• 23 Ağustos 2017, Çarşamba 16:51
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Ülke siyasetinde oyunun kuralı değişti artık..

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları birçok kişi tarafından, “düşüşe geçen Ak Parti’yi ayağa kaldırmaya çalışıyor” şeklinde yorumlanıyor..

Ama, yapılan anket araştırmaları AK Parti’nin oy oranında olumsuz bir değişim olmadığını gösteriyor..

Peki, Erdoğan buna rağmen neden partiye dönük ikaz ve özeleştirilerde bulunuyor?

İktidar ya da muhalefetten hemen herkesin bunu merak ettiğini biliyorum..

Bugün, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyelerinden Yard. Doç. Dr. Ali Aslan’ın bu konudaki analizini aktaracağım..

Yazı biraz uzun, özetleyerek vereceğim..

Ve eminim, kafalardaki birçok soru cevap bulmuş olacak..

LİBERALLER VE AK PARTİ

Türkiye’de siyasetin gündemini bir süredir Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisine yönelik “metal yorgunluğu” eleştirileri belirliyor..

Eleştiri kapısının açılmasıyla AK Parti’nin probleminin ne olduğu konusunda kamuoyunda farklı yorumlar ortaya çıktı..

Örneğin, liberaller AK Parti’nin sorununun partinin ilk dönemindeki “reformist” çizgisini terk etmesi olduğunu iddia ediyor..

Son 15 yılda muhafazakâr kesimde yaşanan sosyolojik dönüşümün –bireyselleşme, şehirleşme, vb. gibi– bu sorunu daha da gözle görülür hale getirdiğini ileri sürüyorlar..

Onlara göre partideki sorunun çözümü:

1- İç politikada uzlaşmacı ve “demokratik açılım” gibi reformist ve özgürlükçü politikalara dönmek..

2- Dış politikada ise, “AB yörüngesinde Batıcı politikaları kucaklamak”..

AK Partili “muhalifler” de partinin sorununu, liberallerle benzer şekilde, partinin mevcut siyasi çizgisinde buluyor..

“Yerli ve milli” siyaset ifadesinde somutlaşan bu çizgiye karşı ilk döneme damgasını vuran uzlaşmacı, reformist, özgürlükçü ve kucaklayıcı bir siyasetin partinin sorunlarını çözeceğine inanıyorlar..

Aynı zamanda, parti teşkilatlarında ve vitrininde, “trol” olarak adlandırdıkları figürlerin yerine daha “ehil” şahısların –yani kendilerinin– ön planda olması gerektiğini de ekliyorlar..

Ayrıca kısık sesle de olsa, “Erdoğan’ın parti içerisinde çok fazla ön plana çıkmış olmasının da bir sorun olduğunu” dillendiriyor ve partinin zirvesinde bir güç paylaşımının gerekli olduğuna vurgu yapıyorlar..

MUHALEFETİN SÖYLEMLERİ

Muhalefet ise, uzun süredir AK Parti’nin sorununun “tek-adam yönetimi, otoriterlik ve kutuplaştırıcı siyaset” olduğunu dile getiriyor..

Bu söylemleri canlı tutmakla beraber muhalefet, bu tartışma kapsamında AK Parti’nin –16 Nisan referandumuna atıfla– düşüşe geçmiş olmasından kaynaklanan bir moral bozukluğu içerisinde olduğu tezini işliyor..

Muhalefete göre; AK Parti’nin temel sorunu, “siyasette psikolojik üstünlüğünü kaybetmesi ve bunun partide bir panik durumu yaratmış olması”..

Ve çözüm önerisi ise zaten belli; “iktidarın bir an önce el değiştirmesi”..

Bütün bu eleştirilerin verdiği mesaj aslında çok açık:

“AK Parti ülkeyi yönetmesin, Cumhurbaşkanı Erdoğan da ülkeye ve AK Parti’ye liderlik etmesin..”

Söylemeye gerek yok sanırım..

AK Parti’ye, “ilk dönemine geri dön” demek, “henüz tam anlamıyla iktidar olmadığın zamanlara dön” demekten başka bir şey değil..

Ayrıca, “reformist çizgiye dön” çağrısı da, “iktidarın AK Parti tarafından kullanılmamasına” yönelik bir çağrı..

RENKSİZ SİYASET ÇAĞRISI

Hal böyleyken, bu çağrıyı yapanların şu soruya cevap vermesi gerekiyor:

“İktidar mücadelesinin belirlediği siyaset alanında bir siyasi aktör, iktidarını genişletmeye ve derinleştirmeye yaramıyorsa, bir çağrıya neden kulak versin?

Şayet bu çağrı AK Parti’ye yönelik değilse, kime yönelik bir çağrıdır?

Daha da ötesi, AK Parti iktidardayken, nasıl olur da iktidarda değilmiş gibi bir siyaset takip edebilir ve neden etsin?”

Liberallerin böyle bir çağrı da bulunması çok doğal..

AK Partili muhalifler açısından ise, “kendilerine alan açmak için böyle bir söylem tutturmuş olmaları” siyaseten anlaşılabilir bir durum..

Muhaliflerin bu malum çağrıyı sadece AK Parti’ye değil, “partileriyle arasını açmaya çalıştıkları AK Parti seçmenine ve ülkenin bağımsızlıkçı politikalarından rahatsızlık duyan bazı ulusal ve uluslararası çevrelere” yaptıklarını da not etmek gerekiyor..

Renksizliğin bir siyaset olarak sunulmasına şahitlik etmekteyiz..

Muhalefetin tavrı ise, hala iktidarı gelip kendisinin alması gerektiğini anlayabilmiş olmadığını gösteriyor..

Görülen o ki, muhalefet kanadında siyasete dışarıdan mucizevi bir müdahale olur beklentisi hala canlılığını sürdürüyor..

ERDOĞAN NASIL GÖRÜYOR?

Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan sorunu nasıl görüyor ve buna yönelik nasıl bir çözüm önerisi sunuyor?

Şu kesin; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları partinin bir düşüş içerisinde olduğu izlenimini yaratmıyor..

Anketler, AK Parti’nin oy oranında olumsuz bir değişim olmadığını gösteriyor..

Ayrıca, 16 Nisan halk oylaması sonuçları AK Parti’de iddia edildiği gibi, bir panik havası da yaratmış değil..

Çünkü AK Parti karşısında nerdeyse tüm siyasi parti ve grupların birleşmesine imkân sunan bir oyunun oynandığı 16 Nisan halk oylamasında elde edilen sonuç AK Parti açısından net bir başarıydı..

Önümüzdeki yerel seçimlerde başka bir oyunun oynanacağı parti tarafından çok iyi biliniyor..

Erdoğan’ın ne yapmaya çalıştığı ise aslında çok açık..

16 Nisan’da Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle birlikte siyasi mücadelenin kurallarının tamamıyla değiştiğinin farkında..

Ve bu farkındalığın partisine de tam olarak hâkim olmasını istiyor..

ARTIK KURALLAR DEĞİŞTİ

İktidarın artık parlamento sınırlarının dışına çıkmış olması, siyasi partilerin konumunu radikal bir biçimde değiştirmiştir..

2019’da yapılacak seçimler, Türkiye siyasi tarihinde belki de ilk defa iki popülist hareketin –AK Parti ve MHP’den müteşekkil “yerli ve milli” blok ile CHP ve HDP’nin oluşturacağı Kılıçdaroğlu’nun tabiriyle “Demokrasi Bileşenleri Bloğu” kapışmasına sahne olacaktır..

Ortaya çıkmakta olan yeni durum, ülke siyasetinde gerçekleşen köklü yapısal kırılmayı göstermektedir..

Sonuç olarak;

1- Ülke siyasetinde oyunun kuralı değişmiştir..

2- Ve bu yeni şartlara göre kendisini en iyi örgütlemeyi başaran hareket, önümüzdeki süreçte siyasete damgasını vuracaktır..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık