• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Dikbaş’tan özel bir ‘gazetecilik’ dersi..

GAZETECİLİK DEĞİL, CASUSLUK!

Her devletin bir “arşivi” vardır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de bir arşivi vardır.

Her devletin arşivinde “gizli” belgeler de bulunur.

T.C. devletinin de arşivinde gizli belgeler bulunmaktadır.

Gizli belgelerin üzerinde, konunun önemine göre, “90 yıl açılmayacak”, “50 yıl açılmayacak”, “25 yıl açılmayacak” damgaları bulunur. Bu süreler bitince gizli belgeler açılır, araştırmacıların incelemesine sunulur.

Bir devletin bir gizli belgesini ele geçirip gizlilik süresi dolmadan medyada yayınlamak gazetecilik değildir, basın özgürlüğü ve demokrasiyle hiçbir ilgisi yoktur.

Üzerindeki gizlilik süresi dolmadan, bir devletin gizli bir belgesini herhangi bir yolla ele geçirip açıklamak, “casusluk” sayılır.

Her devlet, casusları yakalayıp cezalandırır.

Her devletin bir gizli istihbarat servisi vardır.

ABD’nin CIA, İngilizlerin MI5 ve MI6, Rusların FSB, Almanların BND, Siyonist İsrail’in Mossad…

T.C. devletinin gizli istihbarat servisi, MİT’dir.

Bir devlet kurumu olan MİT, doğrudan başbakanlığa bağlıdır.

Dünyadaki tüm istihbarat servisleri, “kapalı” yani gizli operasyonlar da yaparlar.

Bu gizli operasyonların, ülkenin yararına mı zararına mı olduğu sonradan belli olur. Ülke yararına yapılmış bir gizli operasyonun övgü ve ödülü, operasyon emrini vermiş olan hükümete yazılır. Eğer gizli operasyon sonucu ülke zarar görmüşse bunun bedelini de operasyon kararı vermiş olan hükümet öder.

Bir devletin gizli istihbarat servisinin düzenlediği gizli bir operasyonu herhangi bir yolla öğrenip açığa çıkartmak, medyada yayınlamak casusluk sayılır.

Tüm devletler casusları yakalayıp yargılarlar, cezalandırırlar.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Can Dündar’ın MİT TIR’larıyla ilgili yayınının basın özgürlüğü ile hiçbir ilgisi yoktur.

Can Dündar, MİT’in düzenlediği bir “gizli” operasyonu açığa çıkartmış, medyada yayınlayarak tüm dünyaya duyurmuştur.

Can Dündar yargılanmalı, kimler adına casusluk yapmış olduğu ortaya çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır.

5 Haziran 2015 tarihinde, Hürriyet gazetesinde “400 Aydından Cumhuriyet’e Destek” başlıklı bir haber okudum.

Bu habere göre:

MİT TIR’larıyla ilgili yayın nedeniyle soruşturma açılan Cumhuriyet gazetesi ve Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a destek vermek için 400 akademisyen, hukukçu, yazar, sanatçı ve insan hakları aktivisti, “Biz Yurttaşlar” başlıklı bir bildiri yayınlamışlar.

Aralarında Prof. Dr. Ali Nesin, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Osman Kavala ve Prof. Dr. Nermin Abadan Unat gibi ünlülerin bulunduğu 400 kişi, yayınladıkları bildirinin son bölümünde şöyle demektedirler: “Cumhurbaşkanını, anayasa güvencesi altında olan basın özgürlüğüne yönelik baskı ve tehditlere son vermeye, savcıları ve yargıçları hukukun gereklerine uyarak baskılarına direnmeye çağırıyoruz.”

Bu bildiriden açıkça şu görülmektedir:

400 aydının hedefindeki kişi aslında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Recep Tayyip Erdoğan’ı basın özgürlüğünü baskı altında tutmak ve tehdit etmekle suçlamaktadırlar.

Hiç kuşkusuz, herkes gibi Recep Tayyip Erdoğan da eleştirilebilir.

Hiç kuşkusuz, 400 aydının da Recep Tayyip Erdoğan’ı en ağır biçimde eleştiri hakları vardır.

Ancak, Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirmek ayrı, açıkça casusluk yapmış Can Dündar’ı savunmak ise çok daha farklı yaklaşımlardır.

400 aydın, Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirmek adına, devlete karşı casusluk yapmış bir kişiyi sahiplenmekte, destek vermektedirler.

Bir casusa destek vermek, eylemini basın özgürlüğü gibi gösterip övmek de ayrı bir suç oluşturmuyor mu?

Yılmaz DİKBAŞ (Araştırmacı-Yazar)

BUNA YALAN YA DA YANLIŞ

DİYECEK BİRİ VAR MI?

Hiçbir “yorum” yapmadan sayın Dikbaş’ın yazısını sizlere aktardım..

Niye aktardım?

Gazetecilik tahsil etmiş, 47 yıldır fiilen gazetecilik yapan ve ölene kadar da yapacak olan biri olarak, “gazetecilik” konusunda yapılan çok iyi bir tespiti okumanızı ve Türkiye’deki gazetecilik anlayışını anlamanızı istediğim için aktarıyorum..

Bu yazılanlara “yalan” ya da “yanlış” diyecek bir tek kişi bile çıkamaz..

Ya ne yapar?

Siyasi görüşüne göre “gerçeklere gözlerini kapar” ve vazifesini, yani “karalamasını” yapar, o kadar..

Bunlara karşı yine Dikbaş diyor ki:

“Hoşunuza gitse bile ortaya atılan iddiaları doğru olarak kabul etmeyiniz!

Ortaya atılan her iddianın belgesini, kanıtını isteyiniz..

Koşullar ne olursa olsun gerçeğin takipçisi olunuz..

Bilge yazar Bertan Onaran der ki; en zor olan güzün önündekini görmektir..

Zor da olsa gözünüzün önündekini görmeye çalışınız..”

Araştırmacı-Yazar Yılmaz Dikbaş, çok güzel bir gazetecilik, hatta vatandaşlık dersi vermiş..

Bakalım, gözünüzün önündekileri “görebilecek misiniz?”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık