Selami Şahin ile ‘Kent Söyleşileri’nin” konuğu AÜ Eğitim Araştırma ve Uygulama Başhekimi Dç. Dr Abdullah Erdoğan

Akdeniz Üniversitesi Akdeniz Üniversitesi Eğitim Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Abdullah Erdoğan'la zevkli bir söyleşi yaptık. yaptığımız söyleyişiyi zevkle okuyacaksınız.

Selami Şahin ile ‘Kent Söyleşileri’nin”  konuğu AÜ Eğitim Araştırma ve Uygulama Başhekimi Dç. Dr Abdullah Erdoğan
Önce iç huzuru sağladık.

S. Ş; Mayıs ayında göreve başladınız yaklaşık 7 aylık bir zaman dilimi geçti. Neler yaptınız bu zaman dilimi boyunca?
 A.E; Bu geçen süre çok uzun zaman değil, buna rağmen çok şey sığdırdığımızı düşünüyorum. Bildiğiniz gibi Tıp Fakültesi 1982 yılında kuruldu. Bugüne kadar kendi seyrinde giden bir durumu zaten var. Bir idareci hiçbir şey yapmasa bile kurulu bir düzen belirli bir noktada devam eder. Peki, biz neyi planladık? Ne yapmak istedik ve bunların ne kadarını yapabiliyoruz? Kendi kendimize yapmak istediklerimizi sorduktan sonra cevabını da verelim.  Öncelikle biz buranın büyük bir aile olması gerektiğini düşündük. Ancak huzurlu bir aile, çünkü çalışanların büyük bir kısmı evinden daha çok burada zamanını geçiriyor. Kişi çalıştığı yerde huzurlu olursa bu huzur buraya tedavi amacıyla gelen hastalara da yansıyor. Bu konuda önemli bir mesafe kat ettiğimizi düşünüyorum. Bu huzuru sağlamak bize önümüzdeki günlerde hasta memnuniyet anketlerinin iyi olacağının işaretlerini de verdi. Üstelik bu memnuniyet bazı eksikliklere rağmen gerçekleşecek…

S.Ş; Ne gibi eksiklikler?
A.E;  Hastanemizde hâlâ fiziksel eksiklikler bulunuyor. Hasta randevu sistemimiz yeterli değil. Tam oturmamış diyebiliriz. Bu gibi konularda yaşanan sakatlıklara rağmen gelen kişiye verilen hizmette iyileşme olduğunu biliyoruz.

Hasta veri tabanı ( Dosyalar, film kayboldu derdi son bulacak)

S,S Hastaneye gelen vatandaşlar genellikle zaman kayıplarından şikâyetçi oluyorlar. Bu konuda bir çalışmanız oldu mu? 
A.E; Elbette, biz hastanemizi çağın gereklerine uygun modern bir hastane haline getirmek istiyoruz. Randevu sisteminin düzenlenmesi, dosyaların elektronik ortamda görünmesi böylelikle Hastane Bilgi Sistemimizi klinisyenlerimize( doktorlara) açmak istiyoruz.

S.Ş; Nedir hastane bilgi sistemi?
A.E; Bu sistem hastaya ait bütün bilgilerin bir veri tabanı çerçevesinde toplanmasıdır. Bu sistemle bilgi kaybı ortadan kayboluyor. Bildiğiniz gibi bazı hastalarda örneğin kanserli hastaların belirli periyotlar ile filmleri çekilmesi gerekiyor. Düşünün onca takibi yapılmış, birkaç kere filmleri çekilmiş, tahlil sonuçları ve diğer bilgileri elinde bulunduran hasta dosyasını kaybetse, ne olacak sil baştan, bu ciddi bir zaman kaybı olacak. Biz hastaya ait her türlü bilgileri elektronik ortama taşımayı amaçlıyoruz. Hasta doktora geldiğinde, doktor hasta ile ilgili bütün bilgilere sahip olacaktır. Bunun yanında çekilen filmler için beklemek gerekmeyecek, çünkü hastanın filmi çekildiği an doktor bu filmi bilgisayarında görecek, zaman kaybı önlenecek…

S.Ş; Bu sistem ne zaman hayata geçer?
A.E; Bu sistemin altyapısı bitti. Bir anlamda dijital arşiv diyeceğimiz bu sistem hayatımızı kolaylaştıracak, hasta bilgi sistemi sayesinde doktor sadece filmleri değil hastaya ait bütün bilgileri görecek, tabi bugüne kadar teknik altyapısı biten sistemin bir yazılıma ihtiyacı var. Yazılım konusunda Bilgisayar Mühendisleri arkadaşlarımız bir çalışma yapıyorlar. Biraz zaman alıyor. Çünkü çok hassas davranıyoruz. Buna benzer sistemleri kullanan hastaneler var ama bizim yapacağımız Türkiye’de bir ilk olacak, bu manada 2010 yılının ilk yarısında bu sistem hastanemizde kurulacaktır.

Yoğun bakım ünitesi gün yüzü gördü

S.Ş; 7 aylık zaman diliminde gördüğümüz kadarı ile bir Hasta Veri Tabanı ya da Hasta Bilgi Sistemi çalışmalarının alt yapısını hazırlamışsınız, başka bir çalışmalarınız nelerdir?
A.E; Eskiden bir imaj vardı. Yoğun bakım üniteleri kapalı kutu olurlardı. Hastayı ameliyat ederdiniz, bu süre uzardı. Bir hafta, iki hafta bilemediniz onlarca hafta, hasta o kapalı kutu yoğun bakım ünitelerinde dış dünyadan uzak yaşamını sürdürmeye çalışırdı. Günyüzü görmezdi. Akşam-sabah kavramı hasta için anlamsızdı. Saatini bakar saati 2 ise gece yarısı ikimi, gündüz mü bilmezdi. Bu konuda ciddi bir çalışma yaptık, yoğun bakım ünitelerine pencere yaptık.  Günyüzü görmek hastanın psikolojisini de olumlu yönde etkiledi.

S.Ş;Daha önce neden yapılmadı bu türden çalışmalar?
A.E; çünkü yoğun bakım ünitelerini hep maksimum steril istenen yerler olarak bilindiği için yapılacak pencerelerin bu steril ortamı bozabileceği endişesi vardı. Oysa biz pencereleri zaten açılır şekilde yapmadık. Sabit yaptık ama gece ve gündüz farkını hastalarımıza gösterdik.

Ayda 65 bin hasta giriyor. Ekonomik kriz hasta sayısını düşürüyor.

S.Ş Hastanenin hasta kabul etme sayısı ne kadar?
A.E; Hastanemiz ayda 65 bin civarında hasta kabul ediyor. Günlük 3500 -4000 arasında bir rakam oluyor. Bazı zamanlarda düşüş yaşanabiliyor. Ramazan ayında duruyor. Birde şöyle bir tespitim var. Ekonomik durgunlukta hasta sayımızda bir düşüş gözlemledik. Son günlerde ise bir miktar artış olduğunu söyleyebilirim.

Vatandaş aklında soru işareti kalırsa “ Birde tıp fakültesine götürelim”  diyor

S.Ş; Vatandaş Tıp Fakültesini nasıl algılıyor?
A.E; Açıkçası güzel bir soru, göreve geldiğimde bende bu soruyu merak ettim. Bu konu çerçevesinde gözlemlerim ve araştırmalarım oldu. Öyle ya yönetici olarak başarılı olmanın da kriterlerinden biri bu sorunun cevabından geçiyordu. Vatandaş tıp fakültesini kurtarıcı olarak görüyor. Güven duyuyor. Bir de Tıp Fakültesine götürelim diyor.

S.Ş;En son umut olarak mı demek istiyorsunuz?
A.E; Hayır o manada değil, aklında bir şüphe kalırsa birde tıp fakültesine götürelim noktasında kurtarıcı olarak görüyor. Bu arada kurtarıcı olarak gördüğü hastaneye gelmekten de çekiniyor.

Randevu 1 haftayı geçiyorsa ona randevu denmez, zaten hastada gelmez

S.Ş; Nasıl yani?
A.E; Hastalar mevcut randevu sistemi yüzünden gelmekte çekiniyor. Hasta geldiğinde doktor ona baksın, tedavisini versin bir an önce gideyim istiyor. Bildiğiniz gibi bizde telefonla randevu sistemi var. Ben bu sistemin efektif olduğunu düşünmüyorum. Benim kişisel olarak algıladığım randevu sistemi en fazla 1 haftalıktır. Bunun dışındakilere randevu diyemeyiz. Çünkü hasta 1 haftadan sonra verilen randevuya itibar etmiyor. Bir haftadan daha uzun sürede randevu verirseniz bu zaten randevu değildir. Hastalarda bir haftayı geçen randevulara uymuyor.

S:Ş; Bu konuda bir iyileşme olacak mı?
A.E; Evet ama bu çalışmayı üniversite genelinde uygulamak istiyoruz. Çünkü sistem web tabanlı telefon santralına ihtiyaç duyuyor. Bu sistemi kurmak için rektörümüzle görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Eğer üniversite genelinde böyle bir sistem kurulursa bizde bu sistemin içinde yer alacağız. Ancak üniversite genelinde kurulmasa bile biz hastane olarak web tabanlı bir sistem kurarak randevu sistemini daha efektif hale getireceğiz.

Hastanemiz organ nakillerinde hala zirvede

S.Ş; Akdeniz Tıp her daim böbrek nakillerinde 1. olmuştur. Bu ara nedir durum?
A.E; Sadece böbrek naklinde değil, biz organ naklinde yine 1 numarayız.  Böbrek nakli yanında pankreas, karaciğer nakillerinde çok öndeyiz.  Bu başarıda bir d üşüş yaşanmayacaktır.

Dünyada tedavi edilen her hastalık bizde de ediliyor. Biri hariç

S.Ş Hastanenizde tedavi edilmeyen bir hastalık mevcut mudur?
A.E; Birçok vatandaşımızın merak etiği önemli bir soru sordunuz. Hastanemizde dünyada tedavi edilen her türlü hastalık tedavi edilmektedir. Bir tek akciğer nakli yapılamamaktadır.

Hasta yakınları için otele ihtiyaç var.

S.Ş; Yeni bir proje var mı?
A.E; Evet hastanemize bir otel yapmayı amaçlıyoruz. Çünkü özellikle yazın ağaç altlarında yatan hasta yakınlarının görüntüsü hiç hoş değil, turizmin başkentine yakışmıyor. Bu nahoş görüntüleri ortadan kaldırabilmek için otel yapma fikri var. Bütün gelir grubuna hitap eden bir otelden bahsediyorum. Tek yıldızdan beş yıldızlı otel konforuna kadar isteyenin istediği yerde kalacağı bir otel yapmak istedi. Bunu fakülte olarak yapabilir miyiz? Onu tartışıyoruz. Bu konuda esasında özel sektörün yap işlet devret modeli ile otel yapmasını istiyoruz. Bu konuda ciddi bir çalışmamız bulunuyor.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

sanalbasin.com üyesidir

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık