Yılmaz biraz da beni oynuyor

Türkiye’nin bugünlerde en çok konuştuğu ve önce tiyatro, ardından beyaz perde de unutulmaz filmlerin altına imza atan Yılmaz Erdoğan’ın Babası Nazım Erdoğan, oğulları Yılmaz ve Mustafa ile gururla söz etti. Baba Nazım Erdoğan, “Yılmaz biraz da benim hayatımı oynuyor”

Yılmaz biraz da beni oynuyor

Röportaj: Okan Dilek

Hakkari’nin tanınmış ailelerinden Erdoğan ailesi. Dedeleri ise Hakkari’de kaymakamlık görevlerinde bulunmuş önemli bir şahsiyet ve kimlik. Baba Nazım Erdoğan ise öğretmen, milli eğitim müdürlüğü görevleri’nde bulunuyor ve ailenin eğitimci kadrosunu devam ettiren en önemli isim. Dede Nahiye Müdürü, abi Adil Erdoğan o da öğretmen. Okumak ve eğitim alma konusu ailede oldukça önemlilik arzeden bir durum. Bu fotoğraf ilçeye ve Hakkari’ye de örnek oluyor. Herkes okuyor, eğitim konusunun önemini bilerek bunu başarıyor. İşte bugün her hafta Pazar günleri ekranlar karşısında milyonları kahkahaya boğan BKM ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın mimarı Yılmaz Erdoğan ve Anadolu Ateşi ile dünyayı aydınlatan ardından Troya ile bir kez daha göğsümüzü kabartan proje ile Avrupa ve Dünya’ya Türk’ü Anadolu’yu ve özümüzü anlatan o müthiş kareografileri ortaya çıkartan ünlü isim Mustafa Erdoğan’ın babası Nazım Erdoğan ile bilinmeyenler.


Siz küçükken çok haşarı bir çocukmuşsunuz. Dedeniz Nazmi Erdoğan nahiye müdürü abiniz Adil Erdoğan öğretmen. Bunların arasında  nasıl bu kadar yaramaz olabiliyor dunuz?
-Erdoğan ailesinin bir çok ferdi Hakkari’nin önemli hizmet birimlerinin başında yer alıyordu. Bende Kaymakam çocuğu olmamdan kaynaklanan rahatlık ve insanlarla kolay anlaşabilen bir özelliğim vardı. Afacan olduğumuz durumlar olurdu ancak yinede durmamız gereken yerde durur büyüklerimize karşı saygımızı gösterirdik.

Aytaç Aysal ismi size neyi hatırlatıyor?
-Benim lisede Edebiyat Öğretmenimdi. Öğretmenliği seçmemde Aytaç Aysal önemli rol oynamıştır. Onun sayesinde eğitime ve okur yazarlılığa dört elle sarıldım. Onun gösterdiği hedef ve yol doğru adresti. Özellikle eğitimim konusunda ki yol haritam oldu. Onu hiçbir zaman unutmadım unatmayacağım. Ondan aldığım feyzleri yeni nesillere aktardım. O çok iyi bir eğitimci ve ileriye görebilen bir öğretmendi.

Yılmaz Erdoğan biraz sizi mi oynuyor?
-Ailemizde espiri kültürü var. Etkilenmiştir tabi ki. Hamuru da mayası da bizden. Yılmaz biraz da beni oynuyor diyebiliriz.

Siz yaşamınızı bir tiyatro perdesine uygun görüyor musunuz?
-Benzerlikler var. Oldukça fazla var. Tiyatro oyununa konu olacak kadar benzerliklerimiz var.

Mizah-Gülmece…  Sizin hayatınızda nasıl bir yer işgal ediyor?
-Önemli bir yer tutuyor. Hayata bağlanmamıza ve mizahsız olmayacağı anlayışına bizi yakınlaştırıyor. İlgi görmemizi ve ilgilenmemizi sağlıyor. Mizah yaşamın bir parçasıdır. Bunu herkesin de böyle bilmesi gerekiyor. Konuşurken, anlatırken mizah hep yanımızda.

Hayat futbola benzer. Futbolculuk döneminizde olmuş, geçmişte. Çok ilginçtir bir de lakap takılmış size Buldozer ! Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?
-Çevremde de çok lakap vardı. Ancak benimkisi oldukça dikkat çekici. Ben o yıllar futbol oynardım. Bana BULDOZER derlerdi. Hakkarispor ve Cilo sporda amatör olarak futbol oynadım. İyi futbolcuydum. Kent içerisinde beni yollarda gören büyüklerimiz Buldozer nereye’ diye seslenirdi. Yani bir dönem Buldozer olarak anıldım. Güçlüydüm, nefesim de diğer takım arkadaşlarıma oranla oldukça yüksekti. Maç sonunda ayakta kalabilen birkaç futbolcudan birisi ben oluyordum.

Hakkari nasıl bir yerdi? Sinemanın özelikleri nelerdi?
-Türkiye’nin en ücra iliydi Hakkari. Hatırlarım buraya gelmek istemeyen öğretmenler, kamu kurum ve kuruluş görevlileri daha sonra göz yaşlarıyla ayrılmak istememişlerdir. Hakkari’nin böyle bir özelliği vardır. Yol, su elektrik konularında zorluklar belki ilk başta buraya atananları ürkütmüştür ancak daha sonra yaşanan kaynaşma ve kucaklaşma memleket bellenmesini sağlamıştır. İyi bilirim Tekirdağlı bir öğretmenimiz tayinin başka bir ile çıkmasının ardından şöyle bir söz etmişti, “Utanmazsam beni göndermeyin diyeceğim. Ağlayarak gidiyorum Hakkariden” demişti. Kastamonu da görev yapan bir müfettişimiz ise Hakkariye atanmak için can atmıştır.  1960 lı yıllarda sıcak ve dayanışmanın en üst seviyede olduğu bir Hakkari vardı. Böyle bir ana sıcağı, kucağı bir memleketi kimse bırakmak istemezdi.

8- Kürt- Türk ayrımı yok. Aynı filmler aynı şarkılar dinleniyor. Biraz istanbula mı bağımlı? Gazete ne zaman geliyor, plaklar, kasetler ne zaman ulaşırdı?
-Gazeteler iki gün sonra gelirdi Hakkariye. Sinemayı ise Askeriye’nin sinemasında seyredilirdi. Misafirlerimizi o dönem askeriye’nin sosyal tesislerinde yedirir içirir yatırırdık. Askeriye ile yöre halkının bir dayanışması bir bütünlüğü vardı. Oyunlarımızı, buluşmalarımızı ve randevularımızı askeriyenin sosyal tesislerine ayarlardık. Ayrım yoktu. Herkes bir ve eşitti. Dışarıdan gelenlerle arkadaşlık etmek önemli bir ödevdi. Onların anlatacakları ve aktaracakları bizler için önemli bir ayrıntıydı. O kadar çocuk eğittim. Çok iyi yerlere geldiler. Kimse Türk’üz Kürt’üz diye yapmadı. Ben böyle bir ayrımı aklımın ucundan geçirmedim; öğretmenim ben. Bu topraklar üzerinde herkes bunu böyle bilmeli.

Gençler nasıldı o zamanlar? Tavırları giyimleri? Eğitimleri…
-Gençler okumaya ilgiliydi. Giyim konusunda ise fakir zengin ayrımı yoktu. Herkes her şeyi aynı şartlarda giyerdi. Okuma isteği ve okuyup daha yukarılarda olma arzusu çoktu.

Kentin idari amirleri neredeyse Erdoğan sülalesinden çıkıyor?
-Ailemiz okuyan bir aileydi. Bulunduğu konumu ve seviyesiyle kente yön veren düşünceleri taşıyan bilgili bir aileydi. Yardım, dayanışma ve paylaşımı en üst düzeyde tutan bir duygudaydı. Babamı çok severlerdi. Babam at üzerinde köy köy, ilçe ilçe dolaşır sorunları dinlerdi. Bu üst düzey geleneği yarım asırı aşkın sürdü Hakkaride.

Yılmaz ve Mustafa yeteneklerini sizden mi almışlar?
-Çocuklarım kendilerini yetiştirdi. Yeteneklerini bilgi ve deneyimleriyle birleştirdi ve bugünkü konuma geldiler. Mustafa lise yıllarında halk oyunlarına, yılmazda şiir ve müsamerelerde görev alırdı. Milli eğitim müfredatının dışında bilgi ve deneyimlerimizi Hakkari de iyi bir eğitim almaya çalışan çocuklarımıza aktardık. Hatta İstanbuldan gelip yaptığımız organizasyon ve müsamereyi izleyen öğretmenler Devlet Tiyatrosu düzeyinde temsil yaptığımızı söylerdi. Rus Yazarın oyununu sahneye koymuştuk. İnanılmaz bir performans sergilenmişti. O oyunda Yılmaz da oynamıştı. İstanbulu kıskandıran oyunlardı bunlar.
Eşiniz ve aileniz ile ilgili anlatacaklarınız
-Babam Dağlıca da nahiye Müdürüydü. Eşimin (Süheyla Hanım) babası da Tahsildardı. İlçe ilçe dolaşır tahsilat yapardı. Bir gün babalarımız böylesine yoğun bir iş mesaisinden dönerken karşılaşılıyor. Annemle karşılaşıyorlar konuşuyorlar. Daha sonra Eşimin babası eve gittiğinde eşinin doğum yaptığını öğrenir. Kız olur. İsmini de annemi yolda gördüğü için hayırlar getirdiği için Süheyla ismini koyar. Yani annemin adı eşime verilmiş yoldaki bu tesadüf üzerine. Annem Süheyla Hanım Güneydoğu duruşu ile büyümüş bir insan. Zaman zaman kızdığında eşimin ismini söylemez. Ancak çoğunlukla yine eşime ismiyle hitap eder

Sıkıntılar ve yaşadıklarınız. Herkesin bir hayat hikayesi vardır. Ancak gülümsediğiniz anlar için neler söyleyeceksiniz ?
-Maddi olarak ciddi anlamda bir sıkıntımız olmadı. Fiziki olarak ülke genelinde yaşanan eksiklikler haliyle Hakkaride de yaşandı. Yaşanmışsa da uzun sürmemiştir.

 

İsminizi nahiye müdürü dedeniz koydu. Ancak nüfus müdürlüğünde bir yanlış yapıldı. Bu yanlış neydi?
-ismimi Dedem koydu evet. Dedem Nüfusa Nazım Hikmet Erdoğan diye kayıt yapılmasını istiyor. Ancak nüfus memurunun biranlık dalgınlığı ile ‘Hikmet’ adı unutuluyor. İsmimin Nazim Hikmet Erdoğan konulmasının en büyük etkenlerinden birisi Dedem Nazmi Erdoğan Nazım Hikmet hayranı olmasındandır.
İstanbulu ilk kez ne zaman gördünüz ?
-Boğaz Köprüsünün yapıldığı tarih olan 1974 yılında gördüm. Boğaz köprüsü açılışını yürüyürek geçtim. Öyleki açılışa gelen askerler geçişi uygun adımla yapınca koca köprü sallanmış, çok korkmuştuk.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Zap Suyu üzerine yaptıkları köprü’de ilçeden ve Hakkariden çok söz ederler. Bu çalışmalar sırasındaki izlenimleriniz ?
-Deniz Gezmiş ve arkadaşları 1968 yılında Zap Suyuna Hakkari’de köprü yapımına gelir. Deniz Gezmiş ile bu köprü yapımında tanışma fırsatı buldum. Köprü inşaatı 2 ay gibi kısa bir sürede biter. Köprünün yapım çalışmalarında verilen molalarda Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla futbol maçları yapardık.   Deniz Gezmişin yaptığı köprü “Anaya Su” şiiriyle daha da bir anlam kazandı.  Köprü daha sonra yıkıldı

Yılmaz Erdoğan’ın çevirdiği ve oynadığı filmlerde hiç rol aldınız mı ?
-Tuba filminde küçük bir rol aldım. Vizon Tele de Belediye Anons’undan benim sesim kullanıldı.  Vizon Tele de ki filmde belediyeden yapılan anons benim sesimdir.
Mustafa Erdoğan ve Yılmaz Erdoğan hakkında söyleyecekleriniz ?
-Oğullarımla gurur duyuyorum. Hakkari de başlayan yaşamımız ve sonrasında ki gelişmelerle önemli mesafe kaydettik. İftihar edilecek bir çizgidir bu. Bir birimize bağlı bir aileyiz. Büyük bir dayanışma içindeyiz. Başarımızın nedeni budur. Çocuklarımla arkadaş gibi büyüdüm. Bugünkü başarının altında böylesine özgün bir yaşam vardır. Onların başarılı olabilmesi için denedikleri her çabanın yanında oldum. Türkiye onları izliyor ve alkışlıyor. Bir anne ve babayı mutlu edebilecek en güzel olaylara şahit oluyoruz. Onlar beni hiçbir zaman utandırmamıştır. Başım dik göğsüm yukarıda. Türkiye de çocuklarıma yaptıkları sanatlarına saygı göstermekte. Bu uzun yıllar devam etsin.

NAZIM ERDOĞAN KARİYERİ
-Nazım Erdoğan ilk olarak Tekirdağ’a Milli Eğitim Müdür Yardımcısı olarak gitti. Daha sonra Hakkari Lisesine geldi ve 7 yıl burada görev yaptı. 1975 ten 1985’e kadar Hakkari’de Gençlik Spor İl Müdürü olarak görev yaptı. Daha sonra 1985’den 1991 yılına kadar Çankırı da Gençlik Spor İl müdürlüğü, ardından 1991 ve sonrasında Ağrıya tayini çıktı.  Burada kısa bir süre bulunduktan sonra 1992 yılında Hakkariye Milli Eğitim müdürü olarak atanır. Burada 1994’e kadar görev yapar ve bu tarihte Antalya’ya milli eğitim müdür yardımcısı olarak atanır ve 1996 yılında Antalya Milli Eğitim Müdür Yardımcısı olarak emekli olur.  2004 yılında Antalya CHP’den Milletvekilliği aday adayı oldu.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

sanalbasin.com üyesidir

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık