• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

“Toptancılık” yapmayı bırakmak zorundayız artık..

Son günlerde “Başkanlık Sistemi” yeniden ve daha güçlü bir şekilde gündeme oturdu ya..

Birileri, “eyvah yandık” diye sistemin aleyhinde ağzına geleni söylüyor..

Birileri de, “çok şükür oluyor galiba” diyerek sistemi yere-göğe koyamıyor..

Yani bir taraf sistem için “kötüdür” diyor, bir taraf da “iyi” olduğunu söylüyor..

Ve biz bu “iyidir-kötüdür” şeklindeki “toptancılığımızı” her konuda yapan bir millet olarak, sürekli acı çekmeye mahkum oluyoruz..

Nasıl mı?

Gelin bu “toptancılığımız” konusunu biraz tartışalım sizinle..

İYİ VE KÖTÜYÜ BİLMEK

Genellikle evlenecek çiftlerin yakınları, gelin ya da damat olacak kişiyi araştırmadan duramazlar..

Arkadaşlıklarda veya çalışma hayatında da aynı araştırma vardır..

“İyi bir insan mıdır” sorusunun cevabını ararlar hep..

Tanıyanlar ve bilenler de, bildikleriyle kadarıyla ya “iyi bir çocuk, yakışır” derler, ya da, “kötü bir insan, sakın yaklaşmayın” tavsiyesinde bulunurlar..

Yani; bir insanı ya “iyi” ya da “kötü” kabul ederiz hep..

Bunun adı “toptancılık”tır..

Oysa..

Her “iyi insan” diye nitelendirdiğimiz kişinin kötü tarafları olabileceği gibi, her “kötü insan” diye nitelendirdiğimiz kişilerin de iyi tarafları vardır..

Sizin iyi bulmadığınız kişi, başkaları için çok değerli ve iyi biri olabilir..

Ya da tam aksine, sizin iyi kişi dediğiniz, kötü insan olarak görülebilir..

“İyi ya da kötü kişi”, o kişiye sizin hangi yönüyle baktığınıza bağlıdır..

Ve hiçkimse, “insanlara kendisinin baktığı gibi bakmasını, kendi gözüyle görmesini, kendi değerlendirdiği gibi değerlendirmesini” isteme hakkına sahip değildir..

İşte bizim “millet” olarak hastalığımız -maalesef- budur..

DEMOKRASİ İYİ Mİ KÖTÜ MÜ?

“Ülkenin yönetimi” konusunda da “aynı tavrı” sürdürüyoruz..

Örneğin, “demokrasi” için “harika-mükemmel-çok iyi bir yönetim şekli” diyenler de var, tam aksini söyleyenler de..

Halkın kendi kaderini belirlemesini doğru bulanlar da var, bulmayanlar da..

Doğru bulanlar diyor ki:

“Hakimiyet kayıtsız şartsız o ülkenin halkına ait olmalı, halk kendi kaderini kendisi tayin etmeli..”

Etmeli de..

Demokrasiyi savunan hiçbir parti başkanı, vekil adaylarını halkın belirlemesini istemiyor..

Ne yaman bir çelişki, değil mi?

Bunu doğru bulmayanlar da şunları dile getiriyor:

“Demokrasi bir İKNA rejimidir..

Vatandaşı ikna et, oyunu al ve ülkeyi yönet..

İyi de bu ‘ikna yöntemleri’ çok çetrefilli..

1- Projelerini ve halkın ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarını anlatarak ikna eden var..

2- Tehdit ederek ikna eden var..

3- Rüşvet vererek ikna eden var..

4- Yalan söyleyip umut dağıtarak ikna eden var..

Bunlardan hangisinin ağır bastığı da belli değil..

Bu nedenle, ülkemizde çok fazla ‘iktidar sorunu’ yaşanmıştır..”

Bakıyorsunuz, iki taraf da haklı..

Ama, biri kendi fikrini kabul etmediği için diğerine adeta düşman kesiliyor..

İki taraf da, demokrasinin iyi ve kötü taraflarını birlikte görmek ve daha iyi olmasını sağlamaya çalışmak yerine, “benim dediğim doğru” diye diretiyor..

Yani “toptancılık” yapıyor..

VE “BAŞKANLIK” TARTIŞMASI

Dönelim “Başkanlık Sistemi”ne..

Ne demiştim en başta;

Birileri, “eyvah yandık” diye sistemin aleyhinde ağzına geleni söylüyor..

Birileri de, “çok şükür geliyor” diyerek sistemi yere-göğe koyamıyor..

Bana göre iki taraf da yanlış yapıyor..

1- Farklı görüşte olanlar, böylesine “toptancılık” yapmak yerine sistemin iyi ve kötü taraflarını tartışsalar..

2- Sistemin, sadece “bu ülkenin yararına olacak yönetim biçimlerinden” bir paket yapsalar..

3- Bunlara, bu ülkenin kültürünü, inançlarını, ananelerini de koruyacak “biçimler” ilave etseler..

4- Böylece “koalisyonsuz, ama yine halkın kendi yöneticilerini seçeceği ve denetleyeceği farklı bir sistem” oluştursalar..

5- Ve halka bunu anlayacakları bir dilde anlatsalar, “ikna etseler”..

Daha iyi olmaz mı?

Dikkat edin, biz tartışmıyoruz..

Başkanlık sistemini benimseyenler de, karşı olanlar da “benim dediğim doğrudur” inadıyla hareket ederek “toptancılık” yapıyor..

“DEĞİŞMEK” ZORUNDAYIZ

Sanırım farkındasınız..

Ülkemiz insanı adeta “çıldırmış” gibi..

Eğer biri, birine ya da bir fikre kendi baktığı pencereden bakmıyorsa, onun fikrini benimsemiyorsa, hemen “ötekileştiriyor”..

Biz, tartışmayı da herşeyin tartışılabileceğini de öğrenmek/anlamak zorundayız..

Tartışmazsak, “gerçeğe/doğruya” ulaşamayız..

Şunu iyi anlayın bence..

Biz “toptancılığı” artık bırakmak zorundayız..

Çünkü..

Başka Türkiye yok..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık