mu? Mesai saatlerine riayet ediyor mu? Sağlıklı olduğu halde sadece tatili uzatmak için doktor raporu almaya çalışan pek çok memur gördük değil mi? Devlet memuru olduktan sonra kendisini teknolojiye ve yeni gelişmelere göre yetiştirmeye çalışıyor mu? Bazıları hemen maaş yetersizliği, hayat pahalılığı, gazete dergi alacak para mı var vs. şeklinde cevaplar verecektir. Ama hepimiz biliyoruz ki, kendisini yetiştirmek isteyen için bunlar bahane olamaz. Daha fazla yatabilmek için üst üste rapor

almanın hiç bir mantıklı açıklaması olamaz. Bu memurların ülkemizin geleceği ile ilgili kaygı duyduklarını sanmıyorum.

Uluslararası kabul görmüş kaç buluş veya icad yaptık? Kaç dergide insanlarımızın bir başarısına şahit olduk? Bence her alanda daha çok çalışmalıyız, çocuklarımıza daha güzel yarınlar hazırlamak için daha fazla üretmeliyiz. Eskiden kendi kendine yeten bir ülkeyiz diye söylenirdi ancak hiç bir zaman kendimize yetmedik. Her şeyi dışarıdan alıyoruz, üretmiyoruz, çalışmıyoruz daha sonra da hayat pahalılığından şikayet ediyoruz. Bazıları tarım ürünleri ihracımızı övüp duruyor ama bir yandan da hem tarım, hem de teknoloji ürünleri ithal edip duruyoruz. Elinizdeki telefonlar ne marka? Bizim bir kamyon domatesten kazandığımız paranın daha fazlasını yabancılar küçücük bir telefon satarak kazanıyor.

Almanya’da hiç kimse 60-65 yaşından önce emekli olamıyor, karı-koca çalışıyorlar. Fakat benim şu an yetmişli yaşlarında olan bir komşum 37 yaşında işçi emeklisi olduğunu ve o tarihten beri hiç çalışmadığını böbürlenerek anlatır. Evinin bahçesine bir ağaç bile dikmez, çiçek yetiştirip, domates, biber sulamayı zaten düşünmez. Çoğumuzun bir şeyler üretme kaygısı yok. Fakat şunu hatırlayın ki dedelerimizin diktiği ağaçların meyvesini çok yedik. En azından çocuklarımız ve torunlarımız için çalışalım ve üretelim.

İkinci dünya savaşından sonra ülkeleri yerle bir olan, Japonya ve Almanya’nın bizden ne fazlası var? Bu duruma nasıl gelebildiler? Yanıtı son derece basit: ÇALIŞARAK...

Oysa bu iki ülkenin gerçekleştirdiği gelişmenin anahtarını, yıllar öncesinde Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK zaten söylemişti bize ama biz çalışmadık, çalışmıyoruz...

"Yalnız tek bir şeye ihtiyacımız vardır, çalışkan olmak. Servet ve onun tabii neticesi olan refah ve saadet yalnız ve ancak çalışkanların hakkıdır."


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık