• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Gazeteciler mi üstün yoksa mahkeme kararları mı?

“Mahkeme kararı”na rağmen, teröristler tarafından, “başına silah dayanmış savcı”nın fotoğraflarını kaldırmayan ve erişimi engellemeyen Twitter ve Youtube’a önceki gün o fotoğrafları kaldırıncaya kadar –yine- mahkeme tarafından erişim engellendi..

Vay sen misin bunu yapan!

“Özgürlüğe vurulan darbe”lerden tutun da, hükümetin devletle karıştırılmasına varıncaya kadar, o kadar çok “saçma” yazı ve yorumlar-görüşler  ortaya kondu ki, “ben başka bir dünyada mı yaşıyorum” diye şaştım kaldım..

Bütün bu insanlar –eminim- “hukukun üstünlüğü”nü falan savunanlardır..

Buna rağmen, “bir Türk mahkemesinin kararını dinlemeyen”leri eleştireceklerine, olayı nerelere vardırıyorlar, anlamak, akılla izah etmek mümkün değil..

Gözlerini “kin” bürümüş bu insanlar bu vatana nasıl sahip çıkacaklar, çok merak ediyorum..

Öte yandan..

Bazı “gazeteci”lerin aynı konuya bakışlarında da bir fark yok..

Onların da gözünü “kin” bürümüş maalesef..

Ya da çok “duygusal” bakıyorlar her şeye..

Ve teröristlerin servis ettiği “başına silah dayanmış savcı” resmi için getirilen yayın yasağını yerden yere vuruyorlar..

Bunlardan biri sevgili “köşe yazarı” arkadaşım İdris Özyol..

Sosyal medyada paylaştığı yazıda diyor ki:

“Kızıl Tugaylar, kaçırdığı Aldo Moro'yu (İtalya Başbakanı) örgütün flaması önünde fotoğraflayıp servis etti..

Bu fotoğrafları yayınlayan hiçbir gazete hain ilan edilmedi..

Haklarında soruşturma açılmadı..

Moro'nun cenazesini takip etmeleri engellenmedi..

Birileri öyle istiyor diye hafızamızı kaybedecek halimiz yok..

Mesleğimizi unutacak halimiz de yok..

Bırakın bu meseleyi, hayatında iki satır haber yazmamış siyasetçiler değil, ömrü her türlü haberin, olayın, sansasyonun, eylemin, ölümün, cinayetin içinde geçmiş gazeteciler tartışsın..”

İdris’in sözünü ettiği fotoğrafta “başına silah dayanmış bir Başbakan” yok..

Sadece Kızıl Tugaylar’ın flaması önünde oturan bir resmi var, o kadar..

Evet o da öldürüldü, evet cenazesine herkes katıldı, evet cenazesine katılan gazeteciler hain ilan edilmedi..

Ama..

Eğer Moro’nun ailesi, “böyle bir fotoğrafın yayınlanmasını istemiyoruz” deseydi, o fotoğraf asla yayınlanmaz, “mahkeme kararına rağmen” günlerce gözler önünde bırakılmazdı..

İdris, sapla-samanı birbirine karıştırıyor..

Evet gazeteciliği siyasetçiler değil, gazeteciler tartışsın elbette..

Ama, şimdi örneğini vereceğim gazeteci gibilere mi bırakalım bu tartışmayı?

Adı Can Dündar..

Köşe yazar, TV’lerde belgesel programları yapar, romantik konuşur, insanları etkiler..

Can Dündar’a göre;

Neyi yayınlayıp yayınlamayacaklarına kendileri karar verirmiş..

Dolayısıyla, savcının şakağına tabanca dayayıp “hatıra fotoğrafı” çektiren teröristlerin görüntüsünü gazeteye koymakta bir sakınca görmemişler..

Can Dündar, master tezini ODTÜ’de “terör haberlerinin medyada veriliş biçimi ve iktidar sansürü” üzerine yazmış..

Bu konuda ulusal ve uluslararası literatürü taramış..

Terör meselesinde sansürün temel amacı, onun propaganda faaliyetine engel olmaktan ziyade hükümetin beceriksizliğini örtbas etmekmiş..

Öyle anlaşılıyor ki..

Can Dündar tezini yazarken, batı medyasında çalışanların nasıl yetiştiğini iyi gözlemleyememiş..

Gazetecilikle ilgili okullarda, “ulusal çıkarın gereklilikleri” bütün öğrencilerin beynine adeta kazınır..

Ve mesleğe atıldıklarında bunu asla unutmazlar..

Unutan olursa da, “Pentagon tarafından hatırlamaları sağlanır”..

11 Eylül’deki ikiz kulelere yapılan saldırıda binlerce kişi öldü..

Gazete ve televizyonlarda bir tek “ölenin veya toprak altında kalmış kişinin fotoğrafına” rastladınız mı?

Rastlayamazsınız..

Çünkü, o resimleri vermek, “teröre ve teröriste hizmet etmek”tir..

Yani, “ülkenin ulusal çıkarını zedelemek”tir..

Evet, mesleğimizi bıraksınlar biz gazeteciler tartışalım da..

Bunu, “vatan, millet, ulusal çıkar” gibi değerleri hiçe sayanlarla mı tartışacağız?

Bunu Can Dündar gibi, “kalemini sadece duygusal nedenlerle kullanan karakter”lerle mi tartışacağız?

Bunu, yıllarca PKK’nın her hareketini, her saldırısını manşetlerden indirmeyerek, TV’lerde günlerce yayınlayarak onlara hizmet eden, şimdi de başka terör örgütlerine aynı servisi yapan “gazeteci”lerle mi tartışacağız?

Şunu unutmayın..

Biz gazeteciler, “mesleğimize siyaseti ve çıkarı bulaştırdığımız, işimizi gazetecilik ilkeleri içinde yapmadığımız için” siyasetçiler mesleğimizi tartışıyor..

Bundan niye rahatsız oluyorsunuz ki?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık
UA-9420185-1 google-site-verification: google03750594e72e0af5.html