• 19 Haziran 2017, Pazartesi 14:49
AliTongülüs

Ali Tongülüs

“Artık darbe olmaz değil mi?”

Referandumdan sonra en sık karşılaştığımız sorulardan biri şu:

“Artık darbe olmaz değil mi?”

Gelin bunun cevabını birlikte arayalım..

DARBE GİRİŞİMLERİ BİTMEZ

Çok partili dönem başladığından bu yana neredeyse her 10 yılda bir “darbe”lerle sarsıldık hep..

Ve her darbede yürütmenin başı “şapkasını alıp gitti”..

İlk defa biri çıkıp, “hoop durun bakalım, bu ülke halkı kendi kendini yönetecek akla-fikre ve güce sahip millettir” dedi..

Sadece ülkemin içindeki hainlerin değil, bütün dünyanın asla beklemediği bu “dik duruş” sayesinde ilk kez yasaların gereği yapıldı, asker kışlasına çekildi ve “kendi işini” yapmaya başladı..

Ama, bu “dik duruş” ve askerin kışlaya dönmesi ülkemiz üzerinde hesapları olanların işine gelmedi..

Terör olaylarını azdırma, yalnızlaştırma, Gezi olayları, 17-25 Aralık harekatı, 15 Temmuz kalkışması, ekonomik baskılar, dik duran lideri itibarsızlaştırma, hatta suikast girişimleri gibi birçok şey denediler..

Hiçbiri tutmadı..

Ve ortalık biraz durulur gibi olurken..

Bu ülkenin “birlik ve beraberlik içinde olması için çabalaması gereken biri” çıktı..

Hem de “bir darbe girişimi daha yapılacak” söylentilerinin ayyuka çıktığı 15 Haziran’da, eline aldığı “adalet” yazılı pankartı alıp, “kaos tehlikesini bile bile” Ankara’dan İstanbul’a yürüyüş başlattı..

Bu yürüyüş herkese, “yürüsün n’olacak” diye düşündürtebilir ve “basit” gibi görünebilir..

Ama, bu yürüyüş sırasında çıkabilecek küçücük bir olay, bu milletin birbirine düşmesi için gerekli kıvılcımı çıkarabilir..

Gezi’nin onlarca katı büyüklüğünde olaylar meydana gelebilir..

Böyle bir kıvılcımı büyük yangına çıkartabilecek donanıma sahip “provokatörler” fırsat kolluyor olabilir..

Nitekim, sosyal medyada “kışkırtıcı paylaşımlar savaşı” yaşanıyor..

Amaç, kitleleri birbirine düşürmek ve altından kalkılamayacak olaylar yaratmak..

Yani..

“Darbe girişimleri” ardı arkası kesilmeden devam ediyor..

İŞKENCE GÖRÜNTÜLERİ “SENARYO”

Umarım, bu yürüyüş, bu tür sonuçlar doğuracak duruma gelmez..

Ama, konu bu saydığım “darbe girişimleri” ile sınırlı değil..

“Dik duran lider”e olan inancı yıkıp, halkı başka arayışlara itmek isteyen “iç ve dış hainler” çok fazla yol deniyorlar..

“Yürüyüş” tutmazsa..

Haftalardır ufak ufak sosyal medyada yaygınlaştırmaya çalıştıkları “işkence” görüntüleri üzerinden “Türkiye’yi dünyanın gözünden düşürme” eylemini arttıracaklar..

Nedir bu işkence görüntüleri biliyor musunuz?

Kelimenin tam anlamıyla bir “senaryo”..

Sosyal medyada sanırım görüyorsunuz..

“Polis yakaladığı bir zanlıya işkence etti” diyerek, yüzü gözü şişmiş/kan içinde bazı kişilerin görüntüleri yayınlanıyor..

“Hani Türkiye’de işkence yoktu” dedirtmek ve “Türkiye bir işkence ülkesi” imajı yaratmak isteniyor..

Bizim muhalif siyasetçiler de bunu kullanarak, provokasyona hizmet ediyor..

Ama olayın bir “perde arkası” var..

Olay tam bir “örgüt” işi ve algı operasyonu..

Zanlıyı yakalayıp döven de, fotoğrafını çekip servis eden de “kendini gizlemiş terör örgütü üyesi” polisler..

“Bakın polis işkence yapıyor” diyerek, Türkiye’ye karşı dünya ülkelerinin tepkisini artırmaya çalışıyorlar..

“Dik duran” adamı sadece ülkesinde ona inanan halkın gözünden değil, onu takdirle izleyen dünya ülkelerindeki siyasetçi ve insanların gözünden de düşürmeye çalışıyorlar..

İşte bu da “darbe girişimlerinin” bir başka ayağı..

BİZE “HUZUR” VERMEZLER

Birçok defa yazdım, bir kaz daha “altını çizerek” söylüyorum..

“Türkiye, huzursuzluklarla yaşamaya alışmak zorunda..”

Çünkü; çok değil 50 yıl içinde bir gün başlayacak “3 bin yıllık bor imparatorluğu”nu bize kaptırmamak için kendilerini dünyanın efendisi görenler her yolu deneyeceklerdir..

Gezi için “ağaç” bahaneydi, darbe girişimi için de “adalet yürüyüşü ve işkenceler” bahane..

Hepsinin arkasında, “Türkiye’nin kendi kendine yetecek güce sahip olmasının önüne geçme, böylece bor ve toryumu cebine indirme” operasyonu var..

Ne işkence gören insan, ne ağaçlar, ne “adalet”..

“Onların” gözünde hiçbiri bir anlam ifade etmiyor..

Yüzyıllardır süren savaşlar gibi, bu savaşın da ana nedeni sadece “ekonomik”..

“Niye huzur bulamıyoruz” gibi, “artık darbe olmaz değil mi” gibi sorular sormaktan vazgeçin..

“Gerçekçi” olmamız, büyük resmi görmemiz, “huzursuzluklarla” yaşamaya alışmamız, algı operasyonlarına kanmamamız ve “Türkiye’yi dimdik ayakta tutacak” yöneticilerle yola devam etmemiz gerekiyor..

Özetle, “güçlü bir devlet” olmamız gerekiyor..

Bunu anlayın yeter..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık