• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

“Darbe” tehlikesi hala geçmiş değil..

Ülkesine sahip çıkan insanların, evlerine çekilmesini bekliyor olabilirler..

Tutuklanan ya da gözaltına alınanlar, “ifadeleriyle” bu ülkede bir kaos yaratabilirler..

Teyakkuz durumundaki uykusuz ve yorgun güvenlik güçlerimizin, güçten düşmesini gözlüyor olabilirler..

“Su uyur, düşman uyumaz”mış..

“Sokaklara çıkın” diye çağrı yapanlardan, “dönün artık evinize, her şey normale döndü” sözünü duyana kadar sakın gevşemeyin, gevşemeyelim..

Çünkü..

Devletimizin içindeki “hain yapılanma”nın belki yarısı bile ekarte edilemedi henüz..

Beklemediğimiz bir anda yeniden ortaya çıkabilirler..

HER KÖTÜ İŞTE BİR HAYIR VARDIR

Bu arada..

Biliyorsunuz, insan olarak kabullenilmesi ve inanılması zor bazı durumlar yaşadık..

Neydi bunlar?

1- Darbe girişimi sırasında Ankara’yı/TBMM’yi vuran uçakların Malatya ve Diyarbakır’dan kalktığının ortaya çıkması..

Bu uçaklar, PKK terörü ile mücadele etmek için kullanılıyordu..

Ve sürekli olarak “bomba” yüklü bir halde bekletiliyordu..

O bombaları teröristlere değil de kendi vatandaşlarına yağdıranları “insan” olarak görmek ve yaptıklarına inanmak hiç kolay değil..

PKK niye bitirilemiyormuş, kimlerle işbirliği içindeymiş, en azından bu ortaya çıktı..

Teröristleri biz dağda arıyorduk, meğer içimizdeymiş..

Bazen kötü bir şey iyi şeylere sebep olabiliyor..

UÇAKTAN DEĞİL SELADAN RAHATSIZ

2- Diyanet, darbe girişimi sırasında bütün camilerde sabaha kadar sela verdirdiği için bir kesimin bundan rahatsızlık duyması..

Biliyorsunuz, bu yüzden birkaç yerde olay bile çıktı..

İzmir’de seladan hoşlanmayan ikisi kadın biri erkek “üç tepki utanmazı genç” cami basıp müezzini tartakladı..

Hatta, bazı gazetelerin internet sitelerinde de, “nereden çıktı bu sela” başlıklı haberler bile yer aldı..

Konuyla ilgili, sosyal medyada yapılan yorumları sanırım okuyanınız vardır..

Tepelerinde uçan ve kendi insanına bomba yağdıran F-16’ların sesinden değil de seladan rahatsız olanların bu tavrı gerçekten inanılacak gibi değil..

VERİLEN SELANIN BİR AMACI VAR

Oysa sela bayram sabahlarında, cuma gecelerinde, cuma namazlarının öncesinde, kandillerde ve cenazeler kaldırılmadan verilmiştir halen de verilmektedir..

Selanın bir özelliği daha var..

“Halkı önemli olaylardan haberdar etmek..”

Ani gelişen önemli olaylar, felâketler veya büyük zaferler halka bütün İslâm dünyasında asırlar boyunca sela ile duyurulmuş, millet birşeyler olduğunu minarelerden verilen selalar sayesinde öğrenmiştir..

Yakın tarihte, 1974 Temmuz’undaki Kıbrıs Harekâtı’nın başlamasının ardından minarelerden yine selaların yükseldiğini hatırlayanlar vardır sanırım..

Buna rağmen..

Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede önemli bir olay olurken, “nereden çıktı bu sela” diyecek kadar cahil ve inanca saygısı olmayanların gösterdiği tahammülsüzlüğü anlamak mümkün değil..

BU NASIL BİR DİKTATÖR BÖYLE?

Öte yandan..

Bir de hala “kışkırtıcılık” yapanlar var..

Ülkesi “olağanüstü” bir durumun pençesinde..

Halk “demokrasi nöbeti tutuyoruz” diye gece-gündüz meydanlarda..

“Gazeteciyim” diyen biri, böylesine “kritik” bir ortama, “demokrasi değil sivil diktatörlük kurtarılmıştır” diye bir başka bomba bırakıyor..

Erdoğan’ı sevmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz, nefret bile ediyor olabilirsiniz..

Ama, böyle bir lafı etmenin zamanı mı şimdi?

Kaldı ki; Türkiye’de “sivil diktatörlük” diye bir şeyin olmadığını herkes yaşayarak görüyor zaten..

“Sivil diktatör” Erdoğan, canına kastetmiş olan darbeciler bile gözaltına alınırken “yasalara uygun” ve adli mercilerin kararlarıyla hareket edilmesini istiyor..

Diktatör yasa-masa dinler mi?

Bu nasıl diktatör ki; işine gelmeyen herkes yerden yere vuruyor, eleştireceğim diye hakaretler yağdırıyor, o da onları asıp-kesmek yerine mahkemelerde hak arıyor..

Birileri gerçekten çok komik oluyor, çok..

AYKUT: YA BAŞARILI OLSALARDI?

Neyse..

Bu hatırlatmalardan sonra, bugün de yazımı “genç gazeteci” arkadaşım Aykut Sülek’in sosyal medyadaki bir paylaşımıyla bitirmek istiyorum..

Belki uyanır bazıları..

“Gözünü 10 saniye kapat ve düşün sadece...

Ya başarılı olsalardı?

Sadece düşün...

Ülke ne haldeydi, şu an ne yapıyordun?

Bırak siyaseti, siyasetçileri, para hesabını, ufak hesapları, halen hayatta mıydın?

Peki çocukların, eşin, dostun ne haldeydi?

O çok sevdiğin araban, evin, kuralların, özgürlüğün, hatta en sevdiğin yastığın?

Nerde yatırırlardı seni, uyuyabilir miydin?

Ne düşündüğünü söyleyebilir miydin?

Kimi sevdiğini, kimi özlediğini, kime kızdığını ya da kime sövdüğünü söyleyebilir miydin?

Sadece düşün...”

Evet..

Bence de “ya darbe başarılı olsaydı” diye 10 saniye düşünün..

Daha önce yapılan darbelerde neler olmuş iyi bir okuyun..

Türkiye’nin, dolayısıyla bu ülke insanının nasıl bir “badire” atlattığını anlayacaksınız..

Gerçekten anlayabilir misiniz?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık