• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
ErsinAybar

Ersin Aybar

Şok şok şok üç büyük şok aynı günde!

      Türkiye 31 Mart 2015  Salı günü  üç çok önemli gelişmeyi yaşadı .   Bundan tam 97 yıl önce Ermenilerin binlerce Azeri Türk'ü vahşice katledip soykırım uyguladıkları günü telin etmeye hazırlanırken saat 10,30 civarında aniden elektirikler kesilince bunun kısa sürede düzeltilebilecek mahalli bir arıza olduğunu düşünmüştük. Aradan epey zaman geçipte arıza düzelmeyince diğer şehirlerdede ayni durumun yaşandığı haberi geldi. Ardından tüm Türkiye'nin " Van hariç- elektiriği İran'dan alıyor" elektiriksiz(!) kaldığını öğrendik ! 

Bekledimde gelmedin, hiç mi beni sevmedin  nağmelerinin eşliğinde uzun  süren bir bekleyiş sonunda bir iki çakar almaz girişimi ve nihayet karanlıktan aydınlığa geçiş! 21. Asır dünyasında belki Afrika kabile devletlerinde ve  garip bazı Güney Asya ülkelerinde görülebilecek bir manzarayı bizlere yaşattıkları için  ve sonrasında bizi tekrar aydınlığa kavuşturdukları için çok çok sayın değerli devlet ve  hökömet(!) yetkililerimize  saygı ve hörmetlerimizi sunarız efendimm(!)

 Bekledimde gelmedin derken aman efendim aman ne geyikler dolaştı kahvelerde, sokaklarda sanal medyada. !    Yok büyük deprem olmuş , İran sistemi çökertmiş, yok İran değil Esed'in Muhebarat'ı yapmış bu işi Muheberat'tan biri Hatay'da yakalanmış,  TSK istihbarat linklerine girilmiş, Cumhurbaşkanı ölmüş, yok ölmemiş kaçmış(!) seçim sonuçlarını proveke etme provası yapılıyormuş, dolar 4 tl olmuş ta ondan kesilmiş, harp çıkmış! Saymakla bitmeyen geyikler ve avcılar silâhları bırakmışlar ha bire yeni geyikler üretiyorlar! 

Garip ama gerçek olan ise bu uzun süren arıza sürecinde devlet ve hükümetin çaresizliğinin ortaya çıkışı oldu ki bu durum bizce Türkiye'nin dünya nezdinde itibarının zedelenmesine nedenolan bir beceri noksanlığı göstergesiydi ! Başbakan ve Enerji bakanının beyanatlarından anlaşılan sıfır bilgi açıklamaları koca Türk devletinin teknik ve istihbarat bilgi yetersizliğinin ikrarı gibiydi.  Bir hafta önce İzmit Körfez geçit köprüsündeki bir askı aparatının kopuşundan kendi hatası olmamasına rağmen kendini sorumlu tutup intihar eden  onurlu Japon mühendis KİŞİ'yi bu vesile ile bir kez daha saygı ile analım. ! Sakın yanlış anlaşılmasın  bizim  yetkililerimizden  intihar etmelerini asla beklemiyoruz ama 21. asırda asla medeni bir ülkede görülmeyecek ülkeyi toptan karanlıklara gömüp milyarlarca dolarlık kayıplara sonuç açan bu rezalet sonrası istifa denen bir  yol olduğunu da hatırlatıyoruz. 

31 Mart'ın diğer önemli olayı ise Türkiye'nin en büyük ve güya en korunaklı adliye binası olan İstanbul Çağlayan Adliyesine avukat cübbeleriyle giren 3 DHKPHC militanının Berkin Elvan davasının savcısını rehin alarak provokatif 5 maddelik isteklerini sunmaları ve sonrası gelişmelerde savcının yaralanması sonucu polisle çatışma 3 militanın vurulması ve savcının kurtarılamayarak şehit olması olayı idi. 

Halâ ne me nem nerelere dayanan  bir örgüt olduğu muamma olan karanlık vur kaç taşeron "çoğu zaman da PKK nın taşeronu-Doğu ve Orta Karadeniz dağlarında ve büyük şehirlerde"  örgüt olan DHKPC  yine karanlık emellere hizmet ederek ülkeyi yeni bir kaosun içine attı.  Öyle ki Berkin Elvan davasının dosyası nı hazırlayan savcı Mehmet Selim Kiraz  Berkin'i katleden kurşunların silâhlarını ateşleyen failleri tüm delilleriyle tespit etmek üzereyken haince bir saldırı ile öldürülüyorsa ne için neden ve nasıl sorularına cevap aramamız gerekmez mi ?  Bu saldırıyla ney örtülüyor ? Veya açalım, maalesef halkının %80 i muhakeme etmeyen, düşünmeden egemen görsel medyanın propoganda bombardımanının yönlendirmesiyle karar veren, yalın din, mezhep ve inanç kutsalının göstergesinde hareket eden bir toplum yapısında  DHKPC nin bu hain saldırısı halkı kimin etrafında kilitler ? İyi düşünün, sanırım anlarsınız! 

31 Mart'ın diğer çok önemli olayı ise çok sevindirici bir gelişme idi ! Balyoz, Ergenekon  davalarının sanıkları daha önceden tahliye edilmişler ve davaları tutuksuz olarak yargılanarak devam ediyordu. 31 Mart'ta ki duruşmada davanın savcısı bütün delillerin yapmaca, düzmece, sahte ve kumpas olduklarının anlaşıldığını sahte delil ve cd lerin sanıklara ait mekânlara ve eşyalara gizlice yerleştirildiklerinin ortaya çıkarıldığını belirtip sanıkların beraatini talep etti. Mahkeme heyeti de savcının bu talebine uyarak sanıkların beraatine oy birliği ile karar verdi. 

Şimdi ne olacak ey milletim ? Yıllardır bu konuda mütevazi taşranın mütevazi  gazetelerinde Salihli Sentez ve Salihli sektör'de Antalya Güncel ve Haber Antalya'da İzmir Time'de yazdıklarim kesinlikle bir cilt kitap olabilecek hacimdeki yazılarımdaki çığlıklarım , Mekteb i Ali yıllarımda hocalarım Ord Prf Sulhi Dönmezer'in , Tarık Zafer Tunaya'nın bize öğrettikleri evrensel hukuk kurallarının , ceza hukuku ve anayasa hukukunun  kuralları çerçevesinde  olayları yorumlayarak analitik akılla kumpası tezgâhı tespit ederek  belge belge isyanlarımdaki haklılığın gururunumu yaşayayım yoksa bu davaların ağırlığına dayanamayıp intihar eden vatansever kahramanlara mı Ergenekonun kasası denilip açlıktan  ölen şehitlere mi en verimli olabilecek yıllarını zindanlarda geçirenbirikimli kadrolara mı, rütbelerini terfilerini, geleceklerini kaybeden insanlara mı üzüleyim! 

Her iki duyguyu yüreğimde hissederek diyorum ki  eyy hükümet yetkilileri ! Eyy AKP dönem sorumluları ! bu davaların tüm sorumluluğunu paralel yapı deyip cemaatin üstüne atamazsınız!  Cemaat sizin koltuğunuzun altına girerek sizin kadrolaştırmanızla sizin bilginiz dahilinde sizin teşvikinizle o dönem kader birliği yaptığınız ABD- CİA, -NATO GLADYO  bilgi ağıyla CIA nın İskender Pala'ya onun da Möwenpick Otelde Mehmmet Baransu'ya verdiği bir bavul eski ortak tatbikat arşivlerinin "dejenaratif güncellenmiş arşivlerinin "Baransu tarafından savcılığa teslim edilmesiyle başlanan bu süreçte  cemaat sizinle ayni yağmurda ayni yollarıda yürüyerek kolkola beraberken siz de hatırlayın ,bu davanın savcısı idiniz ! 

 Her ne kadar hafızay ı beşer nisyan ile malul ise de geçen zaman o kadar uzun değil ve biz olayları bütün detayları ile bir bir hatırlıyoruz ! 

Velhasıl şimdi sizlere soruyoruz, bu mahkeme kararı sizlerin vicdanlarınızı sızlatmadı mı ? Hattâ kanatmadı mı ?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık