• 02 Haziran 2017, Cuma 0:33
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Hakaret etmeyi kendilerinde “hak” olarak görüyorlar..

Şu anda Ak Parti iktidarına “muhalif” olan bir “gazeteci güruhu” var..

Muhalif olmak “hakaret etmeyi” haklı kılar mı?

TDK’na göre güruh, “değersiz, aşağı görülen, küçümsenen topluluk, değersiz kimseler topluluğu, ayaktakımı, sürü” anlamına geliyor..

İşte bu gazeteciler tam da bu tarife uygun bir şekilde “günlük görevlerini” ifa ediyorlar..

Bu güruh öylesine bir “kibir” içinde ki..

Devleti-milleti küçümsemeyi, Cumhurbaşkanı dahil devleti yöneten kişilere hakaret etmeyi kendilerinde “hak” olarak görüyorlar..

Ama, kendileri için biri “ağır bir eleştiri” yapsa, “hakarete uğradım” diye feryat ediyor, suç duyurusunda bulunuyorlar..

Yani; hakaret eder “eleştirdik” derler, eleştirilince de “hakarete uğradık” derler..

Bu kadar da yüzsüzler..

Bunlardan “dünyaca tanınan biri” (avukatı öyle tanıtmış) kendisine yaptığım eleştiriyi hakaret olarak algılayıp hakkımda suç duyurusu yapmış..

Bu kişiyi sizlere zamanı gelince anlatacağım..

Bugün, bu güruhtan biri için, Star Gazetesi yazarı Ahmet Kekeç’in yazdıklarını aktaracağım sizlere..

İstediğim tek şey, kişilere ve olaylara farklı bir pencereden bakmanız..

Önce hiçbir olayın “göründüğü gibi” olmadığını, ardından da o gazetecilerden birinin hakaret etmek için nasıl bir fırsat gözetlediğini göreceksiniz..

Bence “hisse”nizi alın..

İşte Ahmet Kekeç’in yazısı..

PATRONUNA DA ‘MÜPTEZEL’ DİYECEK MİSİN?

Tarihçi Mustafa Armağan hakkında başlatılan soruşturma, Türk matbuatının da üstün gayretleriyle iddianameye dönüştü. Mahkeme iddianameyi kabul ederse, Armağan “Atatürk’e hakaret” suçlamasıyla hâkim karşısına çıkacak.

Burada CHP’lilerin ve “beyaz” sınıflandırmasına dâhil edeceğimiz kesimin emeklerini de anmak lazım.

Mükemmel çalıştılar...

Hele CHP’liler... “Erdoğan’a hakaret etmek serbest olsun” derken, biricik günahı Atatürk hakkında değerlendirme yapmak olan tarihçiler için Adliye önlerinde uzun “suç duyurusu kuyrukları” oluşturdular. Ve başardılar...

“Mustafa Armağan’ın suçu nedir?” bahsine girmek istemiyorum.

Görünür suçu, Atatürk’ün zevcesi Latife Hanım’ın bir mektubunu yayınlamış olması.

Bilinen bir mektup bu...

Daha önce farklı mecralarda yayınlanmış.

Sakıncalı değil.

Yani yayınlanmasının önünde herhangi bir yasal engel yok.

Orijinalinin nerede mahfuz tutulduğu biliniyor. Mektupta yer alan ifadelerin suç oluşturmadığı/oluşturmayacağı da biliniyor.

SAYIN MUHBİR VATANDAŞLAR

Ama savcılık “sayın muhbir vatandaşlar”ın baskısına dayanamayarak soruşturma açıyor. Maksat Mustafa Armağan ve onun çıkardığı “Derin Tarih” dergisini cezalandırmak olduğu için de, peşinden iddianamesini yetiştiriyor.

Süleyman Yeşilyurt tutuklanmıştı.

Tutuklanması için kamuoyu oluşturulmuştu.

Kamuoyu oluşturan mecraların başında Hürriyet gazetesi geliyordu.

Hatta bir Hürriyet gazetesi yazarı (ismi Ahmet Hakan Coşkun’dur), Mustafa Armağan ve Süleyman Yeşilyurt hakkında şu aşağılık ifadeleri kullanmıştı:

“Alçak, rezil, kepaze, hayâsız, sinsi, korkak, ikiyüzlü, ahlaksız, fare, pespaye, şerefsiz, yavşak, müptezel...”

BUNLARA HESAP SORULMAYACAK MI?

Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki en masum eleştiri suç sayılıyor... Anladık.

Peki, ismi cismi, belli bir konumu ve toplumda yeri olan insanlara Ahmet Hakan Coşkun ağzıyla saydırmak yasal mı?

Savcılık bu küfürlerin hesabını sormayacak mı?

Mustafa Armağan ve Süleyman Yeşilyurt’un avukatları, “Gel bakalım Ahmet Hakan Coşkun efendi... Müvekkillerim hakkında dava açtırmayı başardın. Sen de şu küfürlerin hesabını ver bir bakalım?” demeyecek mi?

İlber Ortaylı’ya “hödük” lafı yedirilmeyecek mi?

Ne yani, bu küfürbaz ve ağzı bozuk taifesi toplumda “saygın” muamelesi görmeye devam mı edecek?

O İDDİALARI “POSTA” YAYINLADI

Muhbir Ahmet Hakan Coşkun, (aralarında Mustafa Armağan ve Süleyman Yeşilyurt’un da bulunduğu yazarlardan bahisle) “Bu müptezeller, Atatürk’e dil uzatmanın bedeli olduğu dönemde susmuşlardı” diye yazmıştı.

Bu utanmaz adama şu hatırlatmayı yapmak lazım:

Bahsi geçen yazarlardan biri tutuklandı... Diğeri hakkında 4.5 yıl hapis cezası isteniyor.

Demek ki Atatürk’e dil uzatmanın hâlâ bedeli varmış.

Demek ki bu bedel sadece, “müptezel” diye hakaret ettiğin garibanlara ödettiriliyormuş.

Demek ki aynı suç (Atatürk’e dil uzatma suçu) Aydın Doğan tarafından işlendiğinde savcılık dönüp bakmıyormuş.

Hatırlatayım:

İçeri tıktırmayı başardığın Süleyman Yeşilyurt, tutuklanmasına neden olan “iddiaları” yıllar önce patronun Aydın Doğan’a satmıştı.

Patronunun Posta gazetesi de bunları “haber” yapmıştı.

Hadi Aydın Doğan’a da saydır, “Alçak, rezil, kepaze, hayâsız, sinsi, korkak, ikiyüzlü, ahlaksız, fare, pespaye, şerefsiz, yavşak, müptezel...” diye.

Hadi Aydın Doğan ve Posta gazetesini de “linç konsorsiyumu”nun önüne at...

Hadi Aydın Doğan ve Posta gazetesi için de savcıları göreve çağır...

Hadi!

CEVABI DA YAYINLAYACAĞIM

Ahmet Kekeç’in yazısı bu kadar..

O gazeteci Kekeç’e cevap verir mi bilemem, ama verirse onu da yayınlayacağım..

Bakalım ne diyecek?

Ya da diyebilecek mi?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık