• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
ErsinAybar

Ersin Aybar

Olmak veya olmamak işte bütün mesele bu

     Değerli okurlarımla  uzun olmasa da bir süredir uzak kaldık. Elimde  olmayan gelişmeler yüzünden uzak kaldığımız bu süre içinde müthiş hızlı ve kaygan bir sosyo siyasal süreç yaşadık  6 yıl önce kaybettiğim babamdan sonra  17 günlük bir yoğun bakım döneminin ardından 27 Haziran'da annemi kaybettim. Biz üç erkek kardeşiz. En büyükleri olan ben hukuk, kardeşlerim tekstil mühendisliği ve tıp okudular. Hiç müsait olmayan maddi ve çevre koşulları içinde bizi disipline ederek o koşullarda boğulmamamızı sağlayıp  önümüzü açan itiraf edeyim ki "babamızın akıllı ve geniş bir çevreye sahip çok düzgün bir adam olmasına rağmen " annemizdi. Sevgili annemi bir kez daha satırlarımda rahmetle anıyor tüm okurlarımın hayır dualarını bekliyorum. Allah gani gani  rahmet eylesin. 

     Annemin yoğun bakım sürecinde Türkiye ve dünya gelişmelerini paylaşamadık.  O süreçte ülkemizi imar eden temel altyapılarını kuran çok önemli bir adamı Süleyman Demirel'i kaybettik. Fikirlerine katılırsınız veya katılmazsınız , beğenirsiniz veya beğenmezsiniz ama şu bir gerçektir ki Süleyman bey bu gün ülkemizde var olan yatırımların asgari %50 sini gerçekleştiren adamdır. Barajların, rafinerilerin, santrallerin, sulama sistemlerinin, sanayinin  velhasıl Türkiyenin %50si onun mührünü taşır. Türk milleti ne kadar vefalı olduğunu Süleyman Bey'in cenaze törenlerinde bir kez daha gösterdi . Arkasında hiç bir büyük siyasi güç ve parti desteği , organizasyonu olmamasına rağmen 7 küpeli gelinin, GAP'ın mimarını milyonlar ebediyete uğurladılar. " daha önce vefat eden bazı siyasi liderlerin cenaze törenleride müthiş kalabalıklar vardı ama unutulmasın ki o törenlerde mütevefvaların arkalarında sıcak bir güç mevcut müthiş dinamikler vardı " sayın Demirel'e de buradan allahtan rahmetler diliyorum . Mutlaka her politikacı gibi o da bir sürü yanlış ve hata yapmış olabilir ama mizan terazisinde ülkeye yaptığı alt yapı ve enerji yatırımlarıyla  sevap hanesi daha ağır basmaktadır. 

Ve sıcak gündem koalisyon pazarlıkları ve meclis başkanlığı seçimi ...  Havanda su döğülen gizli koalisyon pazarlıklarından sonra gözler TBMM Başkanı seçimlerine dikilmişti. Her parti kendi adayını çıkardığı için kimse ilk 2 turdan sonuç beklemiyordu ve beklenen oldu. Her aday bir iki eksik veya fazla ile kendi partisinin oyunu aldı.  3. Tur önemliydi ve 4. Tura en çok oy alan 2 adayla gidilecekti.  3. Turda  kendi adayı 4. Tura kalamazsa 4. Turda geçersiz oy kullanacaklarını ilân eden Devlet Bahçeli  4. Turun yani seçimin sonucunu çok önceden belirleyip AKP nin başına DEVLET KUŞU konmasını sağlıyordu! Nitekim öyle de oldu ve AKP li İsmet Yılmaz yalnız kendi partisinin oylarını almasına rağmen  MHP nin satranç oyunuyla TBMM Başkanı seçildi. 

MHP nin bölücü terörist PKK nın siyasal temsilcisi HDP ile koalisyonlarda bir araya gelmeme ilke kararı çok çok doğru bir şeydir. Ama her kes bilsin ki %60 diye bir blok yoktur. MHP nin %16,5 luk oyu bu ülke bölünmez, bayrak düşmez, şehitler ölmez diyenlerin oylarıdır. HDP-PKK kanadının %13 ünün büyük kısmının oyları ise Ülkenin bölünüp ayrı bir Kürt devleti kurulmasına onay verenlerin oylarıdır. Hal böyleyken sırf AKP karşıtlığını baz alıp %60 lık bir blok tan bahsetmek abesle iştigal olur.  MHP-HDP birlikteliği olmaz bu tamam amma velâkin  MHP nin meclis başkanlığı seçim strajesini anlamamız mümkün değil ! 

