• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Bir anket.. Bir doktrin.. Ve dini kullananlar..

Bugün birbirinden farklı, ama birbiriyle içiçe geçmiş üç ayrı konuda sizlere söylemek/göstermek istediğim bir şeyler var..

Bunu bir “haftasonu yazısı” olarak da kabul edebilirsiniz..

Bence okumanızda fayda var..

Görüşlere katılmasanız bile, en azından bilgi dağarcığınıza bir şeyler eklersiniz..

Buyrun..

HALK ‘BAŞKANLIK’ DEDİ

ORC tarafından yapılan araştırmada, halkın “başkanlık” sistemine sıcak baktığı ortaya çıktı..

10-16 Ekim tarihleri arasında 30 büyükşehirde 21 bin 980 kişiyle telefon ve yüze yüze yapılan “seçmen tercihleri” araştırmasına göre;

1- “Başkanlık sistemine geçiş ile ilgili referandum yapılacak olsa, tercihiniz ne yönde olur” sorusuna, halkın yüzde 55.9’u “evet” dedi..

2- “Hayır” diyenlerin oranı yüzde 36.2’de kaldı..

3- Yüzde 7.9 oranındaki kararsızlar dağıtıldıktan sonra ise, bu oran yüzde 60.7 “evet” yüzde 39.3 “hayır” oldu..

4- İllere göre en yüksek “evet” oranında Konya yüzde 81.5 ile öne çıktı..

5- En yüksek “hayır” oyu ise yüzde 58’lik oranla Diyarbakır’dan geldi..

Öte yandan..

6- 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlatılan OHAL uygulamasını destekleyenlerin oranı yüzde 71 iken, desteklemeyenlerin oranı yüzde 29..

7- FETÖ-PKK-DEAŞ ile mücadeleye destek ise yüzde 91.5’e ulaştı..

8- İdam cezasının vatana ihanet, terör ve tecavüz gibi hallerde uygulanmasını isteyenlerin oranı yüzde 90.7 iken, “hayır” diyenlerin oranı yüzde 9.3’te kaldı..

Bunları yorumlamaya gerek var mı?

...

“ERDOĞAN DOKTRİNİ”

Şimdi de, “çok iyi değerlendirmeniz gereken” bir yazı aktaracağım sizlere..

Star yazarı Nuh Kaplan’ın yazısından bir bölüm bu..

Bizi 70 küsür yıldır “yumuşak politika” uygulayarak uyuttuklarını/kandırıldığımızı bakalım anlayabilecek misiniz?

“Osmanlı’dan Cumhuriyete geçişte her şey gibi savunma stratejimizi de kökten değiştirdik..

Biz kimseye bulaşmazsak bize de kimsenin bulaşmayacağını zannettik..

Güvenliği, ‘savunma’ya indirgeyen bu sorunlu anlayışın sahipleri, futbolcuların bile uyguladığı ‘en iyi savunma taarruzdur’ ilkesini bir türlü anlayamadı..

Oysa tarih boyunca ölümüne çekişmelere sahne olmuş bu coğrafyada, suya sabuna dokunmadan tutunabileceğini düşünmek, hezimetin ta kendisiydi..

‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözünün Mustafa Kemal’e ait olduğunu söyleyip işin içinden sıyrılmak isteyenler, 1 Mart 1922’de TBMM’nin 3. Yasama dönemi açılışında yaptığı konuşmada, “hazır ol cenge, eğer istersen sulh-ü salâh” dediğinden nedense hiç bahsetmiyorlar..

Oysa gerçek o ki, yıllar boyunca rejimi milletin kendisinden korumak gibi saçma bir motivasyona kilitlenen bu zihniyet, her şeyde olduğu gibi ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözünü de yanlış uyguluyordu..

Biraz düşünselerdi ‘yurtta sulh’un, milletin mayası olan İslamiyet’e düşmanlıkla, Kuran-ı Kerim’i yasaklamakla, ‘cihanda sulh’ün ise ezelî düşmanlarımıza yaltaklanmakla sağlanamayacağını anlayabilirlerdi..

…Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki gün önce açıkladığı, ‘artık sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz.. Bu örgütler nerede yuvalanıyorsa orada tepelerine bineceğiz.. Bunun yeri Musul’sa Musul’da olacağız’ şeklinde özetlenebilecek yeni güvenlik stratejisi, ‘güncellenmiş savunma anlayışı’na dayalı bir yöntem değişikliğidir..

Sun’i gerekçelerle binlerce kilometre uzaktan gelip bölgemizi ateş çemberine çevirenlerin, evine sızan pisliği kaynağından kurutmaya çalışan Türkiye’ye söyleyeceği hiçbir şey olamaz..

Siyasi tarihimizde ‘Erdoğan Doktrini’ olarak yerini alacak olan bu yeni anlayış, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ün günümüz dünyasına uyarlanmasından ibarettir..”

Bunun yorumunu da sizlere bırakıyorum..

“DİN”CİLER KULLANIYOR

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada da paylaştığım bir düşüncemi, bugün köşemde bir kez de okurlarımla paylaşmak istiyorum..

Çünkü..

“Bilmemek ayıp/ değil, öğrenmemek ayıp” derler ya..

Bilmediğiniz bir konuyu öğrenmeye de çalışmıyorsanız, kimseye söyleyecek bir sözünüz olamaz..

Bakın şimdi..

Diyorlar ki:

“En fakir 48 ülkenin 22’si Müslüman..

Ama yöneticileri zengin..

Çünkü halkı DİN ile uyutup soyuyorlar..”

Bu doğru..

Ama, ben de diyorum ki:

“Bu durumda yapılacak tek şey; çocuklarımız dahil hepimizin DİNİ iyi öğrenmesidir..

Öğrenelim ki, kimse bizleri DİN ile uyutup soymasın..

Soyanları suçlamak yerine, DİNİ iyi öğrenmediğiniz/bilmediğiniz için kendinizi suçlamanız gerekmez mi?”

Unutmayın..

İnsanoğlu bilmediği her konuda kullanılmaya mahkumdur..

Haksız mıyım?

Hepinize iyi haftasonları diliyorum..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık