• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
ErdoğanKırmızıoğlu

Erdoğan Kırmızıoğlu

“ ANTALYA’NIN FETHİ!”

( 5 MART 1207 FETİH TARİHİNDEN SONRA TÜRKLEŞMESİ…)

     Sevgili okurlarım!

Bugün köşe yazımda dünya siyasetinden, iç siyasetten, gündem konularından

farklı olarak yaşadığımız şehir Antalya’nın fethinin 810.Yıldönümünden, kısaca Fetih

ve sonrası Türkleşmesinden, kutlama etkinliklerinden bahsedeceğim.

Bu yıl Antalya’nın fethinin 810. Yıldönümü kutlayacağız.

Sayın Valimizin kutlama etkinliğine verdiği önem ve katkılarla 4-5 Mart’ta Antalya

2 gün boyunca coşkulu kutlama etkinliği yaşayacak.

Fatih Sultan Mehmet’in 29 Mayıs 1453 ‘te İstanbul’u fetih etmesi İstanbullular ve

Anadolu insanı için ne kadar önemli ise, 5 Mart 1207 ‘de ,I.Gıaseddin

KEYHÜSREV’İN Antalya’yı feth etmesi Antalyalılar ve Anadolu insanı için kadar

önemli.

Antalya’nın fethi programı fetih yürüyüşleri ile başlayacak, mehter, kılıç kalkan

Solo Türk’ün gösterisi, olacak.

Geleceğin Türkiye’sini emanet edeceğimiz çocuklarımız gençlerimiz, Antalyalılar

yapılacak etkinliklerle ecdadımızı bir kez daha gururla anacak.

Yaşadığımız bu kutsal topraklarda, varlığımız özgürce yaşattığımız kültürümüz

hep onların sayesinde olduğunu hatırlayacağız.

İnşallah her yıl daha artan coşku ile yapılacak kutlama etkinlikleriyle ecdadımız

anılarak yaşadığımız şehir Antalya’mızın tarihine kültürüne hep birlikte sahip çıkarak

milli heyecanımızı daha çok artıracağız.

İlkçağlardan beri Anadolu coğrafyasına sürekli göçler olmuş. Özellikle Proto

Türklerden (Ön Türkler) sonra 1071 Malazgirt Savaşı ile Anadolu’nun Türkleşmesi

hız kazanmış, XV. Asrın ikinci yarısından sonrada fetih edilen bölgelerdeki iskân

faaliyetleri devam etmiş.

Bugün Antalya’dan 810. fetih yıldönümünde;

Antalya’nın fethinden sonra sürekli göç eden özellikle Oğuz boylarıyla şehrin

Türkleşmesinden kısaca bahsetmek istiyorum.

Antalya şehrinin ilk Selçuklu sultanı I. Rüknettin Süleyman Şah zamanında

da (1076-1086) Türkler tarafından fethedildiği ve 1096 yılında başlayan Haçlı

seferine kadar Türklerin elinde kaldığı bilinmekte.

I.İzzeddin Mesud zamanında (1116-1155) da Selçuklulara geçen şehir, 1120'de

Bizanslılar tarafından geri alınmıştır. Nitekim 1182 yılında Selçuklu sultanı II. Kılıç

Arslan (1115-1192) Antalya'yı kuşatmış, fakat alamamış.

Latinlerin 1191 yılında Kıbrıs'a yerleşmelerinden sonra, Antalya'ya gelen

tacirlerin malları çalınmaya başlamış. Bunun üzerine Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin

Keyhüsrev, ikinci sultanlığı sırasında (1205-1211) Antalya'nın fethine karar vermiş. 5

Mart 1207 de Sultan, yerli halkın da yardımıyla şehri iki aylık kuşatmadan sonra

fethetmiş.

Fetih tarihi, Orta Asya’dan batıya göç eden Türk boylarının Anadolu

topraklarının her yerinde ve fetih edilen bölgelerde, meskûn  hale getirildiği tarihlere

rastlıyor.

Antalya ve Anadolu’nun Türkleşmesinde elde ki mevcut kayıtlardan görüldüğü

üzere Oğuz boylarına mensup Oymakdan, 24 boy’dan 21’inin Anadolu’ya gelmiş

olduğu yönündedir.

Antalya’nın fetih edilmesi sonrası oluşturulan Teke Sancağına yerleşen oğuz

boyları yaşadığı yere isimlerini vermişlerdir. Yer adları sırasına göre Oğuz boyları

şunlardır:

     1.Kayı 2.Afşar (Avşar) 3.Kınık 4.Eymür 5. karkın 6. Bayındır 7.Salur 8. Yüreğir

9.Çepni10. İğdir 11.Bayat 12.Ala-Yuntlu 13.Kızık 14.Yazır 15. Dodurga 16. Beğ-

dili 17.Büğdüz  18.Çavuldur 19.Yıva 20. Döğer 21.Kara-evli 22.Peçenek 23.Alka

Bölük (Alkaravlı)   24. Yaparlu  Antalya (Teke) bölgesindeki yer isimlerini

incelediğimiz de bu bölgelere iskân edilmiş olan  Oğuzların (Türkmen=Yörük) adını

aldıklarını görmekteyiz XI. yüzyıldaki Selçuklu fütuhatına iştirak eden oğuzlar,

Anadolu’nun ilk yoğun Türk iskânını gerçekleştirmiş. Anadolu’nun her tarafında

olduğu gibi Teke-eli bölgesi de bu sırada iskâna tabi tutulmuştur.

        

      Oğuz boylarından Üç-okların birinci teşekkülü olarak ifade edilen Bayındır

boyunun Adına alan Bayındır, Çavuldur (Çavundur) adına izafeten Çavundur

adından bozma Çavdır, Oğuzların Salur boyunun adını alan Salur, Oğuzların

Dodurga boyunun mensuplarının iskânından dolayı Dodurga, Oğuzların Eymür

boyuna mensubiyeti ifade eden Eymür, Ertuğrul Beyin bağlı olduğu Kayı boyu ve

Karakeçili aşiretinin Milli aşiret grubunu ifade eden Milli Oğuzların Yüreğir boyuna

mensubiyete izafeten Yüreğir adında 4 ayrı köy, Oğuzların Bügdüz boyuna

mensubiyeti ifade eden Bügdüz adında 2 ayrı köy, Oğuzların Kınık boyuna izafeten

Kınık adında 2 ayrı köy ve yine Kınık boyuna mensubiyeti ifade eden Ak-yaka

şeklindeki yer adları: Selçuklu fütuhatı neticesi Teke bölgesine yerleşen Oğuz boy

veya oymaklarının isimlerini verdiklerini göstermektedir. Yörük grubuna dâhil bulunan

Yazır boyuna mensup unsurlardan en önemlisi Teke Sancağında yaşamaktadır.

  Teke Sancağında sarı ve kara sıfatları ile iki şube olup Öz kent adlı bir köye de

sahiptirler. Bölgede Yazır adı ile iki de köy vardır. Üç Yazır boyu köyü, bu boydan

kalabalık ve mühim bir yazır topluluğunun iskân olduğunu göstermektedir. Yine

diğerleri gibi Antalya Şer’iyye Sicillerinde de adı geçen Yund adlı köyü teşkil edenler

muhtemelen oğuzların Ala-Yuntlu boyuna mensup olmalıdırlar. Şehir Kara koyunlu

ve kara koyunlu köyleri, büyük Türk boylarından Kara koyunlulardan Yörüklerin

iskân olduğu ve boylarının adını verdikleri yerdir. Yine, Koyunlar köyü nünde adını

muhtemelen buraya yerleşmiş olan Selçuklu fütuhatından sonra Moğol istilası

neticesi Anadolu’ya gelmiş olan bayındır boyunun bir oymağı olan

Akkoyunlular’dan veya Türk boyu olan Karakoyunlulardan almış olmalıdır.

Cemaat-i Yörükan-ı Varsak /  olarak ifade edilen ve Karaman’ dan dan

geldikleri belirtilen, Antalya merkeze bağlı Varsak kasabası da, XIV. Yüzyılın birinci

yarısının ortalarına doğru Çukurova’ya göçüp bölgenin her tarafına hâkim olmuş

olan Üç-ok’un altı oğlundan (Koşun, Varsak, Kara İsa, Özer, Gündüz ve Kuş

demir ) ( 11 ) Varsak aşiretinden gelip yerleşenlerin atalarının adını, iskân oldukları

yere vermeleri dolayısıyla bu ismi almış olması muhtemeldir.

       Kanuni devrinde yazılmış olan defter kaydında, asıl Bozulus grubuna dâhil

teşekküller arasında Avşar, Beğdili, Karkın, Bayat ve Döğer gibi Oğuz boylarına

mensup Teke eli’nde bulunan bazı şubelere Güney-doğu Anadolu da da

rastlanmaktadır.

       Anadolu’nun aşağı yukarı her tarafında olduğu gibi Teke Sancağı’nda da her bir

boy’a mensup aşiretler yalnız bir yerde iskân olup, o yere boy’unun adını verdiği gibi,

sancağın birçok yerinede dağılmış ve aynı adlarla köyler, kasabalar oluşturmuşlardır.

       Teke civarına yerleşmiş ve Honamlı adlı kabileye bağlı bulunan Kara Evli

oymağı da Antalya bölgesine iskân olmuş Türk gruplarındandır. Ayrıca, Honamlı

adıyla varlığını devam ettiren Yörükler de Antalya bölgesine yerleşmiş Türk

kabilelerindendir ki, Antalya ve civarında yaşadıkları bilinmektedir.

       Kurtlar karamanı, Güzelim Asi Karaman veya Güzelim Karaman ve Asi

karaman veya daha sonra Aşağı Karaman, Yukarı Karaman isimleri ile ifade edilen

yerlere de bu isimler Karaman oğulları adına izafeten verilmiştir. Karaman oğulları

beyliğinden oymakların göç ederek teşkil ettikleri köyler olması muhtemeldir.

       Karkın köyü, XI. Yüzyıldaki Selçuklu fütuhatına iştirak eden Bayındırlar ’la

beraber yaşadıkları bilinen Karkın Boyu’nun iskân olduğu ve kendi boyunun adını

verdiği yerlerden birisidir. XVI. Yüzyılda yazılmış bir defterden Teke’de Karkın

boyuna ait Cemaat-i Karkın adında 9 hane 20 neferlik bir oymağın mevcut olduğu

tespit edilmektedir.

       Antalya Şer’iyye Sicilleri’nde Yıva adıyla kayıtlı (Yanlış söylenişi ile Yuva)

köy de Oğuzların Yıva boyuna mensup Yörüklerin iskân edildiği ve boylarının adının

verildiği bir yerdir.

       Bayat köyü Oğuzların Bayat boyun’dan Yörüklerin yerleştiği ve boylarının adını

verdikleri bir yerleşim birimidir.

       Kayıtlara göre, Anadolu’ya yerleşen Bayındır boyundan iki oymak’ın Teke’ye

yerleştiği görülmektedir. Bunlardan biri Bayındır-Elsüz piri adındaki 37 vergi nüfusu

kadar olan oymak, diğeri ise Tülü Bayındır adını taşıyan 25 vergi nüfusuna sahip bir

oymaktır.

       Toroslar’daki Aladağ civarında yaşayan Kara Evli adındaki oymak 1888’lerde

Teke’den buraya gelmişlerdir. Aladağ taraflarında yaşayan Horzumlu oymağı da bir

Yörük kolu olup, bu oymağın Kara Koyunlu olduğu ve Ala iye taraflarından geldiği

ve Teke Sancağında Kara Koyunlu adında bir kabilenin yaşadığı bilinmektedir.

Diğer taraftan Teke’deki Kara Evli oymağının bağlı bulunduğu Honamlı kabilesinin

bir şubesi de Aladağ civarındaki Kara Evli oymağı ile yan yana yaşamaktadır.

        Selçuklu devleti zamanında doğudan akın akın gelen Türk oymakları ve

Türkmenler (Yörükler) Selçuklular tarafından küçük, küçük bölükler, 40–100 evlik

obalar halinde parçalanarak çeşitli  bölgelere  yerleştirilmişlerdir. O gün ki Türkmen

(Yörük) il, ulus, uruk ve daha ufak bölüklerin adları günümüz coğrafyasında çeşitli

yerleşim yerlerinin adları olarak bugüne intikal etmiştir.

      Teke-eli bölgesine XIII. Yüzyılın ilk yarısından itibaren XV. yüzyıl da dâhil Üç-

oklara tabi boy ve oymaklar ağırlıkta olmak üzere, Oğuz boylarından çok çeşitli

aşiretler yerleşmişlerdir.

Menteşe, Saruhan ve Karaman oğulları’nın zayıflamaları, dağılmaları üzerine

bazı Türkmen (Yörük) zümreleri de bunlara katılmıştır.

       Teke bölgesine yerleşen birçok Yörük aşireti iskân oldukları yerlere isimlerini

vermiştir. Tahrir ve tapu defterlerinde de kayıtlı olan ve aynı zamanda bulundukları

bölgeye özelliklerine uygun isimlerde veren bu aşiretlerden bazıları şunlardır.

        -Teke Kara hisarı’nda: İsalu. Menteşe, İğdir. Göğez, Bayındır, Kara Koyunlu

İmre Oğlu

        -Antalya kazalarında: Karakeçili aşireti Sarı keçili aşireti, Saruhan oğlu,

Kızılca Keçelü.

Kaş’a bağlı Kaledos’da: Bozdoğan, Ozanlar,  Oğuzhanlu Milli’de:  Bayat

        - Antalya’da: Çandır, Çakırlar, Karaman, Solaklar, İlyas, Eydir, varsak.

        - Korkud-eli’nde: Kureyş Dağı, Mamatlar, Yıva,(bozulmuş kullanılan şekli:

Yuva) Avdan, Karkın, Dat, Köseler, Bayat, Yazır, Belenli.

         - Serik’te:  Çandır, İsalı, Macar, Çakallı, Teke

         - Manavgat’ da: Sarılar, Demirciler, Işıklar, Cebeci, Aklar, Avsallar.

         - Elmalı’da: Yıva (bozulmuş kullanılan hali Yuva), Bayındır, Salur, Afşar,

Tekke (Teke)

         - Finike’de: Yazır, Yıvalılar (kullanılan bozulmuş hali Yuvalılar).

         - Kaş’da: Bayındır, Yıva(bozulmuş kullanılan şekli: Yuva)

         Bu yer isimleri, iskân olunan oğuz boylarından bazılarına mensup olanların

yalnız bir kısmıdır.

Anadolu’nun diğer yörelerine olduğu gibi Teke yöresine de XVIII. Yüzyılda dahi

Türkmen (Yörük) göçleri devam ettiğinden ve yeni, yeni yerleşim birimleri teşkil

edilerek boy ve oymaklara ait isimler verilmeye devam edildiğinden, Oğuz boy ve

oymak adlarının verildiği yer isimleri oranı daha da yüksektir.

         Ne var ki; Cumhuriyet döneminde uygunsuz isimler yanında, birçok

tarihimize ve kültürümüze ait isimler de değiştirilmiştir. Antalya’nın 1985 itibariyle

656 İlçe, Bucak, Belediye, Köy isminden 169’u değiştirilmiştir. Bu tür değişiklikler,

Türkiye genelinde isteklerde göz önünde tutularak devam etmektedir. Maalesef

bugünde Güney Doğu- Doğu Anadolu da birçok yörede Oğuz- Türkmen boy

adlarında olan yöre adları isim değişikliğine maruz kalmaktadır.

         24 Oğuz boyunun Anadolu’nun her tarafına dağılarak yerleşmesi, değişik

bölgelere iskân edilmeleri neticesinde Anadolu’nun doğusundan -batısına,

güneyinden- kuzeyine hem aynı soydan, aynı boydan ve aynı aşiretten olmaları bu

vatan üzerindeki insanları yakın akraba özelliği arz eden bir millet konumuna

getirmektedir.

         Aynı aşiret mensuplarının Teke, Hamid, Aydın, livalarına, oradan başka

yerlere Çukurova yöresine iskân olunan Yörük aşiretlerinin Teke, Hamid, Biga,

Karesi, Muğla, Bolu, Ankara ve Çankırı sancaklarındaki kasaba ve köylere

yerleştikleri görülmektedir.

 

         Anadolu’nun Türkleşmesi yalnız bir göç hadisesi olmayıp, aynı zamanda

din, kültür, sanat zanaat ve değerler yükü ile topyekûn bir fetih, Türkleşme ve

İslamlaşma hadisesidir.

         Bu vatan; Şehrimiz Antalya ve yöresi yer isimleri, manevi ve milli değerler,

örf adet, törelerimiz ile hür olarak yaşadığımız ecdadımızın eti-kemiği- kanından

yoğrulmuş bu toprakların altına üstüne vurduğumuz Türklük mührü ile

Türkleşmiştir.

         Anadolu’da dolayısı ile Teke (Antalya) Sancağı’nda iskân olunan yerlere ve

çeşitli mevkilere, yalnız yerleşen boy veya oymak adı değil, kurucusu, bir değer,

hatıra, özellik, coğrafi vaziyet veya büyüklerin adı da verilmiştir.

          Mesela, Candelore’yi Alâeddin Keykubad’ın feth etmesi sebebiyle, bu şehir

adımız ile şereflensin emriyle, adına izafeten Alaiye adının verilmesi, o bölgeye

vurulan Türk mührüdür. Ancak sonradan Alanya olarak değiştirilmiştir

           Sarı keçili Yörüklerinin kurduğu Korkuteli’ye bağlı Karadiğin köyü (aslı

Karatekin’dir ve Orta Asya’da Pamir’in kuzeybatı bölümünde, daha 9. yüzyılda

oğuzların yaşadığı bir Türk şehrinin adıdır.(24)) Karadiğin şeklinde algılandığından

sonradan “Esenyurt “ şeklinde değiştirilerek aslı tamamen ortadan kaldırılmıştır

           Anadolu’nun her tarafında olduğu gibi Teke-elinde de Antalya ve civarında

Yörük (Türkmen) zümreler meskûn olduğu yerlere isimlerini vererek varlıklarını

toprağa nakşetmişlerdir.

          İslamlar, Türkler, Değirmen özü, Eski Yörük, Sultan Alâeddin mahalleleri

(Korkuteli),  Şerafeddin, Dur Ali, Osman halifeler, Antalya’nın mahallelerinden

hatib Süleyman, Şeyh Şuca, aşık Toğan, Mecdüddin, ahi kızı, Çavuş bahçesi,

Bali Beğ, Timurcu Süleyman, ahi Yusuf, Şeyh Sinan, Takıyyeci Mustafa, Timurcı

Kara, Sufiler, İğdir hasan, Sağir bey, … gibi isimlerle de yaşadığımız şehir

Antalya, 810 yıl önce Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından

fethedildikten sonra adım adım Türk isimleri ve değerleriyle bezenerek

Türkleştirilmiştir…

Antalya’nın 810. Fetih Yıldönümü Kutlu Olsun.

Antalya’nın Fethinde şehit olan ALPERENLER ve Fetheden komutan Selçuklu sultanı

I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in ruhları şad olsun.

        

-- -- Antalya’nın fetih gününde, GÜZEL ANTALYAMIZIN TARİHİNE KÜLTÜRÜNE

DOGASINA, SAHİP ÇIKALIM, YEŞİLLİĞİNİ KORUYALIM. BETONLAŞMAYA

ÇARPIK KETLEŞMEYE, DUR DİYELİM

Erdoğan KIRMIZIOĞLU

Araştırmacı Yazar –Şair


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık