• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
ErdoğanKırmızıoğlu

Erdoğan Kırmızıoğlu

Bir Destanın “100. Yıldönümünde…”

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar.

Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan (şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

Onlar; Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.” Kur’an Ayetlerinden

 

Dün 18 Mart Çanakkale Şehitlerimizi anma günü idi.

Çanakkale Savaşının 100. Yıldönümünde, Antalya Valiliği İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü nün Kepez Erden Bayazıt Kültür Merkezinde düzenlediği  “Şehitlerimiz için Kur’an Ziyafeti ve Hatim Duası”   etkinliğine katıldım.

Bu etkinlik ile manevi ruh dünyam biraz daha güçlendi.

Bugün köşe yazımda 18 Mart Çanakkale Savaşından Şehitlerimiz için düzenlenen bu çok anlamlı etkinlikten, şehitlerimizden, o yıllardan kalan anılardan, o yılların 100 yıl geçse de bizde bıraktığı manevi yapıdan bahsedeceğim.

“Çanakkale'de Bin Şehid Antalya'da Bin Yürek" proje kapsamında düzenlenen “Kur'an Ziyafeti ve Hatim Programı “18 Mart 2015 tarihinde Saat:20.00'de Kepez Erdem Beyazıt Kültür Merkezi’nde Antalya Valiliği İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü Personeli Araştırmacı Sabri DUMAN’ın yaptığı kısa açılış konuşması ve program akışını arz etmesi ile başladı.

Başta Sayın Valimiz Muammer TÜRKER, Belediye Başkanları, kısım Müdürleri, bürokratların, basının güzide insanlarının yer aldığı etkinlikte, Antalya halkı, “Şehitlerimiz için Kur’an Ziyafeti ve Hatim Duası”  etkinliğine yüksek katılım ile şehitlerimizi anmada ne kadar duyarlı kalındığını bir kez daha gösterdi.

Yapılan proje çok anlamlı, Çanakkale Harbinin 100.ncü yılı münasebetiyle, Antalya’nın vermiş olduğu 1040 şehidi anmak ve anlamak maksadıyla yapılmış.

Proje ; “Çanakkale Harbi şehitlerimize karşı vefa borcunu ödemek, milli manevi duygularımızı kuvvetlendirmek, ülkemizin birlik ve beraberliğini takviye etmek, yeni neslin tarih bilincini arttırmak, vatan sevgisini ve aidiyet duygusunu geliştirmek, şehitlik kavramını gençlerin zihninde yerleştirmek hususlarına katkıda bulunmak” maksadıyla uygulamaya konmuş.

Uygulamaya konulan proje ile  “ 6 ay süresince Çanakkale Muharebelerinde Antalya'nın vermiş olduğu 1040 adet şehidi; Kur'an hatimleri, akademik çalışmalar, sosyal ve kültürel etkinlikler kapsamında; asgari 1040 kişi aktif rol almak ve gençler başta olmak üzere Antalya Toplumunun yaygın ve etkin bir şekilde anmasını sağlamak .” amacı güdülmüş.

 

Etkinlikte programın başlamasıyla;

 

İl Müftüsü Osman ARTAN,  uygulamaya konulan “Çanakkale'de Bin Şehid, Antalya'da Bin Yürek Projesi “ ‘nden bahsetti.

Daha sonra; Hacı Mehmet Gebizli Eğitim Merkezi’nin çok değerli Eğitim Görevlileri salonda bulunan ziyaretçilere Kur’an ziyafeti sundu.

Kur’an ziyafetten sonra; İl Müftülüğü Tasavvuf Musikisi Korosu güzel ilahiler okudu. 

Ve son olarak, İl Müftüsü Osman ARTAN tarafından hatim duası yapıldı.

 

Bu programda İl Müftüsü Osman ARTAN’ın salonda bulunan ziyaretçilere anlattığı Çanakkale Savaşında yaşanan iki hikâyeden çok etkilendim.

 

Türk Tarihinde Adına "Çanakkale" denen destan yazan o kadar koç yiğitler var ki , bu koç yiğitlerimizin hepsi  dillerinde “ Allahü Ekber “tedbir sesleriyle,  niyetlerde zafer nidası ile düşmüşler cephe yollarına. Onlar için Vatan ki; Uç kuruşa alınmamıştı, beş kuruşa satılacak bir şey değildi, emanetti anadan babadan, korunmalıydı hain düşmandan. Yaşanmış hikâye
Anadolu’da geçmekte.

 

Hikâyenin kısaca anlatımı gelince;

 

“Anadolu’nun bir köyünde Ali isminde bir genç vardır. Ali hafızlık eğitimi alır. Ali’nin anasının en büyük arzusu da oğlunun hafızlığını bir gün görebilmektir. Ali, gayretlerinin semeresini alır, hafız olur; anasının yüreciğide sevinçle dolar. Ağzı dualı Ali'nin anası; "Bir de oğlumun mürüvvetini görsem!" diye düşünür. Köyün, güzel olduğu kadar terbiyeli, hanım hanımcık kızı Adeviye'yi Ali'ye isterler. Adı gibi iyiliksever olan Adeviye ile Ali çok geçmeden düşman ateşinin gölgesinde sade bir düğünle evlenirler.

Adeviye, Ali'yi kendi elleriyle hazırlar cepheye.

Adeviye  "Git Ali'm! Vatan için, doğacak evladımız için git !"  der.

Vatan söz konusu olunca geçilirdi serden.

Yeni evli Ali, eşi Adeviye’ye olan sevgisini içinin en girift yerine gömüp, eşine  "Yine geleceğim." Der.
Ali kış soğuğunda cepheye gider. Ali cephede iken, cepheden şehitlerin haberleri gelir köye. Her gelen haberciye Adeviye "Ali'mden bir haber var mı?" diye sorar kalbi yerinden fırlarcasına.

Uzun zaman haber alamaz Ali'sinden. Sağ mıydı, yaralı mıydı, adı sanı bilinmez bir yerde şehitlerin arasına mı karışmıştı, bilen yoktur.

Adeviye günlerce, mevsimlerce bekler…Bekler…

Giden gelmez, acep nedendir? Günler yokluk, kıtlık ve sıkıntıyla geçer. Asker Ali'den iyi veya kötü, bir haber bir türlü gelmez. Adeviye'nin tesellisini yeni doğan minik yavrusu Cevdet'i bağrına basarak geçirir.

Çalan her kapı, duyulan her ayak sesi, Adeviye'nin yüreğini hoplatır. “Ya gelen Ali ise!” der. Rüyalarında her daim Ali'yi görür, Bazen rüyalarında “asker kıyafetiyle karşısında mütebessim çehreyle duran Ali'nin yaralarını pansuman ediyordur.”. Rüyalara sık sık gelen Ali, kendi evine gelmiyordur bir türlü. Babasının bir fotoğrafını görmeden büyüyen Cevdet, yürümeye başlamıştır. Cevdet, Çanakkale’yi anlatan ninnilerle büyür; masal yerine, destanlar dinler anasından. 

Ülke düşmandan temizlenir, yıllar geçer. Halen, Ali'nin akıbetinden haber yoktur. Köylü; Adeviye’ye bir türlü  "Kocan şehit olmuştur, bekleme artık Ali'yi." diyemez. Yaslı anacığına acısını unutturmaya çalışan Cevdet büyümüş, iş güç sahibi olmuştur.

Adeviye ne vakit bir yere gidecek olsa, "Baban gelirse, çağır beni oğul!" der. Komşulara gitse, mevlide, akrabalara gitse, hep aynı sözü söyler oğluna:"Baban gelirse, çağır beni oğul!" Günler yerinde durmaz , zaman akıp geçer.Adeviye’nin Alnında çizgiler derinleşir, saçları beyazlaşır. Ama o hep Ali’nin bir gün geleceği ümidiyle yaşar.

O, her sözünün sonunda Cevdet'e, "Baban gelirse?" der. Yıllar geçer, Adeviye, güçten takatten kesilir.Geri dönülmez hastalığın pençesine düşer. İyice ağırlaşınca, hayatının son deminde oğlu Cevdet'i yanına çağırır, oğluna yavaşça seslenir: "Oğlum! "Bana iyi baktınız. Hakkınızı helal edin. Eğer Baban bir gün gelirse ona de ki ;” Baba! Annem seni hep bekledi..”de.
Cevdet'in ve oradakilerin gözlerinden sicim sicim yaşlar boşalırken Adeviye beklenmedik bir şekilde birden yatağından irkilerek doğrulur ve kapıya doğru bakarak gülümser. "Hoş geldin Ali, hoş geldin!" der…

Ve Adeviye ruhunu teslim eder.”

 

İkinci hikâyede ise;

 

Eşini yine Çanakkale Savaşında kaybeden bir kadın ile ilgili,

“Eşini Çanakkale Savaşına gönderen, eşi dönmeyince hiç evlenmeyen kadın bir gün öldüğünde bir vasiyeti olduğu ortaya çıkar. Vasiyetinde; Öldüğünde mezarına gömülmesini istediği bir bohçadan bahseder. Bohçayı bulurlar , bohçanın içinde bir tutam saç ve dişler  ile bir mektup çıkar. Mektup da “ Ölünce mezarına konulacak dişleri ve saçıyla ; Eşinin adından başka hiçbir erkeğin adını ağzından söylemediğini dişlerinin şahit olmasını, başında saçlarını da eşinden den başka hiçbir erkeğin ellemediğini kestiği bir tutam saçın şahit olmasını istediğini“  yazmaktadır.”

 

Bu tür hikayeler o kadar çok ki; Her biri yaşanmış bir hikaye…

 

Ve bu yaşanmış hikâyeler bize yaşanmış o günleri anlatarak, yaşadığımız o sıkıntılı günleri hiçbir zaman unutmayarak, ileride yaşayacağımız günleri iyi değerlendirmemizi sağlıyor. Hayatta birey olarak, toplum olarak var olabilmeyi öğretiyor.

Vatan, millet, bayrak, sancak, namus, iffet, sadakat kavramlarını iyi öğrenmemize yardımcı oluyor.

Hepimiz biliyoruz ki  bugüne kadar Çanakkale Muharebelerini ve şehitlerini anma maksadıyla çok sayıda çalışmalar yapılmıştı. Bu çalışmalarda belli formatların dışına çıkılamamıştı.  Antalya Valiliği İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğünün öncülüğünde birçok kurumun katlımı ile gerçekleştirmeye çalışılan proje bu tür uygulama alanında bir ilk gibi görünüyor.

Antalya Valiliği İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü Müdürü Süleyman UYSAL, Araştırmacı Sabri DUMAN ve diğer müdürlük personellerini bu tür örnek çalışmadan dolayı kutluyor, müdürlük düzeyinde buna benzer toplumda ses getirebilecek olumlu sosyal çalışmalara öncülük edecek çalışmaların devam etmesini diliyorum…

İnşallah bu proje kapsamında Antalya Toplumu, özellikle gençler konuya hak ettiği duyarlılığı gösterirler…Çanakkale Muharebelerinde Antalya'nın vermiş olduğu şehitler hakkında bilinmeyen birçok husus ortaya çıkarılır. Nesilden nesile anlatılan şehitler ile ilgili hikayeler yazıya dökülür. Bu konuda dokümanlar ve kitaplar hazırlanır. Milli manevi duygularımız kuvvetlenir, birlik ve beraberliğimiz daha sağlam temellere oturtulur. Türk Milletinin geleceğini yönetecek yeni nesilde tarih bilinci daha çok artar, şehitlik kavramı gençlerin zihninde yerleşmesi sağlanır.

 

Unutmayalım ki ;

Tam 100 yıl öncesinde,

Çanakkale savaşına katılanların çoğu çocuktu,

Onlar ana kuzusu idi.

Yaşları daha henüz 12.13.14.15 idi.

Adları değişikte olsa ,

Hepsinin asker elbisesiyle bir tek adı vardı,

Mehmetçik…

O yaşları küçük Mehmetçikler,

Akranları ülkelerinde oyun oynar iken,

Onlar ülkelerini düşman işgalinden kurtarmak için,

Boyunlarından büyük tüfekleri omuzladılar,

Çanakkale cephesinde hep birlikte saf tuttular,

Hep birden  “ Allah..Allah.. Allah..” nidaları ile yeri göğü inlettiler.

Onların postalları, iyi askeri giysileri, silah donanımları yoktu,

Günlük karanavaları bir iki dilim ekmek, bir tas hoşaftan ibaretti.

Tek güçleri, vatan hasretiyle yanan yürekleriydi.

Onların yüreklerinde iman hiç eksik olmadı…

Savaştılar… Savaştılar..Savaştılar…

Bir çoğu şehit düştü..

Ve onlar ki , bir milletin kaderini değiştirdiler.

Henüz 15 yaşlarında destan yazdılar.

Onlar asla bu milletin gönlünde unutulmadı.

Şehit kanıyla sulanan bu kutsal vatan topraklarında

Ay yıldızlı Al bayrak göğlerde dalgalandığı müddetçe de

Asla da unutulmayacaklar…

 

Çanakkale Zaferinin 100. Yıldönümünde bir milletin kaderini değiştiren bu savaşı bir kez daha anarak, şehit düşen 253 bin şehidimize ve tüm şehitlerimize  dua okuyarak, bu tür işgallerin , savaşların bir kez daha ülkemiz topraklarında görülmemesini Allahdan dileyerek bu haftayı geçirmek ümidiyle…

 

Hoş çakalın!

Tüm şehitlerimize duyarlı kalın!

 

Erdoğan KIRMIZIOĞLU

Araştırmacı

 

 

,

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık