• 04 Nisan 2017, Salı 10:00
AliTongülüs

Ali Tongülüs

Aslında gazeteci hiç yaşamıyor..

“Darbe teşebbüsü gündemi”ne ara verip, bayram(!) dolayısıyla sadece bize (yani gazetecilere) ait bir yazı yazacağım bugün..

Anlayışla karşılayacağınızı umuyorum..

BİR BAŞKALDIRI SİMGESİ

Dün..

Birçok siyasetçi, işadamı, Oda başkanı ve birçok kişi, mesajlar atarak “24 Temmuz Basın Bayramı”nı kutladı..

Bu, aynı zamanda “basında sansürün kaldırılışının” kutlanması anlamı da taşıyor..

İyi de; nereden gelmiş, nasıl bayram olmuş bu 24 Temmuz?

Her mesleğin kendine özgü bir günü var..

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 1946 yılında kurulduğu zaman, “gazeteciler için de bir gün belirleyelim” düşüncesi ortaya atılmış..

“İlk gazetenin çıktığı günü belirleyelim” demiş bazıları..

Ama iki ayrı görüş çıkmış ortaya..

Türkiye'de ilk gazetenin çıkışı kimilerine göre 1831, yani Takvim-i Vak’ayi’nin yayınlanışı..

İlk Türkçe gazete..

Ama onu, “resmi gazete” olduğu için “ilk gazete” saymayan görüştekiler de 1861, yani Tercüman-ı Hakikat’in çıkışını ileri sürmüşler..

Bu anlaşmazlık nedeniyle o konuda bir görüş birliği olmamış..

Bunun üzerine Falih Rıfkı Atay, Akşam gazetesinde 24 Temmuz’u ortaya atmış..

24 Temmuz’un bir özelliği var elbet..

II. Meşrutiyet’te 1908’de Anayasa’nın yeniden yürürlüğe girmesinin ertesinde çıkan gazetelerin, gazeteciler tarafından sansür memurlarına gösterilmeden çıkarılmış olduğu bir gün..

Yani bir “başkaldırı simgesi”..

Bu nedenle 24 Temmuz kabul edilmiş ve Basın Bayramı olarak belirlenmiş..

“ÖZGÜR BASIN” OLUR MU?

Bugün da aynı başkaldırı devam ediyor..

Gücü elinde bulunduranlar (dünyanın her yerinde) gazetecileri asla rahat bırakmaz..

Çağdaşı, çağdışı olanı, ilericisi, gericisi, yobazı, aydını, doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde yer alan bütün ülkelerde..

Gazete, dergi, bülten, internet, televizyon, radyo yayını yapılan her yerde..

Türkiye hariç, basın “özgür” değildir..

Niye Türkiye hariç?

ABD, İngiltere ve diğer Avrupa ile gelişmiş bütün ülkelerde, “elinizde yazdıklarınızı doğrulayacak resmi bir belge” olmadan birine bir şey söylerseniz, yazarsanız, hatta ima dahi ederseniz, yanarsınız..

O an itibariyle yayın kuruluşunun varlığı veya kişinin meslek hayatı biter..

Çünkü, Türkiye dışındaki bütün ülkelerde basın ancak, “gücü elinde bulunduranların izin verdiği ölçüde” özgürdür..

Türkiye’de ise..

TV yayınlarını izleyin, gazete ve dergileri, internet gazetelerini, sosyal medyayı takip edin, “herkes herkese canının istediği gibi” sallıyor..

Salladıklarıyla da kalıyor..

Ülkemizdeki tutuklu birkaç gazetecinin yüzde 90’ı, “gazetecilik dışı faaliyetleri” nedeniyle tutuklu durumdalar..

Türkiye’de hala “özgürlük istiyoruz” diye bağırıp-çağıranlar, ellerindekinin kıymetini iyi bilsinler derim..

HEVESLİ GENÇLERİN DİKKATİNE

Bu arada..

Gazetecilik yapmak isteyen çok hevesli gençlerimiz var..

Onlara, bazı gerçekleri bilerek bu işe soyunmalarını tavsiye ediyorum..

Sansür/baskı hatta tehdit tamam da, bir de şöyle bir gerçek var:

“Gazeteci genç ölür..”  

Haber Milliyet Gazetesi’nin 5 Mayıs 1988 tarihli nüshasında yer almış..

ANKA Ajansı’nın mahreci var ve “tek sütun” verilmiş..

Ama.

Tek sütunda Türkiye gerçeği var aslında..

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bir dava dolayısıyla verdiği kararda;

“- Gazetecinin uykusunda bile işbaşında olduğunu..

- Basın hayatının yıpratıcı ve öldürücü nitelik taşıdığını..

- Basın mesleğinde çalışanların ortalama ömrünün 44 yıl 8 ay olduğunu..” ifade etmiş..

Ve ‘gazetecilik mesleği’ne ilişkin yasanın gerekçesine dayanarak, bir dava ile görüşünü şöyle bildirmiş:

“Kontak anahtarını kapatan sürücü, kazmasını bırakan işçi için dinlenme veya istirahate çekilme imkanı vardır..

Fakat gazetenin fikir işçisi düşündüğü, gördüğü, duyduğu için..

Sinemada, tiyatroda, tatilde, eğlencede, hatta gece uykusunda bile işbaşında sayılır..

Basın mesleği yıpratıcı ve öldürücüdür..”

GAZETECİ HİÇ YAŞAMIYOR

Herkesin “kendine doğru çekiştirdiği” gazeteci..

BİR.. Patronların, siyasetçilerin, işadamlarının ve meslek etiğinin arasına sıkışmış durumda..

İKİ.. Ortalama 44 yıl 8 ay yaşayabiliyor..

Ve..

Eşi, çocukları, yakınları, arkadaşları, çevresi ondan çok şey bekliyor..

Yani..

Aslında gazeteci hiç yaşamıyor..

Bayramımız kutlu olsun sevgili meslektaşlarım..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık