Sağlık Bakanı Koca: 2 Eylül'de başlıyor...

Sağlık Bakanı Koca, "Sağlık turizmini Türkiye'de markalaştırmak istiyoruz, süreç başladı. Önümüzdeki 1-2 ay içinde büyük bir lansman yapılacak." dedi. Bakan Koca, emar (MR) ve tomografide yeni dönemin 2 Eylül'de hayata geçeceğini vurguladı.

Sağlık Bakanı Koca: 2 Eylül'de başlıyor...
  • 08 Ağustos 2019, Perşembe 13:58

Sağlık Bakanı Koca: 2 Eylül'de başlıyor...

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, katıldığı Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin  değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı. "Sağlık turizmi kapsamında 500 bin hasta Türkiye'de şifa buldu. Öte  yandan bakanlığınız da sağlıkturizminde 2023 hedeflerini belirledi. Türkiye,  sağlık turizminde rotasını hangi ülkelere çeviriyor? Sağlık ataşelerinden  beklentiniz nedir?" sorusu üzerine Bakan Koca, Türkiye'nin son 17 yılda sağlıkta  çok büyük bir gelişim kaydettiğini, devrim niteliğinde bir gelişimin söz konusu  olduğunu belirtti.

 

 Koca, Türkiye'de sağlık turizminde 2018'de 500 bine yakın hastanın  tedavi edildiğini belirterek bu yıl bu sayının daha da üstüne çıkılacağını  söyledi. Gelecek süreçte Türkiye'nin sağlık turizminde daha büyük oranda pay  almasını hedefleyerek birtakım yaklaşımlarının olacağını dile getiren Koca,  sözlerini şöyle sürdürdü:

 

"Yeni dönemde hedef koyduğumuz ülkelerde sağlık ataşelerini  bulunduracağız. Bu çerçevede esas yapmak istediğimiz, hedef olarak belirlediğimiz  ülkelerde ileri tanı merkezlerini açmak. Yani sağlık turizminden pay alan hiçbir  ülkenin yapmadığını yapacağız. Türkiye olarak, belli bölgelerde teknolojik  altyapısı güçlü olan, hastaların tanılarının konulabilir olduğu ve bunun özel  sektöre de açıldığı bir yaklaşım sergileyeceğiz."

 

Bakan Koca, Türkiye'ye yurt dışından gelen hastaların ülkelerine  döndüklerinde kontrollerini ve takiplerini yapacak tanı merkezlerini devreye  sokmak istediklerini kaydederek Uluslararası Hasta Hizmetleri Anonim Şirketi  (USHAŞ) adı altında kamu mülkiyeti olan, özel sektörün dinamizmiyle çalışacak bir  oluşuma gittiklerini, bu kapsamda, Türkiye'de sağlık hizmetini markalaştıran bir  süreç istediklerini vurguladı.

 

Asya'da RusyaUkrayna ve Azerbaycan'ın, Orta Doğu'da IrakBahreyn ve  Katar'ın hedef ülke olabileceğine işaret eden Bakan Koca, bu ülkelerde tanı  merkezleri aracılığıyla takip ve teşhisin yapılmasını planladıklarını dile  getirdi.

 

Türkiye'de sağlık turizmine ilişkin çalışmaları da anlatan Koca,  "Sağlık turizmini Türkiye'de markalaştırmak istiyoruz, bununla ilgili bir  markalaşma süreci başladı. Önümüzdeki 1-2 ay içinde büyük bir lansman yapılacak.  Bundan sonra dünyanın birçok ülkesinde 'sağlık' denildiğinde Türkiye'nin akla  geldiği bir markalaşma sürecini tesis etmek istiyoruz." diye konuştu.

 

"Organ naklinde önemli mesafe aldık"

 

 Koca, Türkiye'nin çok iyi fiziki imkanlarının bulunmasının, sağlıkta  en büyük avantajlardan birisi olduğunu ifade ederek sağlık turizminde özel  sektörün şu anki payının yüzde 67 olduğuna dikkati çekti. Özel sektörün sağlık turizmindeki payının inkar edilemeyeceğinin  altını çizen Koca, özel sektörün dinamizmi ve icra heyetleriyle bir sinerji  oluşturmak istediklerini vurguladı.

 "Bu düzenleme ne zaman hayata geçecek?" sorusu üzerine Koca, şu  bilgileri verdi: "USHAŞ kuruldu. Bununla ilgili yönetim ve atamaları yapıldı. Özel  sektörle ilgili icra kurulu bugünlerde şekilleniyor. Tanı merkezlerine de  önümüzdeki aylardan itibaren yerlerini tespit ederek hızla başlamak istiyoruz.  Birçok alanda iyiyiz. Fiziki şartlarımız iyi olduğu gibi insan kaynağı boyutuyla  çok yetkin hekimlerimizi var. Bunun dışında dünyada bizde olduğu kadar maliyet  boyutuyla en uygun olan ülke yok gibi. Göz, plastik cerrahi, onkoloji, onkolojik  cerrahi, kalp ve damar cerrahisi, organ nakli gibi birçok alanda çok yetkiniz.

Organ naklinde çok önemli mesafe aldık. Geçen yıl yapılan organ  nakli sayısı kalp ve böbrek 5 bin 600'e ulaştı. Hava ambulansı konusunda son  derece ileri bir noktadayız. Dünyada vatandaşına bu anlamda ücret almadan hizmet  sunan bir ülkeyiz. Bu anlamda bu merkezlerden özellikli, nitelikli hastayı hava  ambulansıyla uçak veya helikopterle getirme imkanlarına sahibiz. Artı Türk Hava  Yolları gibi dünya çapında bir markaya sahibiz. Dolayısıyla bu sinerjiyi çok  ileriye götürme potansiyeli taşıyoruz. Bunu da güçlendirmek istiyoruz."

 

 

Batı ülkelerinden hastaların tedavi için Türkiye'ye gelmesine ilişkin  çalışmalara değinen Koca, İngiliz milletvekillerinden oluşan bir heyeti  ağırladıklarını, heyetin sağlık alanındaki gelişmelerden ve Bilkent'teki Şehir  Hastanesinden çok etkilendiğini söyledi. Heyetin bilgi alışverişi için bir talebinin olduğunu belirten Koca,  "Biz sağlıkta önemli bir mesafe kaydettiğimiz için, en büyük avantajımız Avrupa  ülkeleri için maliyet unsuru fiyat avantajımız. Bunun için oralarda da tanı  merkezleri açarak hem vatandaşlarımızın daha kolay hizmet alımını sağlamak hem de  bu bölgede yaşayan insanlara da bu hizmeti özellikle tanı merkezleri üzerinden de  sağlamak istiyoruz." diye konuştu.

 

Koca, "Vatandaşa hizmet noktasında biz Almanya ve İngiltere'den  onların kıskanacağı bir mesafede miyiz, yoksa gösterdiğimiz gelişime mi  bakıyorlar?" sorusunu "Bir gelişimimiz ve hastaya yaklaşımımız, iki özellikle  maliyet unsurumuz." şeklinde yanıtladı. Türkiye'nin teknolojik altyapısının Avrupa'dakilerden eksik  olmadığını, belli başlı cihazların, hatta üst modellerinin kullanıldığını  vurgulayan Koca, "Bu anlamda fiyat avantajımızın en büyük unsuru insan  kaynağımızın, fedakar doktorlarımızın, çalışanlarımızın bu konudaki  maliyetlerinin uygunluğu da önemli bir etken." ifadesini kullandı.

 

 Yerli ilaçlar, yerli tıbbi cihazlar ve yerli aşıya ilişkin soru  üzerine Koca, yerlileşmeyi stratejik bir alan olarak gördüklerini, ilaçta dışa  bağımlılığın geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 2 azaldığını söyledi.

 Koca, tıbbı malzemede yüzde 82, tıbbı cihazda yüzde 84, aşıda ise  yüzde 100'e yakın dışa bağımlılık söz konusu olduğunu belirterek, "Onun için  önümüzdeki süreçte, yerlileşmeyi, yerelleşmeyi ve özellikle millileşmeyi son  derece önemsiyoruz." dedi.  Enstitülerden oluşan bir Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TUSEB)  yapısının bulunduğunu dile getiren Koca, bu yapının bayramdan sonra aşı üzerinden  bir çağrı geçeceğini bildirdi. Koca, "Yani ülkenin birikiminin ne olduğunu, neyi  yapabileceğimizi ve kimleri nasıl destekleyeceğimizi görerek gerektiğinde  fonlayıp hızla yol almak istiyoruz." diye konuştu.

 

Dışa bağımlılığı olabildiğince azaltmak istediklerini vurgulayan Koca,  "Aşıda önümüzdeki 5 yıllık süreçte dışa bağımlılığımızı bitirmek, tamamen  yerlileştirmek istiyoruz. Difteri ve tetenozla ilgili süreç zaten bitti.  Önümüzdeki hafta da ruhsatı verilmiş olacak. Hepatit A ve suçiçeği için önemli  bir mesafe aldık. Onunla ilgili de arkadaşlar Küba'ya, Güney Kore'ye,  Endonezya'ya, Bangladeş'e ziyaretler yaparak, teknoloji transferi ve kendi  Ar-Ge'mizde üretim dahil olmak üzere bunu önümüzdeki süreçte hızla tamamlamak  istiyoruz." bilgisini verdi.

 

"Bütünü bir şekilde basamaklandırmak genelgesiydi"

 

 Bakan Koca, "Sağlık kurumlarındaki basamaklandırma ve özel hastaneler  genelgesi haziranda hayata geçirildi. Sizin bu düzenlemeleri Bakanlık  görevinizden önce Mütevelli Heyet Başkanlığını yaptığınız vakıf üniversitesi ve  hastanesine, Medipol'e birtakım ayrıcalıklar sağlamak için hayata geçirdiğinizi  iddia edenler de oldu. Bu iddialara yanıtınız ne olur? " sorusu üzerine, şunları  kaydetti:

 "Bu konu son dönemde geniş bir şekilde gündem oluşturdu. Yapılan  şuydu: Sadece özel sektörün basamaklandırması değildi. Yapılan hem kamu hem  üniversiteler ve de özel sektörü ayırmadan bütünü bir şekilde basamaklandırmak  genelgesiydi.

 

Bizim Sağlık Bakanlığı olarak kanundan gelen yetkiyle basamaklandırma,  yani sınıflandırma, denetim ve ruhsatlandırma yetkimiz var. Kanunda yine tarif  edildiği şekliyle '... birinci, ikinci, üçüncü basamak olarak tanımlanır.' diye  geçer. Burada eğitimkurumları ve üniversiteler 3. basamak olarak tanımlanmış.  Bunun dışındaki kurumlar, diyelim özel sektör birinci ve ikinci basamak olarak  tanımlanıyor, üçüncü basamak olarak özel sektörün tanımı yok eğitim kurumu  olmadıkça. Burada yapılan düzenleme eğitim kurumu olmadan da fiziki, teknik,  branş çeşitliliği dahil olmak üzere, kalite, hastaya hizmetin daha kolay  ulaşılabilirliği anlamında 13 tane kriter kondu. Bu denilen bir tane kriter.

 

Burada yapılan en önemli şey şu: Ben geçmişte üniversite  hastaneciliğiyle ilgilendiğim için konuyu iyi bildiğimi düşünüyorum. Vakıf  üniversitesi kimliğiyle 3. basamak olma afiliasyon yapılarak, sınırsız kadro ve  sınırsız branş kullanma yetkisi bu genelgeyle son buldu. Altını çizerek  söylüyorum, bu düzenleme biliyorsunuz bir planlama vardı Türkiye'de özel sektörle  ilgili, yani siz bir hastane açmak istediğinizde ön izniniz olmadan  açamıyorsunuz, nerede ve nasıl açılması gerektiğini Bakanlık belirliyor. Bu  planlamayı biz kamu ve üniversiteler için de planlıyoruz.  Yeri geldiğinde bir  radyoterapi cihazını almak istediğinizde kamu için söylüyorum, bu planlamaya  tabi. Kamu tabi olduğu gibi özel sektör zaten tabi. Dolayısıyla vatandaşın kamu  hastanelerini, biz yeri geldiğinde onkolog, yeri geldiğinde yeni doğan, uzmanı  bulamadığımız birçok alan var. Biz bunun planlamasını yapıp, özel sektöre yeri  geldiğinde bu kaçışları minimalize etmek istiyoruz. Bunu delmek üzere vakıf  üniversitesi kimliğiyle istediği şekilde hastane açma, istediği şekilde branş  elde etme, istediği sınırsız kadroyu elde etme imkanlarını, afiliasyon adı  altında sıfırladık."

 

 

Bakan olduktan sonra kurucusu olduğu Medipol Üniversitesindeki  görevlerinden istifa ettiğini hatırlatan Koca, Sağlık Hizmeti Sunucularının  Basamaklandırılması Hakkındaki Genelge ile birçok hastane planlamaya tabi iken  vakıf üniversitelerinin, bu kimlikleri üzerinden istedikleri gibi hastane açması,  branş elde etmesi ve sınırsız kadro imkanlarından yararlanmasını da önlediklerini  belirtti. Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Kurucusu olduğum bu eski yapı ile birlikte Ankara'da kurulan, Ankara  Medipol Üniversitesi de planlamaya tabi, hiçbir şekilde bu anlamda istediği gibi  bir şey yapamaz. Özel sektör nasılsa Ankara Medipol de öyle. Yani o da  etkileniyor. Bunun kasten yapıldığı, yapılan düzenlemenin bugüne kadar asla  yapılmadığı ve ilk defa bu anlamdaki planlamayı delen, sınırsız  kadro ve branşı  kullanan, afiliasyonu, üniversitelerden gelen avantajları sıfırladık."

 Bakan Koca, genelgeyle yatak, büyüklük, branş çeşitliliği, kalite ve  vatandaşın daha nitelikli hizmet alımı dahil olmak üzere 13 kriter  belirlendiğini, uluslarası hasta turizminde önemli yer edinmeyi amaçlayan  Türkiye'nin nitelikli kurumlara sahip olmasının hedeflendiğini vurguladı.

 

Daha nitelikli yapılarla hizmet verilmesinin önünün açıldığını dile  getiren Koca, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu yapılırken de 'ben vakıf üniversitesiyim', 'ben afili  üniversiteyim' denilerek hiçbir standart tanımadan... Sınırsız kadro ve branş  kullanımını devre dışı kaldı. Bir hastane, üniversite kimliğiyle, özel  hastanesinde 5-10 veya 15 tane kadro kullanabiliyordu. Bu artık devre dışı kaldı.  Anadolu'daki bir üniversite,İstanbul'daki bir özel hastanenin kadrosunu  Anadolu'daki üniversite üzerinden alabiliyor. Bu durumda planlama nerede kaldı?  Planlamayı delen ve 3. sınıf olmayı tanıyan sizin organ nakli, sizin radyo terapi  ve benzeri planlamaya kamuyu da soktuğunuz bir dönemde, vakıf şemsiyesiyle,  afiliasyon şemsiyesiyle bunu delen uygulamaya son verildi. Bunu yapan, vakıf  kültüründen, vakıf üniversitesi kimliği üzerinden gelen bendim. Bu son derece  yakışıksız. Kabul edilebilir bir durum değil."

Koca, daha nitelikli, kriterleri belli olan, altyapısı güçlü  hastanelere ulaşılması gerektiğinin altını çizdi.

 

 "Bu konudaki istismarı özel sektör çok iyi bilir"

 

 Vakıf üniversitesi şemsiyesi altında istenildiği gibi davranabilmeyi  önlediklerine dikkati çeken Koca, "Özel hastanesini, 'üniversite hastanesi  yapıyorum' diyerek, açığa çıkan ruhsatı bir başka hastanesinde özel kullanarak ve  o 'üniversite hastanesi yaptım' denilen yerde de yine şirketiyle aynı şekilde  işletmeye devam eden uygulamalar son buldu. Bu konudaki istismarı özel sektör çok  iyi bilir. Bu konuda benim ne demek istediğimi özel sektör çok iyi anlar." diye  konuştu. Kendisine yönelik iddiaların arkasındaki sebebin ne olduğunun  sorulması üzerine Koca, genelgede kriterler arasında yer alan yatak kapasitesi  bakımından şu an itibarıyla 40'a yakın kamu, 18 üniversite, 2 de özel hastane  olduğunu, bunun içinde kurucusu olduğu Medipol Hastanesinin bulunmadığını  söyledi.

 

Koca, genelgede yer alan "kapasite 60 bin metrekare büyüklük"  kriterinin de 11 özel hastane, 80'e yakın devlet hastanesi, 13 üniversite  hastanesinde bulunduğunu, bunların içinde de kurucusu olduğu Medipol Hastanesinin  olmadığının altını çizdi.

 

 "Avantaj oluşturmaya son verdik"

 

 Üniversite hastanesi kimliğini önemsediklerini ama bu kimlik üzerinden  özel hastanenin planlamadan sınırsız şekilde istifade edilmesini önlediklerini  belirten Koca, "Üniversite hastanesinin de nasıl kamu bir planlama içindeyse özel  sektörü de bu anlamda planlama içine almış durumdayım. Ama vakıf üniversiteleri  de bundan böyle planlamaya dahil oldu. En büyük yapılan işlerden bir tanesi bu...  Bu gözardı ediliyor." diye konuştu.

Koca, vakıf üniversitesi kavramının 1982 Anayasası ile Türkiye'nin  gündemine girdiğine, vakıf üniversitelerinin kamu tüzel kişiliği olarak, kar  amacı gütmeyen kuruluşlar olduğunu anlattı.   Üniversiteler dahil olmak üzere 1982'den itibaren kamunun yer yer  tahsisleri olduğuna işaret eden Koca, "Burada hiçbir sorun yok. Türkiye'nin şu an  ilk ona giren vakıf üniversitelerinin tamamı bu şekilde oldu, hatta imar  mevzuatına aykırı yaklaşımlar dahil olmak üzere, hatta yeri geldiğinde ücretsiz  tahsisler yapılması dahil olmak üzere. Ama son 17 yıllık süreçte vakıf  üniversitelerine bedelsiz verilen herhangi bir tahsis söz konusu olmadı. Daha  önce olduğunu çok iyi biliyoruz ama şu 17 yıllık dönemde bedelsiz hiçbir tahsis  olmadı." diye konuştu.

 

Bakan Koca, iddialara konu tahsisin bakanlığı döneminden önce olduğunu  ve o dönemde de haberleştirildiğini dile getirerek, "Sanki bugün yeni yapılmış  gibi haberleştirilen ve manşet atılan, öncelikle de 'Numune Hastanesi verildi'  diye manşet atılan, asla bu konuyla ilgili zerre kadar gündemde olmayan bir  konuyu benim üç ay önce 'burası eğitim ve sağlık olarak kullanılacak, eski  yapılarımız' dememe rağmen manşetler atıldı." ifadelerini kullandı.

 

Süreç içerisinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının "Böyle bir tahsis  yok." açıklaması yaptığını ancak buna karşılık "Bedava tahsis yapıldı."  denildiğini belirten Koca, "Burası Atatürk Orman Çiftliği değil, yani burası  Orman Bakanlığının kontrolünde olan bir yer değil. Burası daha önce Milli  Savunma, devamında Gençlik Spor, devamında Ankara Büyükşehire verilen ve askeri  havalimanından dolayı iki, üç, katı dört katı geçemez denilerek tekrar iadesi  yapılan, değerlendirilememe sebebiyle yer olduğunun söylenmesine rağmen duyan  yok." şeklinde konuştu.

 

 "Peki bütün bunlar niye oluyor?" diye soran Koca, "Sadece vatandaşımız  analitik baksın ve baktığına inanıyorum. Bu dönemde yapılanların ne olduğuna  bakmak gerektiğini düşünüyorum. Bu dönemde neler yapıldı, sadece başlık olarak  söylüyorum, kimseyi itham ederek konuşmak istemiyorum. Bu dönemde özellikle  yerlileştirmeye son derece önem veriyoruz." sözlerini kullandı.

 

 Bakan Koca, global firmaların Türkiye'yi yerlileştirme konusunda  Avrupa Birliğiüzerinden Dünya Ticaret Örgütü'ne şikayet ettiğine işaret ederek,  "Yapılan yerlileşmeyle ilgili  bundan sonraki dönemde üçüncü, dördüncü faza  geçeceğimiz, beşinci faza geçeceğimiz bu durumun olmamasını ve geçmişe dönük de  bunun uygulanmasını istiyorlar. Önümüzdeki bir iki ay içerisinde de dava konusu  olacak uluslararası bir şeyden bahsediyorum." dedi.   İlgili firmaların üç davayı kazandıkları hatırlatan Bakan Koca,  "Danıştay dahil olmak üzere, bizim ilaç fiyatlarını yüzde 60'a sabitlediğimiz kur  politikamızı da içeren üç davadan bahsediyorum, tazminat davasına geçildiği bir  dönemdi bu dönem. Bu dava takibiyle ve Türkiye'ye 20 milyara yakın maliyeti  olacak bir davadan bahsediyorum, bu dava bitti kamunun lehine, bu dönemde."  bilgisini paylaştı.

 

"Şehir hastanelerini vatandaşa hizmet odağı haline getirmek  istiyoruz"

Şehir hastanelerine yönelik TBMM'de yapılan düzenlemeyi hatırlatan  Bakan Koca, şöyle devam etti:

 "Şehir hastanelerini her geçen gün daha nitelikli hale getiren,  vatandaşa özellikli hizmet sunan, uluslararası hasta boyutuyla buna zemin  hazırlayan son noktada hizmet veren hastaneler olarak konumlandırıyoruz. Bir  hafta önce, Meclis kapanmadan önce bir kanun maddesi de geçti, biz bu süreçte  şehir hastanelerimizi daha nitelikli hale getiren, vatandaşa daha nitelikli  hizmet sunan ama finansal boyutuyla da bu şehir hastanelerimizi sürdürülebilir  kılmak istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın 'hayalim' dediği bu projeleri  vatandaşa hizmet odağı haline getirmek istiyoruz. Dolayısıyla bunları da finansal  boyutuyla sürdürülebilir kılmak bizim ana hedefimiz olacak."

Bu anlamda yaptıkları ve yapacakları çalışmaların olduğunu söyleyen  Koca, "Kanun maddesi de bize bundan sonra daha bir zemin oluşturacak. Bu noktada  kararlı olduğumuzun altını özellikle çizmek istiyorum." ifadelerini kullandı.   

 

İddialara ilişkin devam eden hukuki bir sürecin bulunup bulunmadığına  ilişkin bir soru üzerine ise Koca, "Bununla ilgili arkadaşlar hukuki süreci zaten  devam ettiriyorlar. O konuda hiçbir şekilde taviz verilmemiş olacak. Hukuki  haklarımızı sonuna kadar kullanma noktasında, hem bakanlık hem kişisel olarak  kullandığımızı ve kullanacağımızı da burada özellikle ifade etmek istiyorum."  değerlendirmesinde bulundu.  Basının haber alma özgürlüğü olduğuna, muhalefetin siyasi olarak bu  konuda görüş beyanında bulunmasının hakkı olduğuna vurgu yapan Bakan Koca, "Bu  söylenenlerin sosyal medya üzerinden çok önemli bir habermiş gibi veya söylem  olarak sunulmasını doğrusu çok etik bulmuyorum, bu anlamda daha merhametli, daha  hakkaniyetli, daha adaletli bir yaklaşımı gönlümüz arzu ediyor." diye konuştu.

 

"Devlet Demiryolları Misafirhanesinin hibe edildiği söyleniyor, tahsis  deniyor. Kurucu olduğunuz hastane grubuna verildiği söyleniyor. Bu konudaki  iddialar doğru mu?" şeklindeki soruya Koca, "Birçok üniversiteye yapılan tahsis  gibi bakanlığım döneminden önce yapılan tahsislerden birisi ve asla hibe  anlamında hiçbir durum söz konusu değil. Kanuni çerçevede rayiç bedel tespiti  yapılarak, tarihi doku korunarak eğitim amaçlı kullanılmak kaydıyla Kültür  Varlıklarını Koruma Kurulunun izniyle yapılan bir tahsis." karşılığını verdi.

 

 "Hepsi bakanlığımdan önce, bakanlığımdan sonra asla olmamıştır.  Müracaat daha öncedir ve 12 Haziran'da yapılmıştır." diyen Koca, o zaman da  haberler yapıldığını, ancak bugün kampanya tarzında haberlere yer verildiğini  belirtti.  Koca, yine biri 11 yıl önce Bursa, diğeri 7 yıl önce İstanbul'da  eğitim amaçlı kullanılmak kaydıyla Medipol dışında başka bir tüzel kişiliğe  kiralanan yerlerle ilgili bugün verilmiş gibi haberler yapıldığını anlatarak,  şöyle devam etti:  "Bilinçli bir kampanya evet, bir hedefle yapılmış olabilir. Ben  birtakım başlıklarla bu dönem yapılanları detayına girmeden söylemeye çalıştım.  Ama vatandaşımız şunu bilsin; ben, bulunduğum koltuğun kutsallığını biliyorum ve  ne yapmam gerektiğini de biliyorum. Bu yapılanların hangi maksatla yapıldığını da  biliyorum. Bu noktada kararlılıkla asla geri adım atmadan, vatandaşın ve  memleketin lehine olabilecek, gerektiğinde ben veya bir çok kimsenin aleyhine  olma pahasına üzerine gideceğimden herkes emin olsun."

 

 Sağlık hizmetlerinde dijitalleşme

 

Sağlıkta dijitalleşme süreciyle ilgili ne gibi yenilikler olduğuna  yönelik soru üzerine Koca, yeni dönemi özellikle vatandaşın lehine, ülkenin  menfaatine daha verimli kullanmaya odaklanmak gerektiğine inandığını bildirdi.  Dijitalleşme sürecini de önemsediklerini vurgulayan Koca, en küçük sağlık  verisini bile dijitalleştiren bir dönemde olduğunu ifade etti. Koca, "e-nabız"ın yerli bir yazılım olduğunu ve 12 milyon vatandaşın  kullandığını dile getirerek, bunu herkesin kullanabilir olduğu bir sisteme  dönmesini arzuladıklarını söyledi.  Yeni dönemde SGK ile iş birliği içinde dijitalleşmeyi, yapay zeka ve  büyük veri kullanılarak, ayrıca olabilen veya olabilecek istismarı da önleyen bir  mekanizmayı devreye sokmak istediklerini belirten Koca, bununla ilgili adımların  atıldığını kaydetti.

 

Emar (MR) ve tomografi de yeni dönem 2 Eylül'de başlıyor

 

Koca, buna emar (MR) ve tomografide başlandığını ifade ederek, hekimin  talepte bulunduğu durumda, daha önce MR ve tomografi çekildiyse bakmasını  hatırlatan ve bakmadıkça Medula sistemi üzerinden ödemenin yapılmadığı bir  dönemin ülke genelinde 2 Eylül'de hayata geçeceğini vurguladı.

Bakmadan yazılan, istenen tetkiklerin yüzde 10 fazla olduğunu ve bu  hatırlatmayla yüzde 65'e yakın talebin engellendiğinin görüldüğünü vurgulayan  Koca, "Bunu daha ileriye götürüyoruz 2 Eylül'den sonra. Bu hastaneler sadece özel  değil, üniversite, kamu dahil olmak üzere MR ve tomografinin çekildiği tüm  merkezlerin bir entegrasyonla yapılması gereken bir durum. Şu an yüzde 85 bu  entegrasyon sağlanmış durumda. 2 Eylül'de bu entegrasyon tamamıyla bitmiş  olacak." diye konuştu. Koca, çekilen MR'ın hangi durumlarda istenebilirliğini belirleyen,  çekildiğinde standartlara uygun çekilip çekilmediğini, alanıyla ilgili uzman  ekibin vereceği kararla yapay zeka ile kontrol edilen bir sürecin olacağını  bildirdi.Bu sistemi pek çok alanda yapmak istediklerini anlatan Koca, "Anjiyo  hangi durumlarda yapılır, anjiyo sonucuna göre stent mi takılmalı baypas mı  yapılmalı, buna bakanlık olarak oturup biz karar vermeyeceğiz. Bunu ilgili  birimlerle bilimsel heyetin vereceği kararların algoritmasını geliştirerek yapay  zekayla büyük veri üzerinden devreye sokmak istiyoruz." dedi. Koca, dünyada benzeri olmayan bu durumun vatandaşa doğru tanının,  doğru hizmetin, doğru müdahalenin yapılabilirliğini sağlayan bir yaklaşım  olacağını vurgulayarak, bu yüzden dijitalleşmeyi önemsediklerini ve yatırımdan da  kaçınmadıklarını belirtti.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

sanalbasin.com üyesidir

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık
UA-9420185-1 google-site-verification: google03750594e72e0af5.html