Öncelikle sıralayalım ; 1- Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP ve MHP nin ortak çatı adayı olan Ekmelettin İhsanoğlu üzerinde baştan işi sıkı ve çabuk tutarak  Deniz Baykal adı dillendirilmeden  önce CHP mutabakatı sağlanmalıydı.  2- üçüncü turda gündemi yönetemediğiniz ortaya çıkınca 4. Turda Deniz Baykal'a oy verip seçilmesini sağlayabilseydiniz meclise 17-25 Aralık yolsuzluk araştırmasıyla ilgili önergeler verip Yüce Divanı işletebilirdiniz 3- yine Aksaray'ı Cumhurbaşkanını yetki alanına çekmek için verdiğiniz önergeler işleme konur sümen altı edilmezdi. 3- kalmayan PKK nın küstah iradesine terkedilen çözüm süreci hakkında vereceğiniz araştırma önergeleri sümen altı olmazdı. 

Bize göre MHP  elindeki yetersiz kâğıtla çektiği restin diyetini çekecektir. Rest görülmüş ve sonuç AKP nin başına DEVLET KUŞU konmuştur. Halbuki AKP TBMM Başkanlık koltuğunu  muhtemel koalisyon pazarlığı sonucu koalisyon ortağına bırakmak üzere bir strateji izliyordu. CHP ile anlaşılırsa CHP ye MHP ile anlaşılırsa MHP ye bırakılacak koltuk bir MHP hediyesi olarak AKP de kalmış oldu.  Peki bu safhadan sonra AKP muhtemelen CHP veya MHP ile bir koalisyon oluşturursa muhalefet pisi pisine giden bu başkanlık koltuğuna yanmaz mı ?  

Bize göre başkanlık seçiminin açık göstergesi bu güne kadar yapılan gizli temaslarda koalisyon mutabakatı sağlanamamıştır ve bundan sonra da bir AKP li koalisyonun kurulabilmesi için AKP nin koalisyon protokolünde büyük tavizler vermesi"  örneğin bakanlık sayısında veya yatırımcı ve stratejik bakanlıkları ortağına bırakmak gibi " gerekmektedir ki biz buna da ihtimal vermeyip 15 Kasım erken seçimine banko olarak bakıyoruz. 

Bu düşüncemizin tek istisna durumu emperyal kahpe batının güney sınırımızdaki demografik yapıyı tamamen Kürt etnik yapısına dönüştürmek için Türkmen ve Arap aşiretlerini bölgeden sürüp çıkarmak için  uçaklarını bombalarını kullanmaları , İşid anahtarıyla işgal bölgeleri oluşturup kahpe işbirlikçileri PYD-YPG güçlerine  bölgeyi teslim etme operasyonlarına karşı  mecburi bir AKP-MHP hükümetinin gündeme gelmesi olabilir. 

El Cezire ve Kobani Kürt kantonlarının arasını Tel Abyab bölgesini ele geçirerek birleştiren PYD güçlerinin yeni hedefi Hatay ilimizin yanında kontrollerinde olan Afrin kantonunu Kobani ile birleştirip Güney sınırımızın altının tamamını kontrol altına almak olacaktır ki bu safhadan sonra bir De Facto kara devleti oluşturan PYD Akdenize çıkmak için Lazkiye'nin üstü olan Bayır Bucak Türkmen bölgesini delmek isteyecektir. " belkide Batlı sahiplerinin desteği ile Hatay İskenderun bölgesini delmek isteyebilirler.  Buişler 2. Safhada olur. PYDnin ve Sahipleri Batılıların ilk acil plânı Kobani ve Afrin kantonlarını birleştirmek için aradaki bölgeyi "Halep Türkmenlerini temizleyip  Türkiye sınırının tamamını Kürt demografik yapısı haline getirmektir. 

Bunun önüne geçmek için Türkiyenin elinde son bir şans vardır bu bölgeden Suriye'ye girip Afrin ve Kobani kantonlarının arasında bir tampon bölge oluşturarak 40 km kadar gidip Halep Türkmenlerinin de geleceğini garanti altına alıp PYD ve Batının oyununu bozmak...

Kerkük petrolleri Türkiye bay pas edilerek Güney sınırımızdaki muhayyel YPG Kürdistanından geçirilip son bir gayretle Lâzkiye veya İskenderun delinerek geçirilecek petrol boru hattı !  İşte bu pis oyunu bozacak Türk dinamik stratejisinin uygulanması için son bir gayretle AKP- MHP koalisyonu gündeme gelebilir. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık