• 19 Eylül 2017, Salı 21:24
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Kazanılan 1 lira bulunan 5 liradan daha değerli..

TEOG’du, yen sistemdi derken, önceki gün yeni öğretim yılına başladığımız şu günlerde..

Eğitim konusunda küçücük bir uyarıda bulunacağım..

Dikkatli okuyun..

Çünkü, hepinizi yakından ilgilendiriyor..

BİR “BAŞKAN”IN MEKTUBU

Abraham Lincoln, oğlunun öğretmenine aşağıdaki mektubu yazmış..

“Zaman alacak biliyorum..

Fakat eğer öğretebilirsen..

Ona..

Kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret..

Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı..

Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu..

Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona..

Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını..

Eğer yapabilirsen, ona kitapların sırlarını öğret..

Fakat ona sessiz zamanlar da tanı..

Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği..

Hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona..

Herkes yanlış olduğunu söylediğinde dahi..

Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret..

Tüm insanları dinlemesini öğret ona..

Fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret..

Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona..

Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret..

Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret..

Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona..

Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa..

Dimdik dikilip savaşmasını öğret..”

ÖĞRETMENLER VE ÖĞRENCİLER

Eğitim-Sen’in yaptığı bir araştırmaya göre;

Türkiye’de her 3 okuldan 1’i “uyuşturucu” ile tanışıyor..

Okullarda yöneticilerin yüzde 10’u, öğretmenlerin ise yüzde 18’i elinde “sopayla” dolaşıyor..

Bunları düşününce, ABD Başkanı’nın yukarıdaki mektubunu hatırladım..

Dünyaya hükmeden bir Başkan’ın..

Bir eğitimciye yaptığı ricaya bakın..

Bir de bizim okullarımızda kol gezen “şiddet” ve “uyuşturucu” furyasını çaresizlik içinde izleyen veya sopayla “terbiye” etmeye çalışan öğretmenlerimize bakın..

Hep söylüyorum..

Bizde “öğretmen” çok..

Ama ne yazık ki, “eğitimci” parmakla sayılacak kadar az..

Öğretmenlerin dayak atmasına okulların yüzde 39'unda rastlanıyormuş..

“Dayak”la eğitim olur mu?

Olursa, işte böyle olur..

Tabloya bakın:

- Okulların yüzde 50’sinde öğrenciler arasında bıçaklı kavga meydana geliyor..

- Okul içinde kız öğrencileri rahatsız etme oranı yüzde 56.44, okul dışında ise yüzde 69.19..

- Öğrencilerin yüzde 90.69’u birbirine küfrediyor..

- Yüzde 88.18'i kavga ediyor..

- Yüzde 88’i sigara kullanıyor ya da bulunduruyor..

- Bunlara bir de “uyuşturucu” ve “seks”i eklerseniz..

Öğrencilerimizin “eğitim manzarası” kendiliğinden ortaya çıkıyor..

DEĞİŞİM MUTLAKA OLMALI

Yanlış anlaşılmasın..

Amacım..

Öğretmenlerimizi kötülemek ya da aşağılamak değil..

Kötülediğim ya da aşağıladığım şey..

Neredeyse 90 yıldır hücrelerimize kadar işlemiş ve değiştirilmesi uzun bir zaman alacak olan Türkiye’nin “milli eğitim sistemi”..

Biz daha öğretmenlerimize bile “eğitim” veremiyorken..

Onlardan “eğitimci” olmalarını nasıl bekleriz?

“Sen kitapları ezberle, biz de sana ezberine göre bir diploma verelim, çek git” mantığıyla verilen..

“Ezberci ve elemeci” eğitim sisteminin öğrencilerinden de..

“Akıllı-mantıklı-kendini-bilen-araştırmacı” olmalarını beklemek biraz haksızlık olmaz mı?

Kaldı ki..

Geleceğin öğretmenleri de bu gençlerin arasından çıkacak..

Alın size bir “kısır döngü”..

Ve bu döngü içerisinde..

Önce kendine..

Sonra ailesine ve çevresine..

Sonra vatanına ve milletine..

Daha sonra da insanlığa hayrı dokunacak kaç kişi çıkar acaba?

Hem bu hem de 2019’da görev alacak hükümete, aynı amanda bütün anne babalara sesleniyorum..

Abraham Lincoln’ün, çocuğunun öğretmenine yazdığı yukarıdaki mektup..

Planlanması ve uygulanması gereken bir “eğitim sistemi”nin ana fikridir..

Ve çocuklarımızı..

Bu ana fikre uygun bir eğitim sistemi ile yetiştirmez isek..

“Damarlarımızdaki asil kan”ın da hiçbir faydası olacağını sanmıyorum..

Unutmayın..

“Ezberci ve elemeci” eğitim sistemi ile yetişen dünün çocukları, bugün bizleri yönetiyor..

Ve durumumuz ortada..

Bugünkü çocuklarımız da yarın bunların yerini alacak..

Bunun düzelmesini istiyorsak..

Önlemini derhal almalıyız ki..

Bir-iki nesil sonra –belki- “hayal ettiğimiz bir eğitimle arzu ettiğimiz Türkiye’ye” kavuşabiliriz..

Yoksa..

Tren raydan çıktı çıkıyor..

Zaman alacak biliyorum..

Fakat..

Çocuklarımıza..

Kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğretmek zorundayız..

Anne-baba ve öğretmenler, yapabilir misiniz bunu?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık