• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Gazetecilik duygu değil mantık işidir..

Geçtiğimiz günlerde “Kaleiçi’ndeki sevişme görüntüleri” nedeniyle gazeteciler ve bazı gazeteci özentisi içinde olanlar, GAZETECİLİK mesleğini tartıştı..

Kimi “özel hayat” dedi, “kimse kimsenin özgürlüğüne karışamaz” diye de itirazına açıklık getirdi..

Kimi de, “kamusal alanda özel hayat olmaz” diyerek, kendi görüşünü savundu..

Ucu açık, sonuçsuz kalacak bu tartışmaydı, öyle de kaldı..

Bugünlerde ise gazeteciler Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun geçen hafta gazetelerin genel yayın yönetmenleriyle yaptığı toplantıyı tartışıyor..

Niye tartışıyor?

Başbakan, “terörü özendirici ve meşrulaştırıcı yayınlardan uzak durulması, kamuoyunu tedirgin edecek haberlere yer verilmemesi, şehit ailelerini rencide edecek ifadelerden kaçınılması” yönünde ricalarda bulunmuş..

DÜNDAR VE KEKEÇ’İN BAKIŞI

“Bu rica ile aslında Başbakan matbuatı (gazete ve gazetecileri)zapturapt (kontrol) altına almaya çalışıyor”muş..

Kim söylüyor bunu?

“Can Dündar” söylüyor..

“Darbeler” döneminde gazetelerin bütün manşet haberlerini askerler kontrol altında tutarken, buna itiraz eden tek yazı yazmadı..

Bir kez bile çıkıp, “gazeteciliğe müdahale ediliyor” diye çıkış yapmadı..

Karargâhın emriyle “köşe”ler boşaltılırken, meslektaşları fişlenirken, “romantik yazılar”la araziye uydu..

Şimdi ise, Ak Parti karşıtı bürokratları arkasına almış, gazetecilerin en rahat çalıştığı ortamda/dönemde bir ricayı, “gazetecileri kontrol altına almak” olarak niteleyip “ucuz kahramanlık” taslıyor..

Bir başka görüş ise “Ahmet Kekeç”in..

“Başbakan sadece bir ricada bulunuyor.. Yani bu bir ricadır.. Uyarsınız ya da uymazsınız.. Uymadığınızda, bunun bir yaptırımı, cezası yok.. En fazla, bir sonraki toplantıya çağrılmazsınız, o kadar..”

Bu görüş daha “akılcı” gibi gelmiyor mu size?

Bu da ucu açık, sonuçsuz kalacak bu tartışma..

Ama ben bu tartışmaları “sonuçsuz” bırakmak istemiyorum..

GAZETECİLİK ZOR ‘ZENAAT’

Devletin operasyon bilgilerini yayınladığı için hakkında soruşturma açılan Can Dündar’ın yaptığı bir “gazetecilik” örneği midir?

Elbette gazeteci eline geçen bilgileri (kamuyu bilgilendirmek için) yayınlar, yayınlamak ister..

Bu “gazetecilik”tir..

Hatta..

Hakkında “gizlilik” kararı bulunan bilgileri de yayınlayabilir..

Bu da “gazetecilik”tir..

“Bedelini” öderseniz (yani, bir hukuk devletinde yasaları hiçe sayar cezayı da göze alırsanız), her türlü bilgiyi yayınlar ve yayarsınız..

Şimdi “Batı”ya bakın..

Devletin operasyon bilgilerini ifşa eden iki Alman gazetecisi, şu sıra “casusluk” suçundan yargılanıyor..

Peki, biz ne yapıyoruz?

Tek gazetecilik başarısı cemaat polislerinin eline tutuşturduğu, gizli kalması gereken “dinleme ve izleme kayıtları”nı yayınlayarak bundan “kahramanlık” çıkarmaya çalışan birinin “yasaları çiğnemesini” normal görüyor, yaptığı işi de “gazetecilik” olarak niteliyoruz..

Yetmiyor, “kendi ülkesinin çıkarını ve güvenliğini düşünmeyen” birine destek bile oluyoruz..

‘BATI’DA GAZETECİLİK NASIL

Devlete ait gizli bilgileri Batı’da “ucuz kahramanlık” peşinde koşanlar yayınlar, sonuçlarına da örnekteki gibi katlanırlar..

“Ben pis bir işe bulaştım.. Evet, gazetecilik yaptım ama aynı zamanda suç işledim.. Bedeli neyse, öderim” derler..

Ama, “gazeteci” de olsa, herkes “önce insan güvenliği” olgusunu düşünmek zorundadır..

Nitekim, Batı’da gazeteciler daha okullarında okurken, “önce insan, önce vatan” fikriyle yetiştirilir..

İnsanın güvenliği ile ülkesinin çıkarları daima ön plandadır..

Ve işini de hep bu bilinçle yapar..

İşte bunun için, örneğin “ikiz kulelere saldırı” olayında ölen 6500 kişinin “kanlı görüntülerini” asla yayınlamazlar..

Ölenlerin ailelerinin feryatlarını günlerce-haftalarca insanlara dinletip “korku ve nefret” yaratmazlar..

“Özel hayat” konusunda da, “bir başka kişiyi rahatsız etmeyecek davranış ve düşünceler” olarak niteler, “özgürlüğü” de aynı kefeye koyarlar..

Bilmem anlatabiliyor muyum?

DUYGU DEĞİL, ÖNCE MANTIK

Evet, ben bunları yazdım diye, “gazetecilik” konusunda tartışmalar biter mi?

Bitmez..

Çünkü, aramızda çok fazla “romantik” Can Dündar ve bu romantizme(!) kendini kaptıran kişiler var..

Ama..

Eğer olaylara ve kişilere “siyasi” gözlükle değil, “akıl gözüyle” bakarsanız, bence tartışma bitmiştir..

Çünkü..

Gazeteci, “her olayın sonraki adımlarını da düşünebilen kişi”dir..

Ve gazetecilik “duygu” değil, “mantık” işidir..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık