• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Düşmanı dışarıda aramaya gerek yok galiba..

Ülkemiz “olağanüstü” günler yaşarken..

Sürekli olarak yaptığımız, “gelin birlik olalım, ayrışmayalım, konu vatansa gerisi teferruattır” diyor, ülkemizin üzerine plan kuranların hesaplarını “tuzağa düşmeyelim, bir olalım bu hesapları boşa çıkartalım” diye çağrılar yapıyoruz..

Bir tek ben değil, benim gibi birçok gazeteci, siyasetçi, STK temsilcisi, sivil-asker büyük bir kesim yapıyor..

Ama..

Bütün bu çağrılara rağmen..

Özellikle adının başına “T.C. ya da Çapulcu” koyan okumuş cahil takımı hala “darbecilerin istediğini yapmak için” ellerinden geleni yapıyor..

İnsanları ayrıştırıyor, “infial” yaratacak (uyduruk) fotoğraf ve yazılarla kışkırtıyor, kin ve nefret saçıyor..

Hatta, daha da azgınlaşıyor ve “niye darbe başarılı olmadı, niye Tayyip ve bu hükümet yine işbaşında kaldı” diye -neredeyse- ağıtlar yakıyor..

Düşmanı dışarıda aramaya çok da gerek yok galiba..

TAM BİR TÜRKİYE MOZAYİĞİ

Bu okumuş-cahiller, “demokrasi nöbeti” tutan insanları da aşağılıyor..

“Üç-beş tane kara çarşaflı, üç-beş tane sakallı sokaklara çıkıp bir şey yaptığını sanıyor” diyebiliyor..

O kalabalıkların içine girmeye yürekleri yetmediği için “klavye” başında ahkam kesip kahramanlık taslıyor..

O kalabalıkların içinde kara çarşaflısı, türbanlısı, askılı bluzlusu, mini eteklisi, şortlusu, şalvarlısı, açığı-kapalısı, fötrlüsü, kasketlisi, feslisi, şapkalısı-şapkasızı “tam bir Türkiye mozayiği” var..

“Kapalı giyemezsin, açık gezemezsin” türünden kimsenin kimseye baskı yapmadığı, yüreklerinde vatan sevgisi olan “özgür insan topluluğu”..

Demokrasiyi yoketmeye çalışanlara kendilerini siper ediyor, canlarını tehlikeye atıyorlar..

İstedikleri tek şey; darbelere dur demek ve demokrasiye sahip çıkıp insanca yaşamaya devam etmek..

Peki, bu “Gezi kahramanları” nerede?

KEKEÇ’İN YAZDIKLARI MANİDAR

Burada, Star Gazetesi yazarı Ahmet Kekeç’in dünkü yazısından bir bölümü sizlere aktarmak istiyorum..

Geçtiğimiz cuma günü gecesinden bu yana oluşan durumun fotoğrafını çekmiş adeta..

Okudukça düşüneceksiniz..

“Darbe gecesi gözler TÜSİAD’ı aradı.

Bir açıklaması, bir itirazı, bir kınama cümlesi olacak mıydı?

Bir tepki verecek miydi?

Geç tepki verdi ama verdi...

Bu ülkenin ‘makarnacı-kömürcü’ addedilen ‘cahil’ kesimi, darbeyi akim (başarısız) kılmak için seferber olurken, tuzu kuru ve aydınlanmış insanların yaşadığı mutena semtlerde tencere-tava sesleri geliyordu; kimi sevinç çığlıkları atıyordu, kimi pencereden sarkmış, tanklara müdahale eden kalabalıklara doğru ‘Bunu hak ettiniz’ diye bağırıyordu.

Doğal olarak, gözler, Gezi nümayişçilerini de aradı.

İki ağaç için ‘hayatı durdurun’ çağrısı yapan tiyatrocular neredeydi?

Erol Evgin’den ‘aydınlık’ ve ‘kültürlü’ bir ses çıkmış mıydı?

Emrah Serbes adlı ağzı bozuk serseri nerelerdeydi? Halkı tarayan tanklara doğru hamle edip, ‘Lan!’ diye başlayan anlamlı bir eylem gerçekleştirmiş miydi, gerçekleştirecek miydi?

Kahramanca TOMA’ların karşısına çıkan sanatçı ve gazeteci takımı...

Cam-çerçeve indiren esprili ‘y kuşağı...’

Ekolojistler...

İş makinalarının önüne yatan ‘komik-i’ Sırrı Süreyya Önder...

Böyle devam etmesi halinde ‘birkaç ambulans ve belediye otobüsünün daha yakılacağı’ müjdesini veren Özgür Mumcu...

Bilumum Gezi taifesi...

Parçalanmış canlı yayın aracının üstüne çıkıp ‘zafer pozu’ veren meslektaşlarımız: Ruşen Çakır kardeşimiz, Ayşe Arman hemşiremiz, Gezi yalancısı Can Dündar refikimiz, “Ay Banu, galiba devrim” diye ünleyen nevrotik bacımız...

Sosyal medyada ona-buna laf sokan sosyalist şairimiz...

Neredeydiler?

Darbenin çözülmeye yüz tuttuğu saatlerde (halk tankların üzerine çıkmış, darbecilerin yenileceği anlaşılmıştı), CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklaması geldi.

Olabilir... Geç uyanmıştır... İşi çıkmıştır... Bir haceti vardır...

Darbeyi kabul etmiyormuş Kemal Bey.

Darbeciler galip çıksaydı (o gece yarısı arbedesinden zaferle ayrılsalardı), Kemal Bey yine de o ‘değerli’ işi yapıp arkadaşlarını parlamentoya gönderir miydi?

Bilmiyorum...”

“BİLMEDİĞİNİ BİLMEYEN” TAKIMI

Gördüğünüz gibi..

Türkiye’deki bir kesim, tutum ve hareketleriyle, hatta sosyal medya paylaşımlarıyla hala “darbe yanlısı” ve “darbeci zihniyetli” olduklarını ortaya koyuyorlar..

En tehlikeli kişi, “bilmediğini bilmeyen”miş..

“Demokrasi ve özgürlük” olmasa, yani bu darbe başarılı olsa, bu yaptıklarının/yazdıklarının hiçbirini yapamayacaklarını anlayamayacak/bilemeyecek kadar “zeka fakiri” olduklarını da fark edemiyorlar..

Ülkemizin nasıl bir tehlike altında olduğunu ve “o meydanları dolduranların nasıl bir tehlikeye karşı göğüslerini siper ettiklerini” anlayabiliyor musunuz?

Her şeye rağmen çağrımı tekrarlıyorum:

“Başka Türkiye yok, gelin bir olalım ve ülkemize kurulan tuzakları bozalım..”

Ne dersiniz?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık