• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
CihatRamazan Gürbüz

Cihat Ramazan Gürbüz

Yüzleşme Zamanı (28 Şubat)

Ayna:

Aynalara, baktığımızda “suçlusunuz” demesini isterdik…

Karanlık…

Karanlığa, daldığımızda “uyanın” diye haykırmasını isterdik…
Uzak…

Uzaklar da, kaldığımızda “yaklaşın” demesini isterdik…

Ama…
Aynalar hep durgun…
Ve suskun…
Tıpkı, 28 Şubat Mağdurları gibi…
 

Bugün…

28 Şubat’ı yapan zihniyetin, hukuksuz ve keyfi yargıladığı, unutulan mağdurlarından bahsetmek istiyorum…

Unutulan derken!

Biz…
Bizler…
Unutmadık…
Belki birileri unuttu, belki de unutmuş gibi görünüp zamana bırakıldı…

Eğer zamana bırakıldıysa; Zaman yüzleşme zamanı…

 

Her neyse!

28 Şubat post modern darbe ve darbecileri zaman, zaman gündemimizde tartışılıyor, aheste, ahestede yargılanıyorlar…

Görünen o ki!

Buraya kadar eyvallah diyelim…

Peki!

Bu darbecilerin mağdur ettiği insanlar nerede?

 

Uzun uzadıya anlatmaya gerek yok…

Sadece, hapiste olanlardan bahsetmek istiyorum…

Bunların suçları:
Dernek veya vakıf adı altında insanlığa hizmet etme adına bir araya gelmiş inançlı halk…

Tek dertleri:
İnsanlığa biraz daha fazla hizmet etmek olan gönül ve dava adamları…
Yani:

“Kurban” seçilen günahsız değerler…

 

Suç:

Potansiyel şeriatçı…

Ve bu cunta; ezber bozmadan iman dolu kalplere kahpece suçladılar…

Örgüt liderliği…
Yardım ve yataklık…
 Sempatizanlık gibi suçları da ekleyerek sorgusuz sualsiz yıllarca işkencelere tabi tutuldular…

Yetmedi “irtica” dediler ve ağır bir şekilde yargıladılar…

Ve…

Ne açıdır ki!

Bu arkadaşlarımız o günden beri halen hapishanedeler…

Gelelim bu güne…

Bugün korkunç bir çelişki var…

Bir yandan darbecileri suçlu diye yargılayacaksın, diğer yandan darbecilerin mağdur ettiği suçsuz insanları görmemezlikten geleceksin…

 

Yeter artık!

Yüzleşme zamanı geldi…

28 Şubat’ın hukuksuz yargılamaları şimdi yeniden ele alınmalı, mağdurların hakları iade edilmeli…

 

28 Şubat darbecilerin o günkü seviyesizliği nasıl taşları yerinden oynattıysa…

Bu gün taşları oynatma sırası kimdeyse, oynatsın artık…

 

Hapiste yatan günahsızların dava arkadaşları, kollarını açmış beklemekte…

Daha ne kadar bekleyeceğiz bilmiyorum ama benim beynimi kurcalayan soruda şu;

 

“Onlar haklı bir dava için içerdeyse, biz neden dışarıdayız”…
 

Aynaya bakıp bu soruyu kendimize sorsak mı?
Acaba!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık