• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

“Liberal sol zihniyetlilere” iyi bir ders..

Star yazarı Lütfü Oflaz dünkü yazısında, “Dualı demokrasi mitingi olmaz” diyen “liberal solcuların gazetesi”ne, ama özellikle “liberal sol zihniyetlilere” iyi bir ders vermiş..

Biraz sonra bu yazıyı sizlere aktaracağım..

Ama, önce şu “liberal solcu” ne demek, onun açılımını yapalım biraz..

“Liberal solculuk” dünya siyaset arenasında hem liberalizmin hem de sosyal demokrasinin kendine çeki düzen verme ve yenileşme hareketi diye özetlenebilir..

Aslında “liberal” ve “sol” sözcüklerinin bir araya gelmesi zor bir süreç sonunda gerçekleşti..

Çünkü..

Liberal, “serbest ekonomiden yana olan kimse” demek..

Solculuk ise, “liberal düzene değişik biçim ve ölçülerde karşı olan düşünce ve eylem akımlarının genel adı”..

GARİP BİR BİRLEŞİM

Bu ”liberal solculuk” birleşiminin gerçekte olmadığını savunan sol aydınlar olduğu gibi, “bu fikrin sonuç vermeyecek bir devşirme hareket” olduğunu savunan liberaller de var..

Ayrıca, “ya burjuva ideolojisi ya da sosyalist ideoloji, ikisi arasında bir orta yol yoktur” diyenler de çok..

Yani..

Kendilerini, “liberal solcu” olarak tanımlayanlar aslında “geçerli bir fikir sahibi olmadıkları” gibi, herşeyi basite indirgemeye çalışarak “laf kalabalığı” yapmaktan öteye gidemeyenlerdir..

İşte Lütfü Oflaz da, bu kafadakilere bazı açıklamalar yapmak zorunda hissettiği için yazmış bu yazıyı..

Bence çok da güzel bir “kapak” olmuş..

Buyurun, zevkle okuyun..

DUALI DEMOKRASİ MİTİNGİ

Liberal solcuların gazetesi, 7 Ağustos’ta darbelere karşı milyonların katıldığı demokrasi mitingine kendince kara çalmak istemiş.

“Dualı demokrasi mitingi mi olur” demiş.

Bu sadece onun temsil ettiği liberal solcuların zihniyeti olsaydı, acı acı gülümseyip geçilebilirdi.

Bunu bir yazı konusu etmeye değmezdi.

Ancak biliyoruz ki, böyle bir zihniyet sadece liberal solcuların zihniyeti değildir.

Bu zihniyetin kapsama alanı çok daha geniştir.

Nitekim dün başörtülü kızların üniversiteye alınmasına şiddetle karşı çıkanlar da bu zihniyettendi.

Kadınların başörtüsüyle, erkeklerin sakalıyla, insanların kılık kıyafetiyle uğraşıp “Bunlara karşı Atatürk’ün devrim kanunları uygulansın” diyenler de bu zihniyettendi.

Başörtüsü takmak, dua etmek, sakallı olmak bunları niye bu kadar rahatsız ediyor ki?

Hem sizler darbenin olduğu 15 Temmuz akşamı acaba neredeydiniz?

Yoksa sizler darbeye karşı demokrasiden yana değil misiniz?

Darbecilerin tanklarına karşı en ön safta duranlar dilleri dualılardı.

Onların bir kısmı da sakallıydı.

Yine darbeci birliklerin üzerine yürüyenler arasında çokça başörtülü vardı.

Onların bazıları da çarşaflıydı.

Evet, darbeye direnenlerin en ön safında onlar vardı.

Ama sizler yoktunuz.

Kimbilir hangi kafede, hangi barda içkilerinizi keyifle yudumluyordunuz.

“Ne olacak bu Türkiye’nin hali” deyip kafa çekerek, kimbilir kaçıncı kere Türkiye’yi kurtarıyordunuz.

Ama sizler değil, hani Mine Kırıkkanat’ın “Kıllı ayılar” dedikleri var ya; işte 15 Temmuz akşamı o kıllılar, o sakallılar kurtardı Türkiye’yi.

Hani Hikmet Çetinkaya’nın “Karafatmalar” deyip hamam böceklerine benzettiği çarşaflılar, başörtülüler var ya; işte 15 Temmuz akşamı onlar kurtardı Türkiye’yi.

Hani Yılmaz Özdil’in “Bidon kafalılar” dedikleri var ya; işte 15 Temmuz akşamı onlar mermilere göğsünü siper ederek, tankların önüne yatarak kurtardı Türkiye’yi.

Hani “Benim oyum dağdaki çobanın oyuyla niye bir olsun” deyip aşağıladığınız o çobanlar, o marabalar, o eli nasırlılar, o varoşlular var ya; işte 15 Temmuz akşamı onlar kurtardı Türkiye’yi.

Bu emperyalist darbe girişimine, bu emperyalist işgal girişimine karşı Türkiye’yi savunmak için onlar en öndeydi.

Onlara bu hakaretleri, bu aşağılamaları yapanlar ise herhalde sırça köşklerindeydi.

Bozun artık çürümüş ezberlerinizi.

Neymiş?

Dualı demokrasi mitingi olmazmış!

Neymiş?

Hiçbir nedenle sakallılarla, başörtülülerle, çarşaflılarla yan yana aynı safta olunamazmış.

Peki Kurtuluş Savaşımızı başlatanlar sakallılarla, başı kapalılarla, çarşaflılarla nasıl bir arada oldular?

Yahu bu ülkenin halkı onlar.

Ama onları aşağılayıp küçümseyenler, hani mümkün olsa Fransa’dan halk ithal etmeye kalkışırlar!

Çünkü onlar Türkiye halkına Fransızlar!

Hani bir süre öncesine kadar liberal solcuların gazetesini yöneten Ece Temelkuran var ya; işte onun gibi Türkiye’ye Fransızlar!

Öyle olmasalar, gazetelerinde “Dualı demokrasi mitingi mi olur” diye yorum mu yaparlar?

İNSANA SAYGILARI YOK

Lütfü Oflaz haksız mı?

Üstelik, bu “liberal solcular” sadece ülkelerine değil, insanlığa karşı da Fransızlar..

Hatta insanın temel özgürlüklerine karşı da çok saygısızlar..

Böyle olmasalar..

İnsanların inançlarıyla dalga geçerler mi sizce?

Ayrıca..

Darbe gecesi o “duacı”lar tanklara karşı siper olurken, bu “liberal solcular” ve “sosyal demokratlar”ın çoğu marketlerde, benzin istasyonlarında, ATM’lerde uzun kuyruklar oluşturuyordu..

Dualı ya da duasız, “demokrasi mitingleri” bunların umurunda mı?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık