• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
ErdoğanKırmızıoğlu

Erdoğan Kırmızıoğlu

Ki-Ku ( Kie-Ku ) Devletinin Yeniden Diriliş Günü

Sevgili okurlarım!

Dün ülkemizde Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş aşamasında en önemli  savaşın kutlaması olan  30 Ağustos zafer Bayramını  tüm yurtta ulusça birlik beraberlik içinde coşkuyla kutladık.
Nice 30 Ağustos Zafer Bayramını aynı coşku ve birlik beraberlik ile yıllarca kutlanması diliyorum.
Şimdiye kadar, Zaferler kazanmaya, zaferler yaşamaya alışkın Türk Milletinin “Zafer Bayramını”  konu alan birçok makale şiir yazdım.
Bugün ise yine Türk Milletinin bir parçası olan Kırgızların 31. Ağustos Bağımsızlık Bayramından ve Kırgızlardan, Kırgız ülkesinde bulunduğumda yaşadığım izlenimlerden bahsetmek istiyorum. 
Yüce Türk Milletine, Türk Dünyası Coğrafyasına ilgi duyan bir insan olarak, Kırgızların ülkesi Kırgızistan ve Issık Göl’de olmayı, Orta Asya ovalarında Kırgız obalarında olmayı, Türkün at koşturduğu steplerde at koşturmayı, Tool ‘da, yeşil ovalarda sağmanda sıcağı sıcağına at sütü ve kımız içmeyi hep istemiştim.
Bu isteğimi, geçen yıl Kırgız arkadaşımın Kırgızistan Bişkek ‘e Yüksek Lisans Sınavları gideceğini beni de götürebileceğini söylemesi üzerine gerçekleştirdim.
31 Ağustos Kırgızistan’ın Bağımsızlık Gününde, Kırgızistan Devletinin, Kırgız halkının, Kırgız arkadaşlarımın 25. Bağımsızlık gününü içten dileklerimle kutlayarak  Kırgızistan’ın bayrağı, kırmızı fonun üzerinde yer alan 40 sarı ışın ve tunduk ‘un  (Kırgız geleneksel çadırının üst kısmına verilen ad)  gök yüzünde ilelebet  dalgalanmasını canı gönülden temenni ediyorum.
Önce insanlarını, kültürünü, yurtlarını çok sevdiğim Kırgızların Ülkesi Güzel Kırgızistan’ı genel olarak tarihi coğrafi kültürel siyasal yapısıyla sizlere tanıtayım.

Çin kaynaklarının verdikleri bilgilere göre Kırgızlar ilk devletini M.Ö. 3. yy.da “Ki-Ku/Kie-Ku” adıyla kurmuşlar.
Türk tarihinin en eski boylarından biri olan Kırgızlar, eski zamanlarda Aral Gölü’nün ve Hazar Denizinin kuzeyinde yaşarken, bazı kabileleri doğuya gelerek Yenisey Havzasına yerleşmişler. M.Ö. 4. yy’dan 3.yy.a kadar, Çin’e devamlı saldıran ve onları Çin seddi’ni yapmaya zorlayan güçlü,göçebe kabileler arasında yer almışlar. Bazı kaynaklarda ise Kırgızlar Türk asıllı gösterilmekte ve tahminen 5-6. asırlarda, Türkleşmiş kavimlerden sayılmaktalar. 6. asır sonlarında Çin kaynaklarında Hia-kia-sseu diye zikredilen Kırgızların Gök-Türk hakanı Mu-kan zamanında, 560’a doğru, hakanlığa bağlandıktan sonra (630-680) arasındaki fetret devrinde müstakil bir “kagan”a sahip olmalarından anlaşılıyor. II. Gök-Türk hakanlığı devrinde tekrar Gök-Türk idaresine alınan Kırgızlar, Mo-yen-çur Kağan tarafından Uygur hakanlığına bağlanmış (758), fakat 840 yılında şiddetli bir hücumla Uygur devletini yıkarak Ötüken’de kendi devletlerini kurmuşlardır

Kırgızların Güzel Ülkesi Kırgızistan; Kuzeyde Kazakistan, doğu ve güneydoğuda Çin Halk Cumhuriyeti, batıda Özbekistan ve güney ve güneybatıda Tacikistan ile komşu olan ülke, dağlık bir araziye sahip.
Kırgız Ülkesi, adeta göller  yöresi. Öyle ki ; Bu güzel ülkede 3.000 civarında göl mevcut. Bu göllerin, her biri birbirinden güzel. Ben ülkeyi ziyaret ettiğimde birçok gölü gördüm.Bu göllere büyük hayranlık duydum. Bu hayranlık duyduğum göllerin belki de en önemlisi  aynı zamanda dünyanın ikinci büyük krater gölü olan Issık Göl. Ülkede bulunan diğer başlıca önemli  göller ise, Son Göl ve Çatır Göl
Orta Asya’nın İsviçre’si olarak gördüğüm Kırgızistan, başkent hariç “oblast” adı verilen 7 vilayete taksim edilmiş. Başkent Bişkek’e ise Kırgızlar özel bir statü vermiş. Vilayetlere göre başlıca şehirlerin dağılımı ise ; Çuy : Kant, Karabalta, Tokmak. Issık Göl : Karakol, Balıkçı, Çolponata. Narın : Narın. Talas : Talas. Celalabad : Celalabad, Maylı-Suu, Taşkömür; Kokyangak. Oş : Oş, Kızılkıya, Sülükta, Özgön, Karasu. Batken: Batken, Çonkara, Kaydarkan, Çek ve Cancer. 
Ülkede geçen yıl mayıs ayı sonu itibarıyla bulunmama rağmen oldukça sıcaktı. Ülkede az yağışlı kara iklimi hakim. Yıllık ortalama güneşli gün sayısı 247. Isı ortalaması; Yazın 30 ila 35, kışın -2 ila -10 derece arasında.

Türk halklarının en eskilerinden olan Kırgızların adına daha Runik metinlerde rastlanıyor.
Kırgız  isminin kökeni hakkında da birkaç teori mevcut. Bunlardan birincisi -iz eki (iki - iz=ikiz vb.) almış "kırk"tır. Yani Kırk-ız, "Kırklar"dır. Bir başka teoriye göre de "Kırgız" ismi, "kırk uz" yani "kırk boy" anlamına gelmekte ve Kırgız bayrağındaki kırk kollu güneş de bu kırk boyu temsil etmekte. 
Orta Asya’nın en köklü geçmiş tarihine sahip Kırgızlar ; Geçmiş yüzyıllarda önce Orhon sonra da Uygur Türklerinin egemenliği altında yaşamışlar. 841 yılında Moğolistan’daki Uygurları yenilgiye uğratarak bağımsızlıklarını kazanmışlar. Kısa süren bu bağımsızlıktan sonra 1207’de Moğol egemenliği altına giren Kırgızlar, Moğol döneminden sonra Çağatay Hanlığı içinde yer almış. 17. yüzyıl başlarında Yenisey-Abakan bölgesine gelen Ruslar burada dört Kırgız prensliği bulmuşlardı. 17. yüzyılın ikinci yarısında Kalmuk egemenliğine giren Kırgızların büyük çoğunluğu 18. yüzyıl başlarında Tienşan bölgesindeki bugünkü topraklarına göç etmişler.
Savaşçı bir yapıya sahip Kırgızlar,  19. yüzyılın ikinci yarısında bölgeye nüfuz etmiş olan Rusların egemenliği altına girmiş. Sovyetler Birliğinin ( SSCB ) kurulması aşamasında 1936 yılında Kırgız Özerk Cumhuriyeti olarak eski Sovyetler Birliği’ne katılmışlar. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla nihayet 31 Ağustos 1991’de bağımsızlığını kazanarak tekrar M.Ö. 3. yy.da  kurdukları ilk devlet “Ki-Ku/Kie Ku“ nun yeniden devamı olmuşlar.
Kırgızlar, Kırgızistan dışında da ayrıca Özbekistan, Tacikistan, Kuzey Afganistan ve Pakistan’da,  Pamir ve tanrı dağlarında Çin Halk Cumhuriyeti’nin Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi’nde de topluluk olarak yer almaktalar. 
Kırgızlar Müslüman ve Sünni . Kırgızların çok az bir kısmı da Kenan EVREN Paşa döneminde  Türkiye’ye getirildi  Van’da Ulu Pamir adını verdikleri yerde yaşamakta. 
Tarih de usta demirci olarak anılan Kırgızlar, geçmişten günümüze dokumacılığı iyi bilip, ipek kumaş dokuyorlar. 
Kırgızları diğer Türk boylarından ayıran en önemli özelliği  en yakın boy Kıpçaklar  gibi  genellikle sarı saçlı mavi gözlü  oluşları, Kırgızlarda boy beyine önceleri “Alço” , sonradan da “İnal” denilmiş. Türkçe’nin Kırgızca kolunda konuşan Kırgızların zengin folklor edebiyatı var. Kahramanlık destanları, hikayeler, masallar, atasözleri, maniler bakımından zengin edebiyat mahsulleri olan Kırgızların yazısı, otuz bir harfli.
Kırgız yazı dili ise ; Sovyet Devriminden sonra yazı dili Kırgızca 1924–1926 yılları arasında Arapça, 1928–1940 yılları arasında Latin alfabesi ile yazılmış 1940’tan beri Kiril alfabesi ile yazılmakta. Kırgızistan 1993’te Ankara’da yapılan toplantıda Latin hallerine geçeceğine dair imza atmışsa da bugüne kadar ciddi bir girişimde bulunulmamış.
Kırgız halk edebiyatında Manas Destanı önemli bir yer tutmakta. Kırgız edebiyatının kurucusu olarak Toktoul Satılgan kabul edilmekte. Kırgızların dünyaca meşhur edebiyatçıları ise Cengiz Aytmatov. Issık Göl’de onun adına büyük bir müze kurulmuş.

Geçen yıl Kırgızistan’a giderken ilk defa Orta Asya topraklarına ayak basacağım için çok heyecanlı idim. Kırgız arkadaşım ile Antalya’dan başlayan seyahatim uzun bir uçak yolculuğu sonrası  (yaklaşık 3944 km uçuş mesafesi, 5.45 dakika uçuş zamanı )  Almatı havaalanına inmemiz ile sona erdi. Almatı havaalanında gümrük gayet iyi, zorluk çıkarmadılar. Belki yeşil pasaport sahibi olmam sebebiyle bana görevliler sıcak davrandı. Havaalanı terminal çok büyük değil temiz kullanışlı, ihtiyaçlar giderilebilecek şekilde düzenlenmiş. İlk etap da kazak gençler dikkatimi çekti. Yardımcı olmak maksadıyla hemen yaklaşıyorlar. Burada en başta Rusça bilmeniz gerekiyor. 
Kazaklar bizim konuştuğumuz Türkiye Türkçesini ve bizler onların konuştuğu Kazakçayı anlamakta zorluk çekiyoruz. Kırgız arkadaşım ile  Alma-atı havaalanından taksi için Seyrana geçtik. Kırgizistan Bişkek yolunda yolculuğumuz başladı. Bu bölgelerde petrol çıktığı için benzin ucuz. Benzin ucuz olduğu içinde arabalar hep büyük araba. Bu bölgede Japon firmalarının arabaları daha yaygın. Alma yeşillik içerisinde gelişmiş bir şehir. Almatı  Bişkek yolu işlek bir yol. Kazaklar biraz sert, Kırgızlar daha sıcak kanlı insanlar. 
Kırgızlar, Orta Asya’nın en köklü Türk boylarından, benim de mensubu olduğum Kıpçak grubunda yer alıyor. ( Belki aynı Kıpçak grubunda ( Kırım Tatar -Kırgız )  olmamız sebebiyle Kırgızlarla çabuk kaynaştım ) 
Kırgızistan’da bulunduğumda Kırgızlarla yaptığım o tarihi sohbetlerde bir gün Kırgız Elzat bana “ Erdoğan bey ! Tarih de Türk ismi geçmeden Çin kaynaklarında Kırgız ismi geçiyordu.Kırgız ismi Türk isminden de eski bunu biliyor musunuz ? “ demişti. 
Unutamayacağım Kırgızistan hatıralarımdan biri de Kırgız arkadaşımın anlaştığı Kazak taksicinin Alma-ata / Bişkek yolculuğunda bizi Kırgızitan girişinde gümrükte bırakıp geri dönmesi idi. Kazakistan  toprağından Kırgızistan toprağına geçince gümrükte uzun süre kazak taksiciyi bekledik. Daha sonra ise gümrükte Kırgız tarafında bulunan Kırgız taksiciler. “ Hiç boşuna beklemeyin .O kazak taksici gelmez. Kazak taksiciler hep bunu yaparlar.Onlara güvenilmez, yarı yolda insanı böyle bırakırlar “ demişlerdi.
Kırgızistan’da  özellikle Başkent Bişkek de Türk işyeri çok. Orada lokanta / restoranlarda Türk yemeklerini bulabilirsiniz. Kırgız mutfağı çok zengin ve  Et ağırlıklı. 
Kırgız arkadaşlar  Çınara hanım ve Elzat’ın beni  Bişkek’in 40 km dışında Tool ‘da / dağ steplerinde sagmana  götürmüşlerdi. Sagmanda  her sabah bir çok insan gelmekte her gün  ( 10 gün gelineceği söylendi ) aynı attan süt içiyorlardı. Her yıl mayıs ayında otların ilk çıktığında steplerde atların yayılmasıyla yedikleri otların faydasını Sagman dedikleri atın sütünü sıcak sıcak içerek sağlıklarına sağlık kattıklarını , vücutta biriken toksinleri bu şekilde attıklarını hücrelerinin yenilendiğini söylediler.  Her yıl sagmana, dünyanın  birçok ülkesinden  hatta  Dubai’den Arapların bile geldiğini söylediler. Sagmanda kısrak attan sağılan sütler daha sonra mayalanma süreci geçirtilerek Kımız’a dönüşüyordu.
Kırgızlar inançlı insanlar. Bişkek merkezde Cuma günleri camilerde insanlar  yollara sokaklara kadar taşmakta. Cami çıkışında kazanlarda at7kısrak sütü maşrapalarla pet şişelerle satılmaktaydı.
Kırgızlar   hemen sagılan, sıcak at sütü  içmekle  kalmıyor, kasede oluşan köpüğü de yüzlerine ciltlerini iyileştirmek güzelleştirmek için sürüyorlar.
Kırgız steplerinde, atalarımızın at koşturduğu bu anavatan topraklarında  at sürmek , o güzel havayı teneffüs etmek çok anlamlı ve güzeldi.
Kırgızızistanın denizi Issık göl’e hayran kaldım. Kumsalı altın sarısı renginde kumlar ince tanecikli idi. Beni ıssık göle götüren taksici İsrafil ile ıssık göl de yüzdük. Su oldukça soğuktu. Temmuz ağustos ayında açılan tesisler bomboştu. Issık göl kenarında ünlü Kırgız aydın şair yazarı Cengiz AYTMATOV’ UN müzesi görülmeye değerdi.
Kırgızların isimleri de çok hoş. Ayzada, Ayzat, Aysu, Elzat, Nazgül, Çınara, Ulanbeg…gibi..
Kırgisiztan’da bulunduğum günlerde Bişkek ‘de bir akşam arkadaşlar beni “Antalya  Kafe Bar ” a götürdüler. Türk Kırgız şarkılarıyla içerde bulunanların coşkuyla eğlendiklerini gördüm.
Kırgız arkadaşım Elzat  bir konuşmasında “ Erdoğan Bey ! Kırgızlar karışmamış tek türk topluluğudur. Kırgız ülkesi dağlık olması ve yüksekte kurulması sebebiyle , Araplar ve diğer kavimler hep alt bölgelerden geçmişler, bizim ülkemizi istila edememişler, onun için bizim Kırgızlarda pek karışma olmamış “ demişti
Her ne kadar Elzat böyle söylese de,  Kırgız arkadaşımla Issık Göl’e giderken  yolda mola verdiğimizde bölge de yaşayan Dungan denilen bir aileye rastladık. Dunganlar esmer tenli arap kıyafetli çekik gözlü insanlar. Sovyetler Birliği döneminde anavatanları Çin'den Kırgızistan'a göç eden, tamamı Müslüman olan Dunganlar, Kırgızistan'ın kuzey bölgesine yerleşerek geleneklerini burada devam ettirmişler.  Sovyetlerin Komünizm rejimine direnerek inançlarını kaybetmeden hayatlarını sürdüren Dunganlar günümüzde hala kendi kültür ve sanatını canlı tutmaktalar. Çin'li andıran görüntüleri ortaya koysalar da Dunganları Çinlilerden ayıran en büyük özellik Müslüman olmaları. Dunganların tarih sahnesine 751 yılında yaşanan Talas Savaşı sonrası ortaya çıktığı biliniyor. Abbasi Devletinin Çin ordusuna karşı savaştığı dönem sonrası İslam'ın bu coğrafyada yayılması ile Arap Çin karışımı sonucunda ortaya çıkan Müslüman bir topluluk olarak kayda geçmiş. Halen Kırgız topraklarında varlıklarını sürdürüyorlar.
Kırgızistan eski Cumhurbaşkanı asker AKAYEV’in lale devrimi olarak adlandırılan halk hareketi ile iktidardan uzaklaştırıldıktan sonra devlet başkanlığına getirilen muhalif lider Kurmanbek BAKİYEV ‘in idaresinden halk oldukça memnun gözüküyor.
Burada yediğim  at etinden yapılan Beşparmak yemeğinin halen tadı damağımda. Kaffelerde restoranlarda garson kızlar çalışmakta. Kırgız garson kızlara “ con kız / güzel kız “ diye hitap ediliyor. Oralarda dost sohbetlerinde ikram genellikle  borçak- kaymak-çay.  
Orta  Asya’nın İsviçre’si olarak gördüğüm, Kırgızistan ,  her ne kadar Rusya ve Çin arasında sıkışmış vaziyette de olsa da , Kırgızların bağımsızlıklarını düşkün sıcak kanlı çalışkan insanlar olması olması,   buralarda tabiat güzelliklerinin görülmeye değer olması, ileriki yıllarda  başta turizm olmak üzere diğer sektörlerinde alınacak başarılarla , Kırgız ülkesini Avrupa’nın gelişmiş güvenli ülkesi konumunda olan İsviçre gibi Orta Asya’nın da güvenli refah ülkesi olacağını düşünüyorum.
Kırgızistan’ın tekrar 31 Ağustos Bağımsızlık Gününü kutlar. Dost Kırgız halkına ve  Kırgız arkadaşlarıma Kırgız sözüyle “Vatanına bağlanmayan halk olmaz, halkını sevmeyen yiğit olmaz.”  Diyerek ; Türkiye’den sevgi ve selamlarımı iletirim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık