• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
FatihGürbüz

Fatih Gürbüz

Devlet Bahçeli olmak kolay değil

MHP’nin Genel Başkanı da her Ülkücü gibi MHP ve Ülkücü camianın geçmişte çeşitli kademelerinde görev yapmış olabilir…

Ülkücü MHP’nin her kademesinde görev yapabileceği gibi MHP’de Genel başkanlık koltuğuna da aday olabilir… Ülkücülük parti içerisinde “Bir güç kullanma sanatı değil” “Ülkenin birliği ve dirliğiyle birlikte aynı zamanda partisini ve tabanını da ayakta tutma sanatıdır”

Ülkücü olmayan ama Ülkücüler üzerinden geçinenler MHP’nin 1997-2016 tarihleri arasında en tepedeki isimler tarafından yapılan dayatma iile bir yerlere getirelebilirdi ve getirildi de..

MHP’nin Genel Başkanı dışarıdan atamaylada olmayacağına Ülkücü olmayanın MHP’de Genel Başkanlık koltuğuna oturamayacağına şuan aday olan kadrolara da çamur atmanın ne manası var kardeşim…

Bende bu davanın ceremesini çeken bir ailenin evladı olarak Rahmetli Başbuğumun ölümünün ardından bazen üç maymunu bazen de tüm  ülkücüler gibi yanlışa yanlış demeyerek Lider-Teşkilat-Doktrini ne tartıştık ne de tartıştırdık… Yani herkes gibi bizlerde hata yaptık…

Ama ne yazık ki ülkenin bulunduğu konum ve gittiği yer göz önüne alındığında hatta MHP Genel Merkezi’nin 1997 yılından itibaren gerçekleştirdiği siyasete de dayanabilmek eleştirmemek için de insan olmamak gerekir. Yani el insaf deme vakti gelmiş ve geçmiştir…

18 Nisan 1999’da yüzde 18’lik bir oy olarak iktidara gelen MHP Genel Merkezi ve Başkanı Devlet Bahçeli, ortaklık için kendisine yapılan tekliflere aynı bu son yıllarda ki gibi herşeye “Hayır” diyerek tüm kapıları kapatıp ANASOL-M  hükümetine”Evet” diyerek Ülkücü camiada bir hayal kırıklığı yaratmıştır. İktidar özlemiyle yanıp tutuşan Ülkücüler yine sesini çıkartmamış, sineye çekmiş ve bu iktidar döneminde çok büyük hayal kırıklıklarına uğramıştır…

MHP’nin iktidar olmadığı yıllarda iktidar özlemi çeken ülkücüler, devletin çeşitli kademelerinde kadro alamamış, memur olamamış, evlerine ekmek götüremediği gibi o dönemin satılmış medyası ve iktidarları tarafından itibarsızlaştırılmaya çalışılmışken MHP iktidarında da Ülkücü camia ne yazık ki aynı zulmü görmüştü.

Ecevit ailesi ve Mesut Yılmaz’ın partisiyle kurulan ANASOL-M hükümeti tarafından büyük heyecan yaratılarak af çıkartılmış, tecavuzcü, kominist vatan haini, hırsız, arsız herkes cezaevinden çıkartılmış, vatan savunması veren arkadaşlarını çatışmalarda şehit veren yaralanan, zulüm gören bu vatanın evlatları Ülkücüler MHP iktidarı döneminde demir parmaklıklar ardında bırakılmıştı…

Yine iktidar döneminde Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, tüm bunlar yetmezmiş gibi parti içi demokrasiyi eline aldığı sopayla göstererek “Ya siyaset, ya ticaret” diyerek Ülkücü camianın tüm işadamlarının iflas etmesine aç kalmasına neden olmuştu…

Yine seçilmiş belediye başkanlarına Kızılcahamam’da yaptığı toplantıda  “Kimseden emir almayacaklarını ve teşkilatlarının kendilerine baskı yapmasına izin vermemeleri gerektiğini söylediğinde” Ülkücü caimanın Belediye Başkanları Teşkilat Başkanlarına zevkle tuz yalatıp istedikleri gibi at koşturmaya başlatmasına neden olmuştu.

Ülkücü iradenin gerçek Ülkücü vekilleri hataları parti yöneticilerine gösterdiğinde o dönemlerde de “Hain” ilan edilep partiden uzaklaştırılmışlardır…

Partiyi bir sonraki seçimde dahada büyüterek tek başına iktidar olmak yerine pimi çekilmiş bir bomba gibi siyaset yaparak MHP’ni  o dönemlerde  yok etmeyi tercih etmişlerdi.

Herşeye rağmen Ülkücülerin hayal kırıklıkları sona ermemiş ama Lider-Teşkilat-Doktrin tartışılmamıştı…

Ecevit’in ölüm döşeğinde olması üzerine diğer partilerin sonsuz destek vermesi ve tek başına git Başbakanlık koltuğunda otur tekliflerini bile kendisine hakaret sayan Sayın Dr. Devlet Bahçeli, 4 Kasım 2002’yi işaret etmiş ve babasının vücudunda hala vitamin olarak duran AKP’yi tek başına iktidara getirmenin yolunu açıp kendi partisini de siyaset mezarlığına çevirmişti.

Baraj altında kalıp bir dönem köşesine çekilen MHP yerel seçimlere kadar hiçbir şekilde sesini çıkartmamış yerel seçimlerde kimseyi takmamaları emredilen belediyeler neredeyse yüzde 80’ni yeni kurulan AKP’ye kaptırılmıştı. MHP Genel Merkezi ve Başkanı kazara yüzde 10’luk barajları aşarak meclise girmiş Alevisi, solcusu, Kürdü, Lazı, Çerkezi, “Milli İradedir” diyerek tekrar şans vermiş ama ne yazık ki asker cenazeleri 30’lu gruplar halinde mezarlıklara gönderilmeye başlandığında, askerlerin kolundan tutup cezaevlerine gönderildiğinde, çözüm süreci adı altında teröristin elinin güçlendirilmesinde bile Ülkücüler meydanlardan çekilip sindirilmişti…

Yüzde 10’luk seviyede partiyi meclise taşıma gayreti içerisinde olan MHP hayatında görmediği eleştirileri muhalefetten aldığı gibi PKK’nın siyasi kanadı HDP’den bile hakarete maruz kaldı….

Yine Ülkücüler hedef alındı genç Ülkücüler katledildi ve kanları yerde kaldı, ama yüzde 10’luk barajı milimetrik geçebilme hedefi hiçbir zaman saptırılmadı.

MHP Genel Merkezi bir operasyona uğradı, uğratıldı adı her ne ise hareketin tüm kariyeri yerlere serilmek istendi… Genel merkez sustu, Genel başkan sustu, Ülkücüler Susturuldu…

Ya yavru Muhalefet olarak ya da AKP’nin vagonu olarak anıldılar…

Başbuğun bir kare karikatürü bile yokken Bahçelinin karikatürlerinin yanı sıra bölüm bölüm komedi filmleri çekilip piyasaya sürüldü, izlenme rekorları kırdırıldı ama Ülkücünün kırılan onuru kimseyi ilgilendirmedi…

1 Haziran ve 5 Kasım arasında MHP’yi tek başına iktidara taşıyacak o kadar o kadar olay yaşandı MHP Genel Başkanı Devlet bahçeli her zamanki gibi Ülkü iradeyi, halkı ve sokakları hiçe sayarak elinde bir çanta, içinde bir iki klasörle sözde yaşattığı gizemle yüzde 10’luk barajı ganatlimenin yolunu seçti.

Bizler gibi artık susmadığını ve susmayacağını gösteren isimler sokaklara, yollara düşüp diyar diyar gezip MHP’yi düştüğü durumdan kurtarmanın yolunu bile demokratik yollarla kurtamaya çalışmak isterken, birilerinin tehdit edip, yola çıkanları, iktidarın ağzıyla paralellci, solcu, MHP’bile değil diyerek eleştirmesine artık meydanları boş bırakmayacağını gösteren ülkücülerin onlara nası güldüklerini görmelerini isterim.

Partiyi bile yargı sürecine taşıttırıp oradan da yargı sürecine saygı göstermediklerini açıkça beyan edip hala çamur atan MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin iktidarda iken inatla 4 kasım 2002 diye direttiği gibi bu defa partinin kongresini 18 Mart 2018 diye diretmesi de şuana kadar yaptıkları kadar manidardır.

4 Kasım 2002’de AKP’yi iktidara getiren Bahçeli, 18 Mart 2018’de MHP’nin başına kimi getirmek istemektedir hep birlikte göreceğiz.

Söylediğim gibi Devlet Bahçeli olmak kolay değil…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık