Yargıda şok yapılanlam ve yapay demokrasimiz

Yargıda şok yapılanlam ve yapay demokrasimiz
  • 07 Şubat 2013, Perşembe 0:00

AKP kurmaylarının basına sızdırdığı yeni yargı yapılanması tasarısını ilk incelediğimizde pes doğrusu! Dedik. Hani bizim milletimizin asırlardır kullandığı harika deyişler, Atasözleri vardır ya işte onlardan bazılarını ister istemez hemen aklınıza getiriyorsunuz. "Rüzgâr eken fırtına biçer-Yüz verirsen astarını ister- Ne ekersen onu biçersin" Anayasa değişikliğini içeren meşhur 12Eylül refarandurumunda "Yargı bağımsızlığını fiilen ortadan kaldıracak 3 maddeyi gerçekten olumlu diğer 24 maddenin yanına koyup 27 maddeyi paket halinde oylatan AKP iktidarına %58 lik bir destekle sahip çıkan halkımız bir nevi yürütmenin egemenliğini tescilleyerek yargı erkinin yürütmenin boyunduruğuna girmesini kabullenmişti. Böylece Montesquieu'nün klasik demokrasi'yi tarif ederken kullandığı erk'lerin bağımsızlığı ilkesi"Yargı-yürütme-yasama bağımsızlıkları" çöp'e atılmış olmuştu. Yeni Anayasa çalışmalarında partiler arasında uyuşmazlıklar başlayınca AKP kurmayları kendi kafalarında derin bir yer oluşturan Başkanlık sistemini esas alan yeni yargı yapılanması paketini hazırlarken 12 Eylül referandumundaki malum 3 maddeye rahmet okutacak , o değişikliği dahi mum'la aratacak yeni düzenlemeler getirmişler.

 

Gel de -Yüz verirsen astarını ister -özdeyişini hatırlama! Konuya derinlemesine girmeden hemen hatırlatalım ki taslak Anayasa'nın yargı maddesinde "Türk Milleti adına " karar verme ifadesi kaldırılıyor. Temel değişikliklere gelirsek, Yargıtay, Danıştay kaldırılıyor. Bunların yerine Temyiz Mahkemeleri kuruluyor. Bunların kuruluş kanununda belirlenen şartlar Başkanlık Sistemi esasına göre düzenlenmiş. Üyelerin 3/4ünü adının başından yüksek ibaresi çıkarılan yeni.

 

HSK lu 1/4ünü Başkan atayacak. Peki yeni HSK lu nasıl oluşacak? 22 üyeden oluşacak HSK nun 7 üyesini meclis , 7 üyesini Başkan 6 üyesini alt mahkemeler seçecek. Adalet bakanı kurulun başkanı, Adalet Bakanlığı müşteşarı doğal üye olarak yine varlar. Yeni HSK hakimller, , savcılar ve disiplin dairesi olarak 3 daireden oluşacak.

 

 Başkanlık seçimini kazanan Başkan'ın partisinin seçimi kazanacağı doğal olacağından, üstelik Başkanın bugünkü Cumhurbaşkanı gibi Anayasal tarafsızlığı olmayacağı aksine siyasi ve partili kişiliği olacağı için Başkan'ın 7 , partisinin 7, Adalet bakanı ve müşteşarı'nın 2 toplam 16 kişilik seçim hakları - 22 üyenin 16 sı adalet ve tarafsızlık ilkesini zedelemezmi? Böyle bir HSK na kim ne kadar güvenebilir? HSK ve Yüksek Mahkemeler'e seçilebilmek için 15 yıllık hakim , savcı veya akademisyen olma şartı getiriliyor. Seçilen üyeler 9 yıl için seçilecekler. Görüldüğü gibi her şey uzun vadeli düşünülmüş! Yeni pakete göre Anayasa Mahkemesi üyeleri yeniden belirleniyor.

 

Toplam üye sayısı 17 . Seçilme şekli 8 üyeyi doğrudan Başkan atıyor. Eski yasa'da TBMM ne tanınan -3 üye'yi Sayıştay ve Baro temsilcileri arasından seçme yetkisi, kurum kısıtlaması olmaksızın , istediği kurumdan seçilme şartlarını haiz olmak üzere 9 a çıkarılıyor. Yani 8 ini Başkan , 9 u nu Başkan'ın partisi olmak üzere 17 üyenin tamamını iktidar partisi-siyaset- seçiyor! Bir de Venedik Kriterleri ne diyor? Ona bakalım; Yüksek Yargı Kurulu üyelerinin önemli bir çoğunluğunu yargı mensupları seçmelidir ve seçilenler yargı kökenli olmalıdır. Bizde yeni gelecek sistemde bırakın önemli bir çoğunluğu bir tane bile yargı'nın seçtiği Anayasa Mahkemesi üyesi olmayacak! Böyle oluşturalacak bir yüksek yargı'ya halk'ın güveni ne kadar olur?

 

Adalet mülk'ün temelidir sözü'ne ne kadar inanılır ? Kuvvetler Ayrılığı'nın bu kadar zedelendiği yargı'nın, yasama'nın bu kadar yürütmenin emrine verildiği, tek Adam esaslı bir sistemin temellerinin atıldığı bir düzene demokratik hukuk düzeni diyebilirmiyiz?

 

Memlekette düzeltilmesi gereken bir husus varsa birinci öncelik seçme ve seçilme hakkının gerçek demokratik kurallara göre düzenlenmesi meselesidir. Siyasi iktidar gerçekten halk'a ait olacaksa parti liderlerinin vesayetinden seçme ve seçilme hakkının kurtarılması gerekmektedir. Zira gerçek demokrasiler halkın egemenliği esasına dayanır. Bir şahsın veya bir zümrenin değil! Değiştirecekseniz bugünkü antidemokratik Seçim Yasası'nı, Syasi Partiler Kanunu'nu değiştirin! Tek adam hakimiyetini, lider sultasını, seçilebilmenin liderin iki dudağından çıkacak bir kaç kelimeye bağlı olduğu bu yanlış sistemi düzeltin! Lider'inin iradesiyle seçilen ve bu vesayet'ten asla kurtulamayan bir sürü öz kimliklerinden arındırılmış, biat ehli parlementerlerle nereye kadar gidebiliriz?

 

Ön seçimlerin Anayasa teminatı altına alındığı, dar bölge, çoklu tercih gibi her bölgenin birikim ve donanım sahibi insanlarının liderlerin eteklerini öpmeden kişisel kaabiliyetleri ile öne çıkabileceği sistemler getirin ki seçilen parlemanterler vesayet, eksiklik,biat duygularını asla hissetmeden doğru bildikleri konularda lider 'e rağmen sonuna kadar direnebilsinler.

 

 Biz seçmenlerin önüne gelen her parti liderinin kendi kafalarına göre takılıp hazırladıkları milletvekili aday listelerinden birine oy verirken kendi gerçek irademimizimi yosa liderlerin birinin iradesinimi kullanmış oluyoruz? Bu günkü yanlış sistemde seçmen kendi iradesi dışında düzenlenen , hiç bir katkısı olmadığı listelerden birinin zoraki tasdik memuru olarak kullanılmaktadır. Ön seçim, tercih,,dar bölge'nin getirilip vicdani olmayan barajların kaldırılması yalnız seçilme hakkının hukuk normlarına uydurulmasını değil ayni zamanda seçme hakkının da adil olmasını sağlayacaktır. CHP Niğde Milletvekili Doğan Şafak geçtiğimiz günlerde bu temel esaslı bir seçim kanunu ve siyasi partiler kanunu değişiklik önergesini TBMM Başkanlığına sunmuş! Ama geçeceğini sanmıyorum!

 

Zira AKP nin sıcak bakmadığı her hangi bir yasa değişikliği teklifi bugünkü Meclis aritmetiğinde bu meclis'ten geçmez! Bize göre tek çözüm uzun vadeli bir demokratik yapılanma ile bütün Türkiye'nin dağına ,taşına ,köyüne ,mezrası'na, şehri'ne , varoşuna kadar bütün insanına bıkmadan usanmadan demokrasinin ne olduğunu, seçme ve seçilme hakkının gerçekte ne demek olduğunu, küçük maddi çıkarların insan haysiyeti yanında hiç bir değer ifade etmediğini, bu ülkenin bölünmez bütünlüğünden taviz vermeden demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinin kutsal olduğunu anlatmaktan geçer.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

sanalbasin.com üyesidir

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık
UA-9420185-1 google-site-verification: google03750594e72e0af5.html