• 23 Ağustos 2017, Çarşamba 16:50
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Çevre Mühendisleri’nin Kanal İstanbul yalanları..

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından, “Kanal İstanbul Prdjesi”yle ilgili bir paylaşım sosyal medyada dolaşmaya başladı..

“Kanal İstanbul tezgahına uyanın, uyandırın” başlığını taşıyan ve hiçbir gerçeklik payı olmayan, sadece “karalamaya yönelik” bu yazı, birileri tarafından (hep yaptıkları gibi) kopyala-yapıştır yöntemiyle paylaşılıyor..

Amaç; bu ve buna benzer “algı operasyonları” ile seçimlere kadar iktidar partisini yıpratabildikleri kadar yıpratmak..

İlk cümlesine bile “büyük bir yalan”la başlayan o yazıyı şimdi sizlere aktaracağım..

Ortaya “somut” hiçbir bilgi/belge koymayan bu yazıdaki bazı konulara, ben de somut bilgilerle dikkatinizi çekeceğim..

İster Çevre Mühendisleri’nin İstanbul Şubesi’ne inanırsınız, ister bana..

Tercih sizin..

TRAKYA ELDEN ÇIKSIN MI?

Şube, paylaşımlarını “inandırıcı olsun” diye, “sağcısı, solcusu, dindarı, milliyetçisi, ulusalcısı her ne isen” şeklinde herkese hitap ediyor güya..

Ve kopyalanıp çoğaltılarak dağıtılmasını, böylece daha çok kişinin okumasının sağlanmasını istiyor..

Açıkça, “bu yalanlara çok kişiyi inandırma” amacını güdüyor..

Çünkü, insanlarımızın her yazılana inanmak gibi bir zaafının olduğunu, konuyu araştırmadığını çok iyi biliyor ve bunu kullanmaya çalışıyor..

Yazının şu ilk cümlesine dikkat:

“Allah aşkına ne yapabilirsek yapalım, bundan başka maddi servetimiz yok, sattırmayalım..”

Sözünü ettiği yer Trakya..

“Başka maddi servetimiz yok” dediğini de, “Trakya'nın altı petrol ve doğal gaz kaynıyor” şeklinde belirtiyor..

Gördüğünüz gibi, açıklamanın daha ilk cümlesi “büyük bir yalan”..

Türkiye’nin Trakya’daki petrol ve doğal gazdan başka maddi serveti yok mu?

Marmara Bölgesi’ndeki (özellikle Kaz Dağları’nda) bor ve altın, Anadolu’nun altındaki petrol ve doğalgaz, toryum, bakır, krom, uranyum, kömür ve bunlara benzer daha onlarca çok değerli “maddi servetimiz” var..

Ama, Trakya elden çıksın mı?

Değil Trakya, neresi olursa olsun bir karış toprağı bu ülke halkından kopartacak babayiğit daha anasından doğmadı..

Bu ülke halkı buna asla müsaade etmez..

Kaldı ki, “Trakya’nın elden gitmesi” gibi bir durum yok zaten..

30 MİLYAR DOLAR ZARAR

Açıklamanın konusuna geçelim..

Efendim;

1- Kanal İstanbul Projesi, emperyalistlerin Trakya'yı Türkiye'den koparma projesi imiş..-

2- Yap-işlet-devret modeli ile 49 yıllığına Kanal İstanbul Projesi’ni alacak firma, bütün Trakya'ya hâkim olacak imiş..

3- Ve herkes topraklarını satacak imiş..

“Kanal İstanbul Projesi”yle ilgili bunları söyleyen Çevre Mühendisleri’nin, “İstanbul Boğazı’nın bizim hakimiyetimizde olmadığını” ve “gelen geçen gemilerden 5 kuruş ücret almadığımız için her yıl 30 milyar doların üstünde kaybımız olduğunu” da belirtmelerini isterdim..

Bunun sebebinin de, bize “kurtarıcı diye yutturulan Lozan Anlaşması” olduğunu, bırakın boğazları limanlarımızın bile bizim kontrolümüzde olmadığını söylemelerini beklerdim..

Hatta Boğazlardan geçen gemileri kontrol etme hakkımızın bile olmadığını mesela..

Biliyor musunuz; geminin birinde atom bombasının bulunduğu bilinse bile, durdurup kontrol etme hakkımız yok..

Dünya petrol güzergahı Akdeniz de yoğunlaşmış durumda..

Yani anlayacağınız, Türkiye çok büyük bir pastadan payını Lozan Antlaşması’yla bırakmıştır maalesef..

Kanal İstanbul gerçekleştiği zaman, işte bu durum tam tersine dönecek..

Kanal İstanbul “Lozan Antlaşması dışında kalacağı için” her gemi hem bizim kontrolümüzde olacak, hem de geçiş ücreti ödeyecek..

“Tezgah”ı görüyor musunuz?

KANAL İSTANBUL’A MAYIN

Gezi olaylarında da eylemcilerin talepleri arasında Kanal İstanbul’un iptali vardı, hatırladınız mı?

Yıllar sonra aynı talep, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yenileniyor ve herkesin buna karşı çıkması için, “Trakya elden gidiyor” algısı yaratmaya çalışıyor..

Ve “algı”yı güçlendirmek için de, “aynı oyun Güneydoğu'da mayınlı arazide yapılmak istendi (ancak, oluşturulan duyarlı kamuoyu yüzünden hükümet geri adım atmıştı)” diye bir cümle kullanıyor..

Oysa o mayınlı arazideki durum bambaşka..

Türkiye Ottawa Sözleşmesi’ne 25 Eylül 2003’te katıldı fakat anlaşma Türkiye için 1 Mart 2004’te yürürlüğe girdi..

10 yıllık bir sürenin sonunda ise, yani Mart 2014’te Türkiye’nin bölgesindeki bütün mayınları temizlemek, elindeki bütün mayın varlığını imha etmek gibi bir yükümlülüğü bulunuyordu..

Mayın temizleme ihalesine ilk kez 2002 yılında çıkıldı..

2004’te ise teklifler yenilendi..

2007’de CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne götürme süreci başladı ve süreç Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla dondu..

Yaşanan süreçte, Türkiye zorda kalsın diye “arazi peşkeş çekilecek” söylentileri o zaman da çıkmıştı..

Sonuçta, iddia edildiği gibi bir “peşkeş” sözkonusu olmadı..

(Konu uzun, bir yazımı da buna ayıracağım zamanı gelince..)

Kanal İstanbul işini de aynı şekilde “dondurmaya” hatta “durdurmaya” çalışıyorlar..

KARARI VEREN SİZ OLUN

Özetle durum şu:

Birileri “darbe süreci”nin bitmesini istemiyor..

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi de bunlara alet oluyor, onlar da sizleri alet etmek istiyor..

Yaptıkları algı operasyonları ile, olayları Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti hükümetini “itibarsızlaştıracak” şekilde halka sunmaya çalışıyor..

Amaç, 2019 seçimlerinde Erdoğan’ı Başkan seçtirmemek..

Gerçekleri bilin, bu tür operasyonlara kanmayın, araştırın, doğruyu öğrenin..

Erdoğan’ı seçmezseniz bile, bu onların değil “sizin kararınız” olsun..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık