• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Bu yazıya başlığı siz koyun lütfen..

Şöyle bir yorum yapılıyor:

“Casusluktan yargılanan bir adamın duruşmasına büyükelçiler geliyorsa, buna ‘SUÇÜSTÜ’ denir..”

Kimin için suçüstü?

Büyükelçiler için mi, Can Dündar için mi?

YASAYA GÖRE BAKACAKSINIZ

Önce şunu iyi bir anlayalım..

TC yasalarına göre;

1- MİT TIR'larının durdurulması, (her medeni ülkede olduğu gibi) Türkiye'de de suç..

2- “Yasadışı baskın” görüntülerinin medyaya servis edilmesi de suç..

3- Bu görüntülerin manşetlere taşınması da suç..

“Basın özgürlüğü muhabbeti” baştan beri sorunlu..

ABD de dâhil olmak üzere birçok ülke, (kendi çıkarlarına göre) başka bir ülkenin iktidar ya da muhalefet kesimine askeri yardım yaptı ve yapıyor..

Her devlet gibi Türkiye de TIR'ın içeriğini başta stratejik nedenlerden ötürü ifşa etmek istememiş..

Ancak, FETÖ'nün servis ettiği bilgi ve görüntüler Cumhuriyet gazetesine manşetten yayınlanınca işin rengi değişmiş..

Eğer yabancı bir istihbarat elemanı ülkesine rapor gönderseydi, “tıpkı Cumhuriyet gazetesinin haberi gibi” rakamlarla konuyu aktarırdı..

Özetle..

Can Dündar davasının çekirdeğini, “bu olay devlet sırrını ifşa mıdır yoksa gazetecilik mi” tartışması oluşturuyor..

Devletin gizli kalmasını istediği bilgi ve görüntüleri yayımlamak, “basın özgürlüğü bahanesiyle” geçiştirilebilecek kadar basit bir olay değildir..

Casusa gerek kalmamış, Cumhuriyet Gazetesi bunu gönüllü olarak yapmıştır..

İşte Büyükelçilerle konsolosların davaya ilgilerinin ve Can Dündar’ı savunmalarının nedeni budur..

Hatta..

İngiliz Başkonsolos bir hâkim gibi davanın basın özgürlüğü davası olduğuna karar vermiş, sanıkla dayanışma içerisine girmiş, davanın sonucunun “Türkiye'nin nasıl bir ülke olmak istediğini belirleyeceği” gibi “bu ülkenin iç işine” karışacak kadar ileri gitmiştir..

“İşte bu manzara” her şeyi açık-seçik ortaya koymaktadır..

HAYDİ SÖYLEYİN, KİM HAKLI?

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan..

Dün Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada dedi ki:

“Bir ülkenin başkonsolosu kalkmış, casusluk suçundan yargılanan bir gazetecinin davasına destek olmaya gidiyor, yetmiyor bir de kendisiyle yanak yanağa fotoğraf çektirip yayınlıyor.. Bununla da yetinmiyor, sosyal medyada 'Türkiye'nin nasıl bir ülke olmak istediğine karar vermesi gerektiği' gibi, haddini aşan ifadeler kullanabiliyor..”

Erdoğan’ı seversiniz ya da sevmezsiniz..

Dündar’ı da seversiniz ya da sevmezsiniz..

Ama bir karar vermek zorundasınız..

1- Türkiye, mandacıların emriyle hareket edebilecek bir sömürge devlet midir, yoksa kendi kararlarını vermesi gereken bir Cumhuriyet midir?

2- Burada desteklemeniz ve arkasında durmanız gereken kişi İngiliz başkonsolos mudur, başkonsolosun kol-kanat gerdiği Dündar mıdır, yoksa Erdoğan mıdır?

PARTİLER VE STK’LAR NİYE VAR?

Bakın..

Eğer bu ülke bir “hukuk devleti” ise..

Yanlış-eksik-fazla da olsa, hukuk kurallarına uymak zorundasınız..

(İçtihatlar da dahil) yasa yanlış-eksik-fazla ise, bunu eleştirebilir ve nasıl olması gerektiğini ortaya koyabilir, bunun için de “yasa koyuculara” baskı da kurabilir ve yasanın düzeltilmesini sağlayabilirsiniz..

Siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri (STK’lar) bu nedenle vardır..

Ama..

Yasa yanlış-eksik-fazla diye, bunu yok sayıp, kafanıza göre “çeşitli şekillere büründürüp” kendi kurallarınızı koyamazsınız..

Böyle yaparsanız kaos olur, anarşi çıkar, ülkede hiç kimse kendini güvende hissedemez..

Bu manzaraya rağmen..

Hala birileri çıkıp İngiliz başkonsolosu ve Can Dündar’ı savunabiliyorsa..

“Vatan” anlayışını bir kez daha gözden geçirsin bence..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık