• 22 Eylül 2017, Cuma 21:14
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Eğitim sistemi.. Eğitimciler ve öğrenciler..

Milli Eğitim’de “eğitim sistemi çalışmaları” sürerken..

Okullarımızda veli-öğretmen kavgası ile öğrencilerin caddeye kadar taşan çatışmaları şaşkınlıkla izlenirken..

Eğitim sistemini, eğitimcileri ve öğrencileri irdeleyen görüşleri aktaracağım sizlere..

1- Eğitim sistemi için, “yeniden keşfetmeye gerek yok, başarı sağlamış sistemler örnek alınabilir” mi?

2- Öğrencilerimize, “önce insan olmayı ve insana nasıl bakmaları gerektiğini öğretmemiz gerekmez” mi?

Bu iki “can alıcı” soruya verilen cevaplar bakalım hoşunuza gidecek mi?

TEST SINAVI KALKMALI

“Eğitim sistemi” konusunda, Bilim İnsanı Türk jeoloji Profesörü ve Doğa Tarihçisi A. M. Celâl Şengör, bakın ne diyor:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın TEOG’un kaldırılması yönündeki tavsiyesi son derece isabetli olmuştur..

Ama bu yetmez…

Bütün test imtihanları ve bu arada üniversitelere giriş sınavları da kaldırılmalıdır..

Bu yapılmadan ortaokul ve liselerimizin kalitesini düzeltemeyiz..

Bu konuda eski YÖK başkanlarımızdan Prof. Kemal Gürüz’ün son derece kapsamlı bir çalışması vardı..

Her hayırlı iş gibi, 1990’lı yıllarda rafa kaldırıldı..

Sayın Başbakanımızdan istirhamım, o projeyi isteyip incelemesidir..

Son derece detaylı ve kantitatif (bir analiz biçimi) bir çalışma olan Gürüz’in projesi Binali Bey için çok kolay anlaşılacak bir dokümandır..

Tayyip Bey, ‘öğretmenlerimize güvenelim’ mesajı vermiştir..

Bu doğrudur; ahlaksızlık yaparak not şişiren okullar olmasına rağmen doğrudur..

Bu okulların ipini pazara çıkarmak ise halkımızın görevidir..

İpi pazara çıkan okulu kapatmak ve öğretmenlerinin işine (ve memuriyetlerine) son vermek de Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevidir..

İmtihansız okul ve üniversitelere girecek öğrencinin kalitesizi ise ilk yılın sonunda bir daha geri gelemeyecek şekilde dökülmelidir..

Herkese üniversite ve lise okutacağız diye bu öğretim kurumlarımızı yanlış yönlendirdik..

Artık bundan geri dönme zamanıdır..

Burada savunduğum, büyük ölçüde kıta Avrupa’sının başarıyla uyguladığı bir sistemdir..”

İŞTE BİR EĞİTİMCİ FARKI

Gelelim öğrencilerimizin bakış açılarına, akıllarını nasıl kullandıklarına, öğretmenlerimizin onlara neler öğretebildiğine..

Bu konuda bir öğretmenin yaşadıklarından alıntı yapan gazeteci Bedii Ersavaş, “ben de aynısını düşünüyorum” diyerek şu yazıyı paylaşmış:

“Bugün sınıfta ‘dünya barışını sağlamak için ne yapabiliriz’ diye sordum..

Öğrenciler hep bir ağızdan ‘ırkçılığı sona erdirmeliyiz’ dediler..

‘Öyleyse siz ırkçı değilsiniz’ dedim, “hayır değiliz’ dediler..

Ben de, ‘iyi’ dedim, ‘ölçüp görelim’..

Sınıf 30 kişilik..

‘Bir Kürt'le komşu olmak istemeyenler el kaldırsın bakalım..’

Kalkan el sayısı 22..

Arap'la 3, Aleviyle 17, Ateistle 17, Hristiyanla 19, Göçmenle 7, Ermeniyle 8, Yahudiyle 11..

Yoksulla bile birlikte yaşamak istemeyen 2 kişi var..

En istenmeyen grup Kürtler.. (22)

Üstelik, Kürtlerle yaşamak istemeyen bir de Kürt kızı var..

‘Kızım sen Adıyamanlı değil misin’ dedim, ‘evet’ dedi..

‘Peki Kürt değil misin’ diye sordum, ‘pek sayılmaz’ dedi..

‘Nasıl yani’ diye sordum, ‘dedem Kürt’ dedi..

‘O zaman baban Boşnak, sen de Macarsın’ dedim, sınıf güldü o da mahcup güldü..

Bir başka kıza dönüp, ‘kızım sen Hataylı değil misin, Arap değil misin, senin derdin ne ki Kürtlerle yasamak istemiyorsun’ diye sordum..

Kem küm etti..

Sınıfta sadece 1 kişi tek bir kere bile parmak kaldırmadı..

Her sorduğumda omuz silkti, arkadaşlarına utanır gibi baktı..

‘Sen neden hiç parmak kaldırmadın’ diye sordum..

‘Çok saçma öğretmenim.. İnsanlar ikiye ayrılır, iyi insanlar ve kötü insanlar diye.. Türk, Kürt, Müslüman, Hristiyan diye ayrılmazlar’ dedi..

O kız gözümde büyüdü, büyüdü, büyüdü..

Zaten büyüktü, teşekkür ettim..

Ardından sınıfa dönüp, ‘farkında değilsiniz, ama 1 kişi hariç hepiniz ırkçısınız’ dedim..

‘Ama kızmıyorum, bu sizin tercihiniz değil çünkü, size böyle öğrettiler" dedim..

Bir anlam verememiş gibi baktılar..

‘Peki benim Urfalı olduğumu biliyor musunuz’ diye sordum, ‘evet’ dediler..

‘Peki Urfalı hiç Türk tanıdığınız var mı’ diye sordum, ‘yok’ dediler..

‘Yok, çünkü Urfa'nın yerli halkları Kürtler ve Araplardır’ dedim..

‘Şimdi benimle komşu olmak istemeyenler parmak kaldırsın’ dedim, kimse kaldırmadı..

Israr ettim, ‘komşuluğunuzdan memnun bile oluruz’ dediler..

‘Ama ben Kürdüm’ dedim, ‘ne önemi var’ dediler..

‘Öğreniyorsunuz çocuklar’ dedim..

Ve ilave ettim:

‘Daha çok yolumuz var ama.. Zehir damarlarınıza zerkedilmiş bir kere.. İyileşmeniz zaman alacak.. Biz o zamana kadar konuşmaya devam edeceğiz..”

İyi haftasonları diliyorum..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık