• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
CihatRamazan Gürbüz

Cihat Ramazan Gürbüz

Beyin Vücudu Terk Eder mi?

Beyin!

Beynin vücudumuza nasıl hükmettiğini elbette ki hepimiz biliriz…

Fakat…

Vücudumuza hükmeden beynin, kullanım kapasitesini şu aşamada herhalde ölçemeyiz. Beynin gelişmesi içinde bir uğraş vermeye, geliştirmeye gerek duymadan olanla yetiniriz.

 (?)…

Bazen, olağan üstü gelişen, güncelliğini yitirmeyen olaylara, kafa yormadan, farkındalığı anlamadan;

Güleriz…

Kızarız…

Susarız…

Bağırırız…

Ağlarız…

Bazen de, olayların ciddiyetini bilmemize rağmen cılız ve sessiz kalmayı bir görev biliriz. Nedense bu görevi de alışkanlık haline getiririz…

Yani…

Etkisiz ve gayesiz bir tablo çizeriz. Etkisiz ve gayesiz bir tablo içinde; bir anlam yüklemek tabi ki gereksiz…

 

Ulusal ve uluslararası arenada birçok olumlu ve olumsuz canlı ve kanlı olaylarla her gün karşılaşmamak hemen hemen imkânsız bir hal almıştır. Bu olaylar karşısında gerektiği gibi cesur bir duruş sergilememek bir tarz haline gelmiştir…

Kısacası:

(istisnalar kaideyi bozmaz)

 “ Beyin vücudu terk etmiş” gibi sallanıyor…

Gibisi fazla…

Artık!

“Beyin vücudu terk etmiş”…

İşte ispatı…

Yaşam biçimimiz ortada…

Yaptıklarımız ortada…

Pardon!

Yapmıyoruz mu?

Yapamıyoruz mu?

Orası da bir muamma!

Benim gözümle, haddim olmayarak yaptıklarımıza sırayla bakalım…

 

Bir şeyler yaparken düşünerek, özgür irademizle değil de hayatımıza öylesine renk kastin diye yaparız...

İyi ve kötüyü bildiğimiz halde, kötü ile iyi arasında bir savaş veririz…

Evreni yaratan yüce bir gücün varlığını biliriz ama itaat etmeye gelince işimize gelenlerle yetiniriz. Zamanla doğru olduğuna inanır ve etrafımıza da sıkılmadan yansıtırız…

Bir yandan hayatımızı saçmalıklarla tüketir, diğer yandan başımıza gelen şey, başımıza gelmesi gereken şey mi? Diye ortada kalırız…

 Asıl yapmak istediklerimizi, yapamadıklarımızın içine hapsederek kendimizi sorgulamadan bekleriz…

“Başkası nasıl düşünüyorsa beni öyle yargılar, ben nasıl düşünüyorsam başkanını öyle yargılarım” mantığını hep koruruz…

Bazen uygarlığın alaca karanlığında bir şeyler ararız ama sonlandıramayız…

İyinin kıymetini bilmek için kötünün varlığını kabullenir her nedense iyiyi kucaklamayı hep unutur kötü ile dans ederiz…

Bizleri ayrıştıran, tembelliğe alıştıran, kafamızı karıştıran, zaman mekân tanımayan interneti, bilinçli kullanamadığımız halde onsuz nefes alamayız…

Dinimize tarihimize bir baksak, okusak, anlasak, onların yaptıklarıyla kavrulsak ve yaşam biçimimize yansıtsak, o zaman beynimizin gücünü de kapasitesini de anlarız. Anlamakla kalmayıp onu çabucak harekete geçirecek ivmeyi de yakalarız…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık