• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Bu “samimiyete” inanmak istiyorum..

“Yenikapı buluşması”nda Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını büyük bir dikkatle dinledim..

Çünkü..

Darbe girişiminden 12 gün sonra Taksim’de “darbeden yana olmadığını” söylediğinde, “günaydın Kemal bey” demek geldi içimden..

İzmir’de CHP’lilerin önünde “Yenikapı buluşmasına katılmayacağını” söylediğinde, “darbecilere hiç kötü bir laf etmeyecek misin Kemal bey” diye yazdım köşemde..

İzmir’den iki gün sonra “Yenikapı buluşmasına katılacağını” açıklayınca da..

Kafam iyice karıştı, birçok duyguyu birden yaşadım o anda..

İster istemez “Kemal Kılıçdaroğlu”nun o güvenilmez/samimiyetsiz profilini şöyle bir kenara bırakıp, Yenikapı konuşmasını bekledim..

KEMAL BEY BENİ ŞAŞIRTTI

Kılıçdaroğlu, “bugün bizim demokrasi tarihimizin önemli günüdür” dedi, şaşırdım..

“15 Temmuz akşamı TSK içinde yuvalanan bir çete grubu, Cumhuriyet tarihimizin en kanlı darbe girişimini yapmıştır” dedi, iyice şaşırdım..

“Demokrasi kahramanlarını unutmayacağız.. TBMM, Gazi Meclis’tir.. Darbecilere karşı durarak milletvekillerinin ve milletimizin onurunu korumuştur.. 4 siyasi partinin liderleri darbeye karşı ortak bir tavır sergilemiştir.. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” dedi, gözlerim tabak gibi oldu..

“15 Temmuz’un bir özelliği var artık, uzlaşma kapısını araladı.. Artık yeni bir Türkiye var.. Bir musibet bin nasihatten evladır.. Ben dahil, bütün siyasilerin bu musibetten ders çıkarması lazım” dedi, pes ettim..

Kılıçdaroğlu’nu böylesine 180 derece döndüren “o gücü” çok merak ediyorum, çok..

VE YENİKAPI MANİFESTOSU

Şaşkınlığım uzun sürmedi..

“Uzlaşmayı ileriye taşımalıyız” diyen Kemal bey milyonların önünde 12 maddelik bir “manifesto” koydu ortaya..

Önce ona bir bakın, sonra ben diyeceğimi diyeceğim..

1- Camiye, kışlaya ve adliyeye siyaseti sokmayalım..

2- Siyasette uzlaşma kültürünü geliştirelim ve siyasette ortak aklı egemen kılalım..

3- Siyasette öz eleştiriden kaçınmayalım ve geçmişi iyi analiz edelim, tarihin tekerrürünü önleyelim..

4- Devletin inşasında liyakati esas alalım. İşi ehline verelim..

5- Her koşulda demokrasiye sonuna kadar sahip çıkalım.. Ne darbe, ne dikta yaşasın tam demokrasi diyelim.. Türkiye’yi darbe hukukundan arındıralım..

6- Cumhuriyet’imizin kurucu değerlerine sahip çıkalım ve derinleştirerek tahkim edelim..

7- Parlamenter sistemimizi güçlendirelim..

8- Medyanın özgürlüğünü sonuna kadar savunalım..

9- Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını anayasal güvence altına alalım..

10- Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan “laikliği” hep birlikte savunalım..

11- Eğitim sistemini tek tipçi bir anlayıştan çıkarıp, aklın öngördüğü bilimsel esaslara dayandıralım. Çocuklarımızı fikri hür, irfanı hür ve vicdanı hür yetiştirelim, dünyayı sorgulatalım..

12- Balyoz, Ergenekon, Casusluk davalarında FETÖ örgütünün mağdur ettiği insanların itibarları iade edelim..

3 MADDE “ZOR DOSTUM ZOR”

İlk 6 maddeye en ılımandan en radikale kadar kimsenin “hayır” diyeceğini, tartışacağını sanmıyorum..

Hatta 10. 11 ve 12. maddelere de kimse karşı çıkmayacaktır..

Ama..

7, 8 ve 9. maddeler “uzlaşmayı ileriye taşıyalım diyorum, ama pek de sanmıyorum” dedirtecek ifadeler içeriyor..

Niye?

Çünkü, Ak Parti ve Erdoğan, “Başkanlık sistemi”nde ısrar edecek..

Açıkçası Türkiye’nin geleceği açısından, 70’li ve 90’lı yılları bir daha yaşamamak adına ben de “Başkanlık sistemini isteyenlerden” biriyim..

Ama..

Muhalefet, -önceki gibi- buna şiddetle karşı çıkacak ve “uzlaşma kültürü” sadece sözde kalacaktır..

“Medyanın özgürlüğü ve yargının bağımsızlığı” ise tam anlamıyla “izafi” yani “herkesin düşüncesine-inanışına ve anlayışına göre değişen” bir durum halinde devam edecektir..

Örneğin:

1- Bana göre dünyanın en özgür medyası Türkiye’de, ama benim gibi düşünmeyen milyonlarca insan var..

2- Yüzde 92’si paralel yapının eline geçmiş bir yargı, gerçekten tam temizlenmeden nasıl “bağımsız” ve “adalet dağıtan” bir sistem hale gelecektir, bu da izafi kalacaktır..

İNANMAYI ÇOK İSTİYORUM

Kemal Kılıçdaroğlu bunları bilmiyor mu?

Bence biliyor..

Ve o istediği “uzlaşma kültürü”nü silah olarak kullanmak için, Yenikapı’da özellikle dile getiriyor..

- Başkanlık sistemi - Parlamenter sistem derken..

- Yargı ve devlet kurumları yeniden yapılandırılırken..

- Anayasa değişiklikleri tartışılırken..

“Bakın ben uzlaşmaya çalışıyorum, bunu isteyen, dile getiren benim, ama onlar uzlaşmıyor ben ne yapayım” demek için dile getiriyor..

Ben Kemal beyin değiştiğine/geliştiğine inanmak istiyorum..

Ben Kemal beyin “uzlaşma” konusunda samimiyetine inanmak istiyorum..

Ama bir kurt sürekli beynimi kemiriyor: “Kırk yıllık Kani, olur mu Yani?”

Umarım, ben yanılırım..

Bunu gerçekten istiyorum..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık