• 16 Temmuz 2017, Pazar 21:48
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Bir ‘KALKIŞMA’nın anatomisi (2)..

Bir Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi, “15 Temmuz Savaşı” başlığıyla 15 Temmuz’u ve o güne nasıl gelindiğini kaleme almış, ben de bu yazıyı 31 Ağustos 2016 tarihinde 2 bölüm halinde kamuoyuna aktarmıştım.. Sık sık dile getirilen, “Bu Ak Parti’liler FETÖ”cülerle kolkola değil miydi” sorusunun cevabı da bu yazının içinde.. 15 Temmuz Kalkışması’nın yıldönümünde bu yazıyı bir kez daha sizlere aktarıyorum.. Çünkü, kafanızdaki birçok soruya cevap bulacaksınız..

DARBE 2 YIL ÖNCE BAŞLADI

Bakın “darbe girişimi” aslında ne zaman başlamış..

15 Temmuz’dan önce Gezi ve 17-25 Aralık olayları da var..

Adını açıklamayan MİT mensubunun anlattığı olaylardaki detaylar giderek heyecanlandırıyor..

Dün yazdıklarımı da hatırlayarak okuyun..

Gördüğümüz, ama anlam veremediğimiz birçok olay artık netleşiyor gibi..

“FETÖ Hakan Fidan'ı yok etmek için İran ve İrancı tezini kullanacaktı..

Çevresinde Irak'a, Suriye'ye, Lübnan'a, Bahreyn'e sızan İran devleti, Türkiye'ye sızmak için de o yıllarda Fethullah Gülen'i kullanmak istiyordu..

17-25 aralık darbe girişimleri başarısız olduktan sonra FETÖ’nün ülkedeki 30 yıllık birikimi tehlikeye girmişti..

Çünkü polis ve yargı teşkilatının bir kısmı artık deşifre olmuş, FETÖ bir kolunu kaybetmişti..

Elinde hâla bir kısım polis, yargı ve askeri güç olduğunu bilen FETÖ 15 Temmuz darbe planını aslında tarihleri belirlemeden 2 yıl önce başlattı..

Darbe planları yapılırken istihbarat elbette süreci takip ediyor ve listeleri hazırlıyordu..

Ancak daha önce Doğu Kanadı'nın Erdoğan'a yaptığı hatayı MİT Doğu Kanadı'na karşı yapmak istemiyordu..

Nokta atışı operasyonlar olacak ve ordudaki Batı kanadı temizlenecekti..

Bunun için YAŞ süreci iyi bir fırsattı..

Bu süreçte bir çok general tasfiye edilecek, ordu rahat bir nefes alacaktı..

Ancak bunun farkında olan FETÖ 2 yıldır üzerinde çalıştıkları darbe planını devreye soktu ve darbe emri verildi..

Saatler ayarlandı..

15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan geceyi bekleyeceklerdi..

Darbe emrinin o gün devreye sokulacağını bilen Hulusi Akar, durumu Hakan Fidan'a iletti..

Hakan Fidan bizzat Genel Kurmay Başkanlığına giderek Hulusi Akar ve diğer komutanlarla ayrı ayrı bir görüşme yaptı..

İşte sürecin bu kısmı herkesin kafasını karıştıran kısım..

Darbe'nin engellenmesi için komutanları ikna eden Hakan Fidan, zaten başından beri darbeye karşı çıkan Hulusi Akar ve ekibi ile ayrı bir toplantı yaptı..”

Burada biraz soluklanalım isterseniz..

Neredeyse bir film izler gibi oluyor insan..

Ama, hepsi gerçek maalesef..

Devam..

STADLARDA İNFAZ OLACAKTI

“Hakan Fidan az önce görüştüğü FETÖ’nün ikna olmadığını ve darbe teşebbüsünde bulunacağını biliyordu..

Hemen o an ekipleri toplayıp nokta operasyonlar yapmak imkansızdı..

Hakan Fidan'a en az 1 gün zaman lazımdı..

O zaman yapılacak tek şey vardı, darbenin içinde olmak ve darbeyi manüple ederek olabildiğince az zayiatla ülkeyi kurtarmak..

Kardeşlerim, beni anlıyor musunuz bilmiyorum ama Allah'a yemin ederim ki göz yaşları içerisinde yazıyorum bunları..

Devlet aklı bir kağıt bir kalemden çok daha fazlasıdır..

Darbe zamanının geldiğini tamamen idrak eden Hakan Fidan Erdoğan'ı bulunduğu yerden aldıramazdı..

Nitekim Ankara dışına çıkaracağı her güç tehlike altında olabilirdi..

Hatta Erdoğan'ı askeri bir kargaşanın ortasına koymak Erdoğan'ı hedef haline getirmek olacaktı..

Hakan Fidan Hulusi Akar Paşa'ya darbeye kim destek verirse versin kendisinin sözlü olarak itiraz etmemesini, ama yazılı hiç bir metne imza atmamasını söyledi..

Hulusi Akar ve diğer üst düzey komutanlar darbe başlarken seslerini çıkarmayacaklardı..

Darbe sürecine dahil olmadıkları için de darbeci köpekler tarafından alıkonacaklardı..

Darbe başladıktan sonra darbeci güruh halk, polis ve özel harekatla baş başa kalacaklardı..

Bu şekilde TSK’ya yıllardır çöreklenmiş FETÖ ile Batı bloğu tamamen deşifre edilecek, ardından imha edilecekti..

Darbeyi gece yapmayı planlayan FETÖ’cüler deşifre olduklarını anlayınca, gece yarısından sonrası için planladıkları darbeyi erkene aldılar..

Operasyonda bütün darbeye teşebbüs edecek komutanlar tutuklanacaktı..

Bunun üzerine komutanlar darbe teşebbüsünü erkene alıp öğlen saatinde darbe planına başladılar..

Eğer MİT deşifre etmeseydi, darbeyi gece yarısından sonra yapacaklardı ve sıkıyönetimle kimseyi dışarı çıkarmayacaklardı..

Herkes sabah uyandığında darbe oldu-bittiye gelecek, hiçkimse bir şey yapamayacaktı..

Dışarı çıkan dipçik yiyecekti..

O gün hazırlanan 10 bin kişilik listedeki herkes, evden alınıp stadyumda yargılanacak ve bir çoğu orada hemen asılacaktı..

Lakin Allah buna izin vermedi..

Bütün kurumlar tek tek düşerken bir tek MİT düşmedi ve MİT'de Hakan Fidan'ın bizzat yönettiği operasyonla diğer kurumlar tek tek geri alındı..

İlk helikopteri düşüren ve diğer askerlere gözdağı veren kurum da yine MİT oldu..

Yalnız, ne Hakan Fidan ne de Hulusi Akar, FETÖ’cülerin TBMM'ye ve halka ateş açacağını hesap edememişti..

Çünkü tarihte Türkiye'deki en kötü darbelerde bile asker sokakta millete asla ateş açmamıştı..

Ama, ‘kainat lideri’ dedikleri birinin verdiği haşhaşla akıllarını yitiren bu köpekler, beklenmedik bir şekilde millete, meclise, külliyeye, emniyet binalarına sorti çekiyordu..”

ERDOĞAN’IN HABERİ VARDI

O geceyi hatırlıyorsunuz değil mi?

Neredeyse “naklen darbe” izliyorduk..

Hatta buna “senaryo” ve çok sonra da “kontrollü darbe” diyenler bile olmadı mı?

Okumaya devam..

“Kafalardaki soru işareti, Hakan Fidan’ın Erdoğan’a darbe planının başladığını neden erkenden haber vermediğiydi..

Hakan Fidan öğleden sonra darbe planının işleyeceği bilgisini alır almaz, Erdoğan’a iletti..

Ancak Erdoğan haberi aldıktan sonra bulunduğu otelden karşı operasyonları yönetmek için gideceği karargahı planlıyordu..

Yani herkesin öyle salladığı gibi Erdoğan darbeden saatler sonra haberdar edilmedi..

Ancak Erdoğan bulunduğu otelden ayrıldıktan yarım saat sonra darbeci köpekler otele baskın yaptılar..

Erdoğan’ın aklında ayrılmadan önce operasyonları yönetmek için gitmeyi planladığı  bir kaç şehir vardı..

Bunlar İstanbul, Ankara, Malatya ve Konya’ydı..

Erdoğan’ın otelden ayrılış kararı ve hemen sonrasında otelin bombalanması ise tamamen Allah’ın takdiriydi..

Erdoğan'ın Marmaris'te 1 haftadır misafir kaldığı otel bir önceki gün Sözcü gazetesi tarafından deşifre edilmişti ve Sözcü gazetesi darbecilere adeta ‘vuracağınız hedef burası’ diyordu..

Erdoğan o evden ayrıldıktan yaklaşık 30 dakika sonra toplam 6 helikopter eve intikal etti.

Operasyon başarısız olmuştu..

Erdoğan oradan yarım saat önce planladığı şehre gitmek üzere ayrılmıştı..

Fidan’ın yanındaki bazı danışmanlar Erdoğan’ın Ankara’ya gelmesini ve Erdoğan’ı Ankara’da koruyacaklarını söyledi..

Ancak olayları takip eden Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın Ankara’ya kesinlikle gelmemesi gerektiğini ve İstanbul’a gitmesi gerektiğini söyledi..

Devlet Bahçeli, Erdoğan’a telefon görüşmesinde İstanbul’daki 1. Ordu Komutanlığının Erdoğan’ı korumaya hazır olduğunu iletti..

Ankara'da MİT haricinde bütün kurumların düşmesi Bahçeli'yi tedirgin etmişti..

Yazının başında size anlattığım ülkücü kanat, İstanbul'daki 1. Ordu komutanlığında Erdoğan'ı koruma sözü vermişti..

Erdoğan'ın uçağı İstanbul Atatürk havalimanına yolcu uçağı olarak kodlandı ve o şekilde indirildi..

İndirildikten sonra Erdoğan'ı İstanbul havalimanında bekleyen özel kuvvetler korumaya aldı ve Selimiye Kışlasındaki 1. Ordu Komutanlığı tıpkı Devlet Bahçeli'nin söylediği gibi Erdoğan'a bağlı olduğunu açıkladı..

Ve karşı taarruz bundan sonra başladı..”

BATI’NIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

Burada, yazının “darbe gecesini anlatan bölümünü” geçiyorum..

Çünkü, hemen hepsi herkesin gözünün önünde oldu ve yüzde 80’ini zaten biliyorsunuz..

İşin perde arkasını öğrenmeye devam edelim..

“Darbeciler Hulusi Akar ve diğer komutanların yazılı emrini alamadıkları için onları alıkoyarak işi bitireceklerini sansalar da, Hulusi Akar ve Hakan Fidan'ın daha süreç başlamadan darbenin içinde olma planı FETÖ’cülerin planını alt üst etmişti..

Çünkü darbe esnasında Hakan Fidan ve ekibi hem MİT binasını koruyor, hem diğer kurumları tekrar geri almak için savaşıyor, hem de ellerindeki listede bulunan generallere nokta operasyonu yapıyordu..

MİT nokta operasyonu yaptıkça sahadaki darbecilerin iletişim ağı zayıfladı..

Karargahlardan destek gelmeyince tek umutları ABD ve NATO'nun bir kısım gücünün olduğu İncirlik üssü oldu..

Ancak Hakan Fidan burayı da ele geçirince, hem hava ikmal hem de destek umutları tamamen söndü..

ABD ve NATO darbe başlangıcından itibaren darbecilere destek verse de, rüzgarın yönüne göre açıklamalar yaptılar..

Yani Erdoğan'ın kazanacağını anladıkları zaman kınama mesajları art arda geldi..

Oysa Erdoğan'a darbe ilk yapıldığı zaman, millet daha yeni sokağa çıktığında Katar, Fas ve Sudan dışında Erdoğan'a destek veren hiç bir ülke yoktu..

Gece yarısı ibre Erdoğan'ın tarafını göstermeye başlayınca, kınamalar üst üste geldi..

Toparlama amacıyla açıyorum bu paragrafı..

Eğer Hakan Fidan'ın cesur kararları olmasaydı, bugün stadyumlarda asılı binlerce insan olacaktı ve siz bu binlerce kişinin öldüğünü bile belki hala bilmiyor olacaktınız..

Çünkü hiç bir iletişim kanalı olmayacaktı..

Bundan sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinde önemli değişiklikler olacak..

En üstten en alta bir çok rütbeli emekli olacak..

Bu birilerinin hatası olarak da yorumlanabilir, kurban verilmesi gereken kişiler olarak da..

Devletin zekası bir kez daha bu ülkenin ilerlemesine tahammülü olmayan köpeklerin planlarını alt üst etti..

Milletini arkasına alan Erdoğan'ın ve Ankara savaşının fatihi Hakan Fidan'ın üstün cesareti, düşmanların yerle bir olmasını sağladı..”

PEKİ “BELA” BİTTİ Mİ?

Evet, adını açıklamayan MİT görevlisinin yazdıklarının özeti bu işte..

Ülkemizin nasıl bir badire atlattığı sanırım daha bir anlaşılmıştır..

Bu yazılanlara inanıp-inanmamakta elbette özgürsünüz..

Yazının tamamını “Bisimit - Haberseyret.com”da okuyabilir ya da dinleyebilirsiniz..

Peki, darbe püskürtüldü de, “bela” bitti mi?

Hayır, bitmedi ve bitmez..

Bu ülkenin rahat ve huzurlu olmaması için “Batı” yine elinden geleni yapacak ve yapıyor da..

“Bunlar bir gün bitecek” diye hayale kapılmayın..

Ülkemizin konumu itibariyle, biz bu belalarla yaşamaya alışmak zorundayız..

Suriye’de olduğu gibi, bizi birbirimize düşürmeye çalışacaklar..

İşte bu tuzağa düşmemeliyiz..

“Batı”ya karşı, hatta “Doğu”ya karşı daima bir olalım, birlik olalım..

Biraz uyanık ve “sorgulayıcı” olun yeter..

Beynimize şunu iyice kazıyalım artık:

“İkinci bir kurtuluş savaşı veriyoruz ve bizi bağrına basacak başka bir Türkiye yok..”

-BİTTİ-


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık