• 01 Kasım 2019, Cuma 13:16
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Gazetecilere ‘ayar vermeyi’ bırakın..

Bugün gündemin biraz dışına çıkıp, biraz “kendimizi” anlatmak istiyorum..

“Bazı kişilere” bazı şeyleri hatırlatmak zorundayım..

NASIL BİR “GAZETECİ”

Aranızda kendini “Cumhurbaşkanı, Bakan, Belediye Başkanı” sananlar var..

Öyle bir konuşuyorlar ki; “Türkiye’yi eline verseniz, 3 günde dünya lideri bir ülke yapacak” maşşallah..

Kendi işini yapmak, kendi işinde iyi olmak yerine, “hep başkalarına ayar vermeye” çalışıyorlar..

51 yıldır bu mesleğin içindeyim, hala “kendimi geliştirmeye” çabalıyorum..

Ama..

Gazeteciliğin “G”sinden haberi olmayanlar bile, işine gelmeyen yazı ve haberi görünce, “böyle gazetecilik mi yapılır, siz kendinizi gazeteci mi sanıyorsunuz” gibi laflarla –aklınca- bize gazetecilik dersi veriyor..

Madalyonun bir yüzü..

Gücü elinde bulunduran herkes, hep “gazeteci benim yanımda olmalı, benim istediğimi yapmalı” der..

Bunun için de şantaj-tehdit-rüşvet dahil, “her türlü yola” başvurur..

Madalyonun öbür yüzü..

Gazeteciler, aslında “yaşam standartları yüksek olması gereken” kişilerdir..

Ama, çok büyük bir çoğunluğu asla bu standarda ulaşamaz..

Hatta maaşı ile asla geçinemez, çoğu da maaş bile almaz, alamaz..

Bu şartlarda çalışan kişilerin, “gücü elinde bulunduranlara” karşı koyması son derece zordur..

Ortada böyle bir manzara varken..

“Özgür basın”dan söz etmek kadar abes bir şey olabilir mi?

“FARKLI” MESLEK

Böyle söyledim diye hemen, “demek ki gazeteciler gücü elinde bulunduranların esiri” diye düşünmeyin..

Gazetecilik, diğer hiçbir mesleğe benzemez..

Gazeteci; haber yaparken, makale yazarken, eleştiri yaparken sürekli olarak kendisiyle hesaplaşır..

“Kendisine olan saygısını” kaybetmekten korkar..

“Yalanı en kolay ve en çabuk ortaya çıkan meslek” olduğu için, yalana pek cesaret edemez..

Topluma direk hitap ettiği için de, insanların gözünde küçük düşmek, ezik gezmek istemez..

Gerçekten gazetecilik yapanlarda “idealistlik” asla ölmez..

İşte bu nedenlerledir ki, gazeteci kimsenin “esiri-emir kulu-memuru-sözcüsü” olmak istemez..

Olanlar var mıdır?

Vardır, olabilir..

Ama, zaten onları “gazeteci” olarak kabul etmek mümkün değildir..

Böylelerini “gazeteci” olarak görenlerin de onlardan bir farkı yoktur..

Nitekim..

Kendini “gazeteci” olarak tanıtıp da “gazetecilik” yapmayanlar, birer-ikişer bu bünyenin içinde kaybolup gitmişlerdir..

Bundan sonra da böyle olacaktır..

24 SAAT MESAİDE

“Gazetecilik” zor iştir, herkes bu yükü kaldıramaz..

Niye mi zor?

“Gazeteci genç ölür..” başlığıyla Milliyet Gazetesi’nin 5 Mayıs 1988 tarihli nüshasında yer alan haber bunu çok iyi anlatıyor....

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bir dava dolayısıyla verdiği kararda, şunu ifade etmiş:.

“Gazeteci uykusunda bile işbaşındadır..

Basın hayatı yıpratıcı ve öldürücü nitelik taşır..

Basın mesleğinde çalışanların ortalama ömrünün 44 yıl 8 aydır..”

Ve..

“Gazetecilik mesleği”ne ilişkin yasanın gerekçesine dayanarak, bir dava ile görüşünü de şöyle bildirmiş:

“Kontak anahtarını kapatan sürücü, kazmasını bırakan işçi için dinlenme veya istirahate çekilme imkanı vardır..

Fakat gazetenin fikir işçisi düşündüğü, gördüğü, duyduğu için..

Sinemada, tiyatroda hatta gece uykusunda bile işbaşında sayılır..”

Gazetecilik, gerçekten “zor zenaat”tir..

Bizleri suçlamadan önce iyi düşünün ve “ayar vermeyi” de bırakın artık..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık
UA-9420185-1 google-site-verification: google03750594e72e0af5.